Tuhfetü’l-Fükahâ
“Tuhfetü’l-Fukahâ”, Hanefî fakîhi Semerkandî’nin (ö.539/1114?) bir çalışmasıdır.[1] Semerkandî, bu eseri, Kudûrî’nin (ö.418/1027) “el-Muhtasar” adlı eserini şerh etmek gayesiyle kaleme almış ancak içerik ve metot açısından yaptığı değişikliklerle neredeyse müstakil bir eser ortaya çıkarmıştır.[2] “Tuhfetü’l-Fukahâ” üzerine yapılan en önemli çalışma ise Kâsânî’nin (ö.587/1191) “Bedâî’u’s-sanâi’ fî tertibi’ş-şerâi’”adlı meşhur eserdir. Kâsânî de tıpkı Semerkandî’nin “el-Muhtasar” adlı çalışmaya yaptığı gibi usûl ve içerikte birçok değişiklik yapmıştır.
Bu nedenle hâlâ “Bedâîu’s-sanâi’ adlı çalışma bir şerh midir yoksa müstakil bir çalışma mıdır?” sorusu gündemi meşgul etmektedir.[3] Biz bu çalışmada bu tartışmaları bir kenara bırakarak, Darende Şeyh Hamîd-i Velî Kütüphanesi’nde Kitap No: 48, Tasnif No: 590’da bulunan, 1216/1801-1802 yılının Zilkâde ayının ortalarında İbrahim b. el-Hâc Mustafa (ö.?) tarafından kaleme alınan ve kayıtlara “Tuhfetü’l-Fukahâ” olarak geçen yazma eserin[4] Semerkandî’nin “Tuhfetü’l-Fukahâ” adlı eseri ile bir bağlantısının olup olmadığını değerlendirmek istiyoruz.
Şeyh Hamîd-i Velî Kütüphanesi’ndeki “Tuhfetü’l-Fukahâ” Semerkandî’nin Eseri midir?
Semerkandî’nin “Tuhfetü’l-Fukahâ” adlı eseri üç cilttir. Darende Hamîd-i Velî Kütüphanesi’nde bulunan “Tuhfetü’l-Fukahâ” tek yazma nüshadır. Her iki eserin içeriği incelendiğinde fıkhî meseleleri Hanefî mezhebine gören ele alan ortak bir yapılarının olduğu görülmektedir. Fakat içeriklerine bakıldığında her iki eserin birbirinden oldukça farklı oldukları görülmektedir.
“Tuhfetü’l-Fukahâ”nın Darende nüshasının konu başlıklarını şu şekilde sıralamak mümkündür: “Kitâbu’t-Tahâret- Fi’l-Gusl, fi’l-Mesh. Kitâbu’s-Salât- Bâbu’l-Cum’a ve’l-Îdeyn, Bâbu’l-Cenâiz. Kitâbu’z-Zekât- Bâbu’l-Uşrî ve’l-Harâc. Kitâbu’s-Savm- Kitâbu’l-Hac- Kitâbu’n-Nikâh- Kitâbu’l-İtâk- Kitâbu’l-Velâ- Kitâbu’l-Eymân- Kitâbu’s-Sirgati- Kitâbu’s-Seyr- Kitâbu’l-Lukata- Kitâbu’l-Mefkûd- Kitâbu’ş-Şeriketi- Kitâbu’l-Vakf- Kiâbu’l-Buyû’- Kitâbu’l-Müdânât- Kitâbu’l-Kefâleti- Kitâbu’l-Kadâ ve’l-Kâdî- Kitâbu’l-Vekâleti- Kitâbu’d-Da’vâ- Kitâbu’l-Akdâr- Kitâbu’l-Mudârabe- Kitâbu’l-Âriye- Kitâbu’l-Vedîa- Kitâbu’l-Hibe- Kitâbu’l-İcâra- Kitâbu’l-İkrâh- Kitâbu’l-Gadab- Kitâbu’ş-Şuf’a- Kitâbu’l-Kısme- Kitâbu’ş-Şurb- Kitâbu’l-Muzâraa- Kitâbu’s-Sayud- Kitâbu’l-İstihsân- Kitâbu’r-Rehn ve Kitâbu’l-Vesâyâ.”[5]
Semerkandî’nin “Tuhfetü’l-Fukahâ”nın birinci cildinden bulunan konu başlıklarını ana hatlarıyla dile getirip her iki eseri bu yönüyle karşılaştırmak istiyoruz. Semerkandî’ye ait “Tuhfetü’l-Fukahâ”nın birinci cildinde şu konu başlıkları yer almaktadır: “Kitâbu’t-tahâret- Bâbu’l-vudû, Bâbu’l-Hades, Bâbu’l-Cenâbet… Kitâbu’s-Salât- Bâbu Mevâkîtu’s-Salât, Bâbu’l-Ezân… Kitâbu’l-Cenâiz- Bâbu’s-Salâti alêl-cenâiz…Kitâbu’z-Zekât…”[6] Görüldüğü gibi isimleri aynı olmakla ve benzer konular işlenmekle beraber eserlerde konuların işleniş şekilleri tamamen farklıdır. Konu başlıkları benzerlikler arz etse de alt başlıklar tamamen farklıdır. Ayrıca Darende nüshasında konular soru-cevap şeklinde işlenmiştir. Semerkandî’nin eserinde ise böyle bir usûl bulunmamaktadır.
Semerkandî’nin eseri Darende’deki nüshaya göre çok daha geniştir. Bütün bu farklılıklar Darende’de bulunan “Tuhfetü’l-Fukahâ” adlı çalışmanın Semerkandî’ye ait olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte her iki eser de Hanefî mezhebinin görüşlerine göre meseleleri ele almaları bakımından ortak bir özellik taşımaktadır. Darende nüshasını kaleme alan İbrahim b. Mustafa, Semerkandî’nin eserinden ilham alarak bu eseri şekillendirmiş, Semerkandî’nin eserinde dile getirilen konuları (birçok konu başlığını atlayarak) soru cevap şekline dönüştürmüş, halkın rahatlıkla anlayabileceği bu soru cevaplarla daha muhtasar ve akılda kalıcı bir eser meydana getirmiş izlenimi vermektedir.
Netice olarak ifade etmemiz gerekirse Şeyh Hâmid-i Velî Kütüphanesi’nde yer alan “Tuhfetü’l-Fukahâ” adlı yazma eser, Hanefî mezhebinin görüşlerine göre ve fıkıh kitaplarının genel dizaynına uygun olarak kaleme alınmış bir eserdir. Bu eserle Semerkandî’ye ait “Tuhfetü’l-Fukahâ” adlı eser arasında derinlikli analizlerle çeşitli bağlantılar olup olmadığı alanın uzmanlarının bu konuyla ilgili yapacakları akademik çalışmalarla ortaya çıkarılacak bir husustur. Biz bu makale ile her iki esere dair bilgi verip konuya dikkat çekmek istedik.
[1] Muhammet Mücteba Emre, Hanefi Fıkıh Bilgini Semerkandî’nin Tuhfetü’l-Fukahâ Adlı Eserinde Küllî Kaideler, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2011, s.13-22.
[2] Hacı Mehmet Günay, “Semerkandî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2009, c.XXXVI, s.471.
[3] Ferhat Koca, “Kâsânî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2001, c.XXIV, s.531.
[4] İbrahim b. el-Hâc Mustafa, Tuhfetü’l-Fukahâ, Şeyh Hamîd-i Velî Kütüphanesi’nde Kitap No: 48, Tasnif No: 590,vr.185b.
[5] İbrahim b. el-Hâc Mustafa, Tuhfetü’l-Fukahâ, vr.1a-3a.
[6] Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1948, c.I, s.433-440.
Fatih ÇINAR
YazarEğitimcilerin Kaleminden: İrfan ve Kültür Eğitimcisi Olarak Hulûsi Efendi (k.s.)Tasavvuf, irfan geleneği ile özünde bir eğitim müessesesi olma özelliği taşıyan yüce bir kurumdur. Tasavvuf yoluna giren...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Geleceğimiz olan yavrularımızın iyi bir eğitim alması, yararlı bir insan olması için elimizden anne babalar olarak gelen her şeyi yapıyoruz ama bir türlü istediğimiz sonucu alamıyoruz. Çocuklarımızla ...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Tekirdağ, Anadolu ile balkanlar arasında bir geçit bölgesi ve ilim, kültür, sanat ve mâneviyât merkezi İstanbul’u besleyen ana merkezlerden biri olması bakımından önemli bir şehirdir.[1] Tekirdağ’ın b...
Yazar: Fatih ÇINAR
17.yüzyılda, Anadolu’da, dildeki başarısı ve gönlünün zenginliği ile dikkat çeken birçok mâneviyât erinden bahsetmek mümkündür.[1] Onlardan biri, üstâdı Abdülehad Nûrî-i Sivâsî (öl. 1061/1651) ve onun...
Yazar: Fatih ÇINAR