Müslüman Ustaların Ellerinde Şekillenen Mimarî Sanatımız
İnsanoğlu yaşadığı mekânları mamur bir şeklide uzun ömürlü yapılar olarak inşa etmiştir. Binalarla birlikte şehirlerin bir umrana dönüşmesi mimarî sanatın tezahürüdür. Şen ve bayındır binalarda oturan Müslümanlar için hayatın merkezi olan cami mimarisinin etrafında büyük bir medeniyet kurmuşlardır. Şehrin siluetine camilerle birlikte medrese, han, hamam, imaret gibi mimarî yapıların oluşturduğu medenî kurumlar da yapı sanatımıza müstesna ve sembol eserler olarak anlam katmışlardır.
Müslüman sanatkârların kaleminden çıkan çizgiler Müslüman ustaların ellerinde şekillenen taşlarla medeniyet tecrübemizin semeresi olarak mimarî gelenek içinde “İslâm mimarisi”ni ortaya çıkarmıştır. Yapılar özgün yönleriyle İslâm dininin ruhunda bulunan değerleri semboller hâlinde yansıtan, yapıya kimlik kazandıran bir özelliğe sahiptir. İslâm kültürünün yaşadığı bölgelerdeki mimarî eserlere bakıldığında, minare, kubbe ve taç kapılar dinî üslûbumuzun şekillendirdiği yapılar olarak göze çarpar. Günümüze yaklaştıkça gelenekle modern tarzı birleştiren cami mimarisine de rastlanmaktadır.
1960’lı yıllarda Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin arzusuna binaen Yüksek Mühendis-Mimar Şerif Ali Akkurt’un mimarî tasarımını yaptığı Balaban Abdurrahman Erzincanî Camii, cami mimarimizde çok özel bir yere sahiptir. Çünkü yapının simgesel anlatımı olarak; İslâm’ın beş şartına binaen yapının beşgen planda olması, Peygamberimiz’in çadırını modern sayılabilecek bir mimarî biçimle ortaya koymuştur. Yapıdaki yerel taş malzeme cami etrafındaki tarihî kerpiç evlerle bütünleşerek tabiî dokunun izlerini geleceğe taşıyan başarılı bir örnektir. Bu cami takdir gören bir mimarlık ürünü olmakla birlikte son yıllarda Türkiye’de mimarlığın hâlâ en sorunlu yönlerini içeren “cami mimarlığı” açısından 1960 yılında kaliteli bir çözüm önerisidir.
İslâm tarihinden beslenen simgesel anlamların mimarlık sanatı olarak modern tarzda inşa edilişinin ilk örneklerindendir. Bütün yerleşim birimlerinde rastlayabileceğimiz orantısız taklit yapıların aksine bir Anadolu beldesinde gerçekleştirilmiş mimarlık harikası bir eserin önemi ve değeri gayet yücedir. Beşgen oluşu mimarî yapılarda ilktir. Beşgen, dikdörtgen kare gibi motifleri vardır. Minare de beşgen olarak Peygamberimiz’in sancağını ve bayrağımızdaki yıldızın beş köşesini simgeler. Selçuklu eserlerine benzer, kubbe kullanılmamış farklı bir çatı ile kapatılmıştır.
Yine Yüksek Mühendis-Mimar Şerif Ali Akkurt’un imzasını taşıyan, mimarî yapısıyla gören herkesin ilgi odağı olan Darende Şeyh Hamid-i Veli Külliyesi de yukarıda saydığımız güzellikler manzumesinde olduğu gibi yeni nakışların yeni motiflerin izlerini taşır. Mimar Şerif Ali Bey, seneler öncesinden Hulûsi Efendi’yle başlamış olan dostluk ve yakınlığı yıllar geçtikçe tecrübe kazanarak H. Hamideddin Ateş Efendi’nin liderliğindeki vakıf hizmetlerinde mimarî kemalini bulmuştur. 2013 yılında açılışı yapılan külliye içindeki yeni camii projesinde ustalığının bütün haşmetini ortaya koymuştur. “Bu muhteşem eserin mimarı kimdir?” diye kendine soranlara, “Resmî ve görünen mimarı benim ama buranın manevî mimarı Hamideddin Efendi’dir.” diyecek kadar tevazu ehlidir. Bu vesileyle mimarlık sanatımıza mührünü vuran, insanlığın istifadesini eser sunan bütün mimarlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
Bekir AYDOĞAN
YazarTürk tasavvuf tarihinde Erdebilî geleneğini Anadolu’ya taşıyan önemli bir mutasavvıf olan Somuncu Baba’nın benimsemiş olduğu tasavvuf düşüncesinde Melâmetî anlayışı ön plana çıkmıştır. Onun en önemli ...
Yazar: İsmail AYTAÇ
Çanakkale Şehitlerinin Fedâkârlığıyla Maziden Âtiye Uzanan Vatan KöprüsüBirinci Dünya Savaşı’nda, en şiddetli cephelerden biri olan Çanakkale’dir. Batılı güçlerin ordusu daha gelişmiş ve sayıca bizden...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
2 Kasım 1884 tarihinde İstanbul'da Çırağın Sarayı'nda dünya gelen Mehmed Reşad, babası Abdülmecid'in ihtimamıyla saray geleneklerine göre yetiştirilmiş, kendisine okuma yazma dışında adet olduğu gibi ...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
Ciltçilik, İslâm kitap sanatının önemli bir unsurudur. Bir kitap veya mecmuanın yapraklarını sıralı olarak bir arada tutabilmek için yapılan ve onları koruyan kapağa cilt denilmektedir. Bu malze...
Yazar: Bekir AYDOĞAN