Kardeş Sevgisi
Sevgi nedir? Kaç çeşit sevgi vardır? Sevgi nasıl tanımlanabilir? Sevginin tanımı aslında kişiden kişiye göre değiştiği gibi sevilen kişi, canlı ya da eşyaya göre de değişir.
Sevgi ve kardeşlik, insanoğlunun en çok muhtaç olduğu iki kavramdır. Toplumun mutluluğu ve huzuru ancak sevgi ve kardeşlik ile sağlanabilir. Bu nedenle toplumda sevgiyi yaymak ve kardeşlik bağlarını güçlendirici tutum ve davranışlar sergilemek her insanın öncelik vermesi gereken hususlardandır.
Dilimizdeki en güzel kelime, kardeşlik… Bir birlikteliği, paylaşmayı, türemeyi ifade eden bir kelime. Doğum öncesi aynı karnı paylaşmayı ifade eder. İşte kardeşliği özel kılan da budur. O kadar değerli ve özeldir ki dinimiz ve kültürümüz insanların kardeş gibi olmalarını istemiştir. Hucurat Suresi’nin 10. ayetinde şöyle buyrulur: “Mü’minler, ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a itaat edip korkun ki merhamete ulaşasınız.”
Toplumda, kardeş olduğumuz sürece gerçek sevgiyi kazanmış oluruz. Kardeşlik ve sevginin olmadığı toplumlarda sorunlar kaçınılmazdır. Ben bu yazımda, aynı anneden doğan çocukların kardeşliğinden bahsedeceğim. Önce güzel bir hikâye ile başlamak istiyorum:
“Bir köyde iki erkek kardeş vardı. Babalarından yadigâr çiftlikte omuz omuza verip çalışıyorlar, alın teri döküyorlardı. Bu iki kardeşten birisi evliydi ve dört tane çocuğu vardı. Diğeri ise henüz evlenmemiş, bekârdı. Kardeşler çalışıp çabalayıp her günün sonunda elde ettikleri ürünleri ve kârlarını kardeşliğin gereği olarak eşit, adil olarak bölüşüyorlardı.
Günlerden bir gün, bekâr olan kardeş kendi kendine şöyle dedi:
- Elde ettiğimiz ürünümüzü ve kazancımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adil değil. Ben tek başıma yaşıyorum, henüz bakacak bir eşim, çocuklarım yok; dolayısıyla o kadar çok paraya da ihtiyacım yok. Ama kardeşim benim gibi mi? Altı kişilik bir aileye bakmak ve onların tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.
Böyle güzel düşünen küçük kardeş, her gece, herkes uyuduğunda evinden çıkıp bir çuval buğdayı gizlice kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başladı.
Bu esnada, evli kardeş de kendi kendine şöyle düşünüyordu:
- Hasadımızı ve kazancımızı eşit olarak paylaşmamız hiç de adil değil. Ben evliyim, eşim ve çocuklarım var; yaşlandığım zaman bana onlar bakabilir. Hâlbuki kardeşim maalesef evli değil, tek başına ve yaşlandığı zaman kendisine bakacak ne bir eşi ne de bir evladı var.
Böylece o da her gece herkes uyuduğunda evinden dışarı çıkıp bir çuval buğdayı kendi deposundan alıp gizlice kardeşinin deposuna götürmeye başladı.
Bu durum günlerce, haftalarca hatta aylarca devam etti. Ama ne yaparlarsa yapsınlar ikisi de ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar çünkü her akşam ikisi de bir diğerinin deposuna bir çuval buğday koyduğu halde hiç eksilme olmuyordu; ikisinin de deposundaki buğdayın miktarı hiç değişmiyordu.
Günlerden bir gün, bir gece iki kardeş her zamanki gibi gizlice bir çuval buğdayı diğerinin deposuna götürürken karanlıkta çarpıştılar. Bir süre birbirlerine baktılar ve sevgiyle kucaklaştılar.”
İşte gerçek kardeşlik ve gerçek insanlık budur.
Kardeş sevgisi, anne ve baba tarafından oluşturulan bir duygudur. İnsanlar, diğer birçok duyguda olduğu gibi, sevme duygusuyla doğar. Ancak, bu duygunun nasıl oluşacağı, nasıl yön bulacağı anne baba ile ilgilidir. Kardeş sevgisinin temelini anne babanın attığını ifade etmeye çalışıyorum.
Yeni doğan bir bebek, anne baba için farklı, daha önce var olan çocuk veya çocuklar için farklı anlamlar ifade edebilir. Şöyle ki bebek anne baba için bir mutluluk kaynağıdır. Ancak, kardeşinin doğmuş olması çocuk için mutluluk kaynağı olmayabilir.
Yeni bir kardeşin gelmesi, büyük kardeş için anneyi kaybetme yani annenin sevgisinin azalması anlamına gelebilir. Annenin artık kendisiyle ilgilenmeyeceği, dahası, artık kendisini sevmeyeceği ya da daha az seveceği düşüncesine sebep olur. Büyük kardeş, sevginin paylaşılmasıyla azalacağını yani kendisine az pay düşeceğini düşünür. İşte asıl mesele de burada başlar: Anne ve babanın sevgilerinin paylaşılarak azalmayacağı yaklaşımı… Yeni bir çocuk gelince büyük çocuğa karşı değişmemeleri gerekir. Sevgilerinde ve ilgilerinde bir değişim olmamalıdır.
Anne babaların çocuklarıyla gerçekçi, rahat, güven dolu ilişkiler içinde olmaları, sevgiyi az bulunan ve uğrunda çarpışılan bir kaynak olarak değil, rahatlıkla başvurulan ve her daim artan bir kaynak olarak sunmaları son derece önemlidir.
Davranışların yaptırımları söz konusu olduğunda “Seni sevmeyeceğim artık! Kardeşini seveceğim!” sözleri, “Böyle yapmazsan seni sevmem.” gibi tehditler ve koşullu sevgi sözleri çocuklar için bir “sevgi rekabeti” ortamı hazırlamayı kolaylaştırır.
Kardeşlerin “kardeşlik” kavramının farkına varması gerekir. Kardeşler için kardeşlik kavramının ortaklık, benzerlik, sevgidaşlık ve candaşlık olduğunun önce kelimelerde, sonra da ilişkilerdeki değerli paylaşımlarla şekillenmesi ile kardeş kavgası, kardeş kıskançlığı gibi yıkıcı ifadelerden yapıcı ifadelere geçiş mümkün olabilir. Kardeşlik sadece bir akrabalık değil bir dayanışma ruhudur ve ancak anne baba tarafından paylaşımın gücü ve iş birliğinin rahatlatıcı dayanışması olarak öğretilebilir.
Eşref BOLUKÇU
YazarÇok fakir fakat saliha bir hanım, gayet zengin ve pek müreffeh bir hayata sahip bir kimse ile evlenir. Kocası, gayet sıcak bir yaz gecesi uyanır ve hanımına çok susadığını söyleyerek kendisine bir bar...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Çocukların kimlikleri yani kişilikleri 0-6 yaş döneminde büyük oranda oluşur. Daha doğrusu, altı yaşından önceki eğitim ve öğretim, çocukların kişiliklerinin temelini oluşturur. Bu nedenle anne ve bab...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Aynı inanç, aynı kıble, aynı bayrak, aynı vatan, aynı ülkü, aynı ahlâkî değerler, aynı tarih gibi değerlerimiz dayanışma içinde ve bir olmamızı sağlar. Bunlar, bizleri bir arada tutan övünç kaynağı mi...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Aileyi sevgi okulu hâline getirmek zorundayız. Ailedeki ilişkiler sevgi kokmalı. Ailede hâkim olan dil, sevgi dili olmalı.Aile, sevgi üzerine kurulması gereken sosyal bir kurumdur. Sosyal kurumlar, to...
Yazar: Eşref BOLUKÇU