Tasavvuf Kültürü Açısından Buhârâ Ziyâreti
Dünyanın merkezi Asya’ya doğru kayarken, Türk dünyasına olan ilgi her geçen gün daha da artmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulmasıyla birlikte, Kafkaslardan Anadolu’ya kadar bütün Orta Asya coğrafyasının zengin yeraltı kaynakları ve verimli topraklara sahip olması beşerî ve ekonomik alâkayı ve cazibeyi buraya çevirmiştir. İpek Yolu bölgesinde yer alan Özbekistan’ın tarihî ve coğrafî konumu gereği kültür ve inanç turizmi açısından önemi çok yüksektir.
Biz şehirler ve gönüller inşâ eden bir dinin bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu kadim merkezlerimizin ismini anarken bile bizler Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Kudüs-ü Şerif,Şam-ı Şerif, Buhârâ-yı Şerif diye hürmetle yâd ederiz.
Bu arada Küdüs-ü Şerif civarında İsrail’in yaptığı zulümler Arşı Â’layı ve bütün mü’min gönülleri titretirken, Gazzeli Müslüman kardeşlerimizin dertlerini yüreğimizde hissediyoruz. Duyarsız kalmamak adına bu sayımızda birkaç yazı ve şiirle konuyu gündeme taşırken Aralık sayımızda daha detaylı inceleyerek meseleyi unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı burada beyan etmekte fayda görüyoruz.
Mâveraünnehir; İslâm medeniyetinin önemli merkezlerindendir. Orada Orta Asya sûfîlik okulu kurulmuştur. İslâm dünyasında var olan tarikatlardan dördü; Yeseviyye, Hâcegân-Nakşbendiyye, Kübreviyye, Aşkiyye buradan gün yüzüne çıkmış ve yayılmıştır. Bunların arasında Hâcegân-Nakşbendiyye’nin kurucusu Hâce Bahâeddin Muhammed Nakşbend Hazretleri’nin kabr-i şerifinin ve o silsilenin yedi pîrinin kendi civarında olması Buhârâ’yı mânevî merkez konumuna getirmiştir.
Buhârâ; 10. ve 17. yüzyıllardan beri ayakta olan; Orta Asya’nın iyi korunmuş eserleriyle İslâm şehir medeniyetinin müstesnâ örneklerinden sayılmaktadır. Buhârâ 1993’te Dünya Mirası Kültürel Alanı listesine dâhil edilmiştir. 9. ve 16. yüzyıl arasındaki dönemde 200’den fazla cami ve 100’den fazla medrese ile tasavvufun da en büyük merkezi hâline gelmiştir. Buhârâ’daki önemli inanç eserlerinin en ilgi çekici anıtlar arasında 10. yüzyıl Müslüman mimarîsinin şâheseri ünlü İsmail Sâmânî Türbesi yer almaktadır.
Buhârâ’da bulunan diğer başlıca kutsal eserler; 1119’da yapılan “Namazgâh Camii”, 10. yüzyıldan kalan “İsmâil b. Ahmed Sâmânî Türbesi”, 12. yüzyıldan kalan 45,30 m. yüksekliğinde bir minareye sahip olan ve 16. yüzyılda inşâ edilerek Arslan Han’ın yaptırdığı Kalan/Kalyon Camii, 14. yüzyılın son dönemlerinden kalan “Çeşme-i Eyyûb Türbesi”, Mugak Attarî Camii ve Uluğ Bey Medresesidir.
Özbekistan’da hâlen “Yedi Pirler” olarak bilinen Silsile-i Âliyye büyüklerinin türbeleri ve yaşamış oldukları mekânlar önemli ziyâret yerleri arasındadır. Yedi Pirler; Abdülhâlık-ı Gucdüvânî (k.s.), Arif-i Rivgerî (k.s.), Hâce Mahmud İncîrfağnevî (k.s.), Ali Râmîtenî (k.s.), Muhammed Bâbâ Semmâsî (k.s.), Seyyid Emir Külâl (k.s.) ve Hâcı Muhammed Bahâeddin Nakşbend (k.s.)’dir.
Buhârâ’da inançları simgeleyen birçok tarihî mekân ve eser bulunmaktadır. Buhârâ özellikle bölgenin İslâm kültürü açısından oldukça önemli bir şehridir. Buhârâ’daki tarihî kale ve diğer mühim eserler; şehirdeki yapılaşmanın orjinalliği ziyâretçilerin dikkatini çekmektedir.
Seyyahlar tarafından Buhârâ “türbeler şehri” olarak anılmıştır. Ayrıca Buhârâ’da hadis âlimlerinden Muhammed b. İsmail El-Buhârî, Tirmizî Hazretleri’nin ve İmam-ı Mâtürîdî’nin yetiştiği seçkin topraklardır. Mânevî duygular ve görsel şölenler açısından görülmesi gereken kadim şehirlerimizdendir. Selâm ile.
Kemal DEMİR
YazarFilistin siyaseti, bölgesel jeopolitik dengelerle şekillenmektedir ve bu süreç 1950'lere kadar uzanır. Arap siyasetindeki bölünmeler Filistin siyaseti üzerinde etkili olmuştur. Fetih hareketi, erken d...
Yazar: Kemal DEMİR
27 Ekim 1991 tarihinde Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Türkmenistan'ı ilk tanıyan ve Aşkabat'ta ilk Büyükelçilik açan ülke Türkiye'dir. Türkiye, kardeş ülke olarak...
Yazar: Kemal DEMİR
Nakşbendî Tarîkatı’nın önde gelen isimlerinden olan Mehmed Raîf Efendi’nin hayatı hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. İstanbullu olduğu bilinen Raîf Efendi, İstanbul’da 1309/1891’de vefât etmiştir...
Yazar: Fatih ÇINAR
23 Nisan 1857’de Sibirya’nın Tobolsk iline bağlı Tara kasabasında dünyaya geldi. Aslen Buharalı bir Özbek ailenin evladı olup, babası Ömer Efendi, annesi Başkurt Türklerinden Afîfe Hanım’dır. Tahsil h...
Yazar: İsmail ÇOLAK