İnsanın Kalbine Bir Yolculuk: Anlayış
Modern zamanların kendince sıkıntıları da çıkıyor gün geçtikçe. Yaşadığımız dünyanın hızlı bir biçimde tükenişine şahit olurken insani melekelerimizin de hızlı bir şekilde tüketildiğinin farkında olmadan zamanımızı heba ediyoruz. Her şeyi hızlı bir şekilde yaşadığımız için de durup bir durum değerlendirmesi yapma imkânı bulamıyoruz. Çünkü çok acelemiz var, çünkü daha çok kazanmaya ihtiyacımız var ve bunlarla yıllarca övüneceğiz!
Hayatımızı sürekli kazanma hırsı uğruna heba etmemizin toplumsal izleri var tabii ki. Çocuklarımıza, eşimize, ailemize daha güzel bir hayat bırakmak, ev almak, araba almak, mal mülk bırakmak adına sürekli kazanma hırsıyla bir şeylere odaklanıyor ve bunları yaptığımız zaman ailemize, çevremize daha faydalı olacağız düşüncesi hâkim. Toplumun genelinde de bu görüşün baskın olmasıyla beraber bu yönde toplum baskısından da söz etmek mümkün.
Elbette insanız en azından başımızı sokacak, tehlikelerden korunacak bir evimizin olmasını isteriz bunlar makuldür ama çocuklarımızı, torunlarımızı vb. kuşaktan kuşağa herkesi kapsayacak bir serveti kazanabilir miyiz, Allah bilir. Çünkü bazı şeyler Allah’ın dilemesiyle olur. Kiminin imtihanı da varlıktır.
Dünyada zenginliğe dair bir sürü kitap var; on adımda zengin olmanın yolu, yüz adımda şöyle olursunuz böyle olursunuz diye bir sürü insanları gayrete sevk ettiğini iddia eden çalışmalar mevcut. Ama bunların tamamını bir tarafa bırakıyorum çünkü hiçbir insanın şartları bir değil, herkes aynı durumda değil, aynı imkânlara sahip değil. Belki dünyanın dengesi de böyle sağlanıyor. Bir tarafta güçlüler, diğer tarafta güçsüzler. Sana ne kardeşim dünyanın düzeni bu diyebilirsiniz. İşte anlayış dediğimiz bir kavram var ki güçlü ile güçsüzün arasındaki dengeyi sağlayacak, adalet ile adaletsizliğin arasındaki ince çizgiyi koruyarak dengede tutacak gizemli kelime.
Kazanma hırsı arasında kendimizi durup dinleyemediğimiz için anlayışsız bir toplum olarak hayata devam ediyoruz. Trafikte anlayışsız şoförler vesilesiyle hak ihlalleri oluyor, kazalar meydana geliyor. Herkes kurallara dikkat etse trafikte bu kadar kaza olabilir mi? Herkes kendini uyanık zannedip trafikte hızlıca sıyrılmaya kalkışıyor, bu uyanıklık değil hak gasp etmektir.
Çalıştığınız bir yerde biri işleri yapıyor diye her şeyi ona yüklemek yine adaletsizliğin başka bir yönüdür. Kişinin işe karşı tutumunu suiistimal etmektir. Bunu yaparken de kendini uyanık zannetme gafleti ise çok tehlikelidir. Bunu yapan insanlar da maalesef bunun farkında değiller. Ama bu gaflet insanlar arasındaki iletişimi kopma noktasına götürür. Basit gördüğümüz kavramlar üzerinde düşünmeden tek düze yaşama fikri belki günümüzü kurtarabilir ama bizi gelecekte anlayışsız insanlar kervanına katacaktır.
Sürekli anlayışsız insanlar ise bir süre sonra çekilmez olur ve dikkate alınmamaya başlar. Sürekli anlayan tarafta olmak insanı yorabilir, bu yüzden herkesin anlayışlı olması gerekir. İnsanî değerlerimizi bir tarafa bırakarak yaşam sürmemiz, sağlıklı bir yaşam sürdüğümüz anlamına gelmez. Bencillikle kimsenin başı göğe ermez. Koca koca insanlara bir yaşa ermesinden sonra nasihat etmek çok utanç duyulası bir durumdur ama hemen bir atasözünün ardına saklanıp “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.” diyebilirler ama o da kurtarmaz. Öğrenin kardeşim öğrenin, neyi bekliyorsunuz. Bu dünyayı bu kadar içinden çıkılmaz hale getirmek için derdiniz ne acaba?
Cemil Meriç “Sıhhatli bir zekâ kitapları çalışmalarına tabi kılar. Onun için eğlencelerin en asilidir okuma, en asilleştiricisidir.” diyor. Kısacası okumak zekâyı kibarlaştırır. Maalesef bizde okumak külfetli bir iş hâline gelir, ona bütçe ayırmayız. Zaman ayırmayız, okurken uykumuz gelir, dalar gideriz. Bilmiyorum farkında mıyız ama sürekli bahaneler arasında insanlığımızdan adım adım uzaklaşıyoruz. Sonra bir ah çekiyoruz, nerede o eski günler, nerede o eski insanlar…
Yola devam ederken vurdumduymazlıklarımızla beraber yolda düşürmüş olabilir miyiz ah çektiğimiz şeyleri diye de düşünmek gerek.
Erol AFŞİN
YazarÜlkemizde depremin üzerinden ikinci Ramazan ayına girdik, Allah nasip eyledi ve buna erişebildik. Ramazan ayının sonrasında da yine insanların sevinçle kutladığı Ramazan Bayramına erişmiş olacağız. Öz...
Yazar: Erol AFŞİN
İslâm’ın yüceliğini, yaşadığı hayatlarıyla canlı misal olarak sunan büyük zatlar, yüksek medeniyetler inşa etmişlerdir. Yüce şahsiyetlerine bakıldığı zaman; inanan, düşünen, çalışan, fikir ürete...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
İnsan, hayatı boyunca sürekli bir mücadele içinde. Bir yerlere varabilmek, bir şeylere ulaşabilmek için sürekli bir çabanın içinde. Tabiî dünyada yaşayabilmenin de kendine göre kuralları var. Dünyanın...
Yazar: Erol AFŞİN
Hayatımızı bir şekilde iyi kötü diyerek düzene koymuş yaşayıp giderken bazen hayatın monotonluğundan, tek düze bir şekilde yaşamış olmanın sıkıcı olduğunu düşünerek zamanımız geçiyordu belki. İnsanlığ...
Yazar: Erol AFŞİN