Yüksek Başarı Beklentisi ve Mutluluk
Anne babalar ve yetişkinler! Sizler, başarı beklentiniz ile çocuklarınızı nasıl etkiliyorsunuz? Başarı beklentiniz, çocuk üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Bazı anne babalar, maalesef, hep yüksek başarısı beklentisi, hep kazanma beklentisi içindeler. Çocuklarının küçük düşüşleri onlar için kabullenilemez bir durumdur. Anne babaların bu yüksek başarısı beklentisi, bazı çocuklarda başarısızlığa sebep olmaktadır. Dahası, bazı çocuklarda psikolojik tahribata sebep olmaktadır.
Bu noktada, mesleğimi icra ettiğim yıllarda yaşadığım bir durumu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Sabah çalışma büroma henüz yeni gelmiş ve güne hazırlık yapıyordum. Kapı çaldı ve içeri bir öğrenci girerek şöyle söyledi:
“Hocam, ne olur bana yardım edin. Kaç alırsam alayım anneme beğendiremiyorum. Doksan iki aldım, niye notun düştü diyor. Eskiden böyle değildi. Şimdi kimse beni sevmiyor.”
Neden sevilmediğini düşündüğünü sorduğumda; “Biliyorum ben, notlarımdan dolayı. Düşük not alınca sevilmiyorum. Of hocam, ben çok mutsuzum.” dedi.
Bu olay çok da yabancı değil bizlere, değil mi? Yıllarca çalıştığım okullarda bu durumda olan yüzlerce öğrenci ile konuştum. Hiç de azımsanmayacak sayıda öğrencimiz, başarı eşittir mutluluk görüşünde. Sözünü ettiğim öğrencimiz de mutlu olmayı başarısına bağlıyordu. Yüksek not alınca anne babası tarafından sevileceğini, sevilince de mutlu olacağını ifade ediyor.
Geçmiş tarihlerde, bir fen lisesi öğrencisi sınavda 100 aldığını öğreniyor; dersten çıktıktan sonra yedi katlı binanın dördüncü katından kendisini aşağı atıp maalesef ölüyor. Ve bıraktığı not şöyle: “100 alsam da sizin için yeterli olmuyor ki…”
Çocukların ve gençlerin fizyolojik yapısı, duygusal dünyası düşünülmeden, sadece başarı beklentisi, bir robot misali yaklaşım… Ne kadar yanlış. Bazen de yüksek başarı beklentisi, yanlış benlik yapısına yani şişirilmiş özgüvene sebep olur. Bazı aileler, çocuklarıyla ilgili onların potansiyellerinin ve becerilerinin üzerinde beklenti içine girer.
Çocuklarını her alanda başarılı görmek isterler. Bu başarıyı elde etmek isteyen çocuklar, çok kapasiteli ve zeki çocuklarmış gibi hareket etmeye başlarlar. “Madem benden bu kadar şey bekleniyor, demek ki ben üstün zekâlı ve süper yetenekli bir kişiyim.” inancını geliştirirler.
Bu inancı sarsacak durumlardan kaçarlar. Başarısız olacakları bir işle yüzleşmeleri gerektiğinde, aslında o işi yapabileceklerini ama yapmak istemediklerini söylerler. Beklentiyi gerçekmiş gibi algılayıp ona göre davranırlar. İşte ailelerden gelen yüksek beklenti farkında olmadan çocukları aşırı özgüvene iter.
Çocuğa şunu da kavratmamız gerekir: Yaptığımız işlerde başarılı olmamız, Yüce Yaratıcımızın bizlere verdiği nimetler sayesindedir. Aslında bizlerde görünen güzellikler, bizi yaratan Rabb’imizden gelmektedir. İnsan, güzellikleri gösteren bir aynadır. Usta bir ressamın başarısı, ona Yaratıcı tarafından verilen el, göz, akıl, resim yeteneği gibi birçok nimet sayesindedir. Bunları göz ardı ederek tüm başarıyı ressama atfetmek hatadır, aynı zamanda ressama da zulümdür.
Çocuklarımız hayatta bir şeyi başardıklarında, bu başarının Yaratıcıdan geldiğini onlara hissettirmemiz gerekir. Bu yapılmadığında çocuklar bu başarıyı tamamen sahiplenirler. “Ben yaptım, ben başardım, tamamen kendi çabamla oldu.” düşüncesi onlarda yeşerir ve bu durum aşırı özgüvenin belirtisi olan gurur ve kibre neden olur.
Bu tespitlerden sonra siz anne babalara ve çocuklarla ilgili olan herkese bazı kısa tavsiyelerde bulunmak istiyorum:
Çocuğun içinde bulunduğu yaş döneminin özelliklerini ve bu yaş döneminin çocuk üzerindeki etkisini öğreniniz.
Çocuğunuzun başarısı ve geleceği konusundaki kaygılarınız çocuğa olumsuz yansır. Öncelikle bu kaygılarınızı azaltınız.
Çocuğunuzla sık sık sohbet edip onu rahatlatınız. Konuşmalarınız, yalnızca ders çalışma, notlar, başarı konularında olmamalıdır.
Onlarla konuşmalarınızda önce olumlu yönlerini, başarılarını konuşunuz, başarılarını ödüllendiriniz. Başarısız olunca sakın onları cezalandırmayınız; başarısızlığın nedenlerini birlikte bulmaya çalışınız.
Onları aşan yüksek hedefler koymayınız. Onların yeteneklerini dikkate alarak hedeflerinde yardımcı olunuz.
Çocuğunuza güvendiğinizi sık sık ifade ediniz.
Sizin zamanında yapamadıklarınızı çocuklarınızdan beklemeniz gerçekçi olmayabilir: “Ben fen lisesine gidemedim, o gitsin.”, “Ben doktor olamadım, o olsun.” gibi.
Çocuğunuza olan sevginizin onların başarılarına bağlı olduğu düşüncesi asla ortaya çıkmamalı; sizin yaklaşımınızdan dolayı çocuk asla böyle düşünmemelidir. Başarısız da olsa onu sevdiğinizi sık sık söz ve davranışlarınızla ifade ediniz.
“Başarılı olursam sevilirim.” düşüncesine sakın sebep olmayınız.
Eşref BOLUKÇU
YazarAhlâk, bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimlerini ve kurallarını ifade eder.Ahlâk, insanın amaca yönelik olarak kendi arzusuyla iyi davranışlarda bulunup kötülükten uzak ...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Geleneksel ailede babanın temel görevi, evin geçimini sağlayacak maddî kazanç elde etmekti. Gün boyu dışarıda olan baba eve geldiğinde günün yorgunluğunu atardı. Dolayısıyla çocuklarına çok fazla zama...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Hak dinin ilk günlerinde İslâm safına katılan bahtiyarlardan birisi de Hz. Aişe (r. anha)’nin anne bir kardeşi olan Âmir bin Füheyre (r.a.) idi. Hz. Âmir, Peygamberimiz, Erkam’ın evinde bulunduğu sıra...
Yazar: N.Nida DURAN
Babalık ne zaman başlar, diye bir soru sorsam cevabınız ne olur? Kanımca, birçoğunuz çocuk doğduktan sonra babalık da başlar, der. Bu bakış açısı, günümüz için geçerli değildir. Babalık, evlenme karar...
Yazar: Eşref BOLUKÇU