Bir Başkadır Sokak Oyunları
Aysel Hanım sallanan koltuğunda oturmuş örgüsünü örüyordu. Arda somurtarak ninesinin yanına geldi. Aysel Hanım gözlerini örgüsünden torununa çevirdi ve sordu “Anladığım kadarı ile canın sıkılmış Ardacığım. Ne olduğunu anlatmak ister misin?”
“Fark etmediniz mi nineciğim elektrikler kesildi. Bilgisayarda oyun oynuyordum, yarım kaldı. Tam da bütün puanları toplamıştım. Aksi gibi bataryası da bitti. İnanabiliyor musunuz nineciğim cep telefonumun da şarjı yok. Ne yapacağım ben şimdi?”
Aysel Hanım sevgiyle gülümsedi;
“Bunlar için canını sıkmaya değer mi Ardacığım? Elektrikler yoksa sokağa çık. Arkadaşlarınla oyna.”
“Sokağa mı? Sokakta ne yapacağım ki ben?”
“Ah teknoloji çocukları sizi. Sokak oyunlarını bilmiyorsunuz. Keyfini alsanız içeri girip bilgisayar başına oturmazsınız bir daha.Biz çocukken… Evimizin karşısındaki boş arsada arkadaşlarımızla buluşur, saklambaç, körebe…”
Ninesinin anlattıkları ilgisini çekmişti Arda’nın. Yanına oturdu ve merakla dinlemeye başladı.
“Yakan top, is top, kuka, birdirbir, çelik çomak, misket oynardık. İp atlardık. Kovalamaca oynardık. Ağaçlara tırmanır, dut, kayısı, erik toplar, yerdik.”
“Vuav… Ne çok oyun oynuyormuşsunuz nine.”
“Annemiz akşam oldu, babanız gelecek, artık eve gelin, derdi de içeriye öyle girerdik. Çok yakın bir arkadaşım vardı. Adı Serpil’di. Kapımızın önüne gelir ‘Aysel pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım.” diye seslenirdi. Serpil’in sesini duyunca annemden izin aldığım gibi kendimi sokakta bulurdum.” diyerek derin bir iç çekti Aysel Hanım;
“Ah… Ah, şimdi oyun oynayacak boş arsa da kalmadı.”
“Parklar var nineciğim. Sonra evlerimizin bahçelerinde de oynayabiliriz. Ben şimdi gidip Yusuf’u çağırsam… Desem ki ‘Yusuf pabucu yarım, gel bizim bahçeye oynayalım.’ Gelir mi acaba?”
“Bir dene bakalım. Mahallenin elektriği kesildiğine göre Yusuf’un da bilgisayarı çalışmıyor olabilir. Senin gibi canı sıkılıyordur belki de.”
“İyi ama ben saklambaç oynamayı bilmiyorum. Yusuf’un da bildiğini sanmıyorum.”
“Düşündüğün şeye bak Ardacığım. Ben size öğretirim saklambacı da yakan topu da kukayı da çelik çomağı da.”
Arda; “Yaşa nine, sen çok yaşa!Ben gidiyorum Yusuf’u çağırmaya.” der demez soluğu arkadaşının evinde aldı.
“Yusuf pabucu yarım, gel bizim bahçeye oynayalım.”
“Yusuf pabucu yarım, gel bizim bahçeye oynayalım.”
Yusuf yüzünde kocaman bir gülümseme ile kapıda belirdi.
“Oynayalım Arda, oynayalım da ne oynayacağız?”
“İlk önce saklambaç,sonra yakan top, kuka…”
“İyi de biz bu oyunları oynamayı bilmiyoruz.”
“Ninem bahçede bizi bekliyor. O, bütün sokak oyunlarını biliyor ve bize öğretecek.”
“Hadi o zaman ne duruyoruz.” diyerek bahçenin kapısından içeri girerlerken çocukların dudaklarından “Ya yayaşaşaşa Aysel Nine çok yaşa!” sözleri dökülüyordu.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
YazarDepremin üzerinden beş koca gün geçmişti. Hale, yine televizyonun karşısına oturmuş depremin yıktığı binaları, enkazın altında kalan insanların kurtarılışını izliyordu. Farkında değildi ama gözlerinde...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Melis dışarı çıkmak üzereydi ki duyduğu sesle irkildi;“Hiişştt… Hiişştt… Melis.”Küçük kız şaşkın şaşkın etrafına bakındı.“Bana mı sesleniyorsunuz?” diye sordu.“Evet, sana seslendim.”“İyi ama neden? Si...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Okuldan eve geldiğinde dedesini bahçede çiçeklerle uğraşırken buldu Güneş. Heyecanla yanına gitti. Sonra da bir çırpıda okullarında bir yarışma düzenleneceğini anlattı. Önce bilgi yarışması zannetti K...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Bugün çok mutlu ve heyecanlıyım. Anneannem, babaannem, dedem, teyzem ve halamlar bize geldiler. Bu akşam soframız şenlikliydi. Yemeğimizi yedik. Güldük, eğlendik, şarkılar söyledik. Dedem çocukluğunda...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR