ABDURRAHMAN ERZİNCANÎ HAZRETLERİ (K.S.)

ABDURRAHMAN ERZİNCANÎ HAZRETLERİ (K.S.)

Şeyh Abdurrahman Erzincanî’nin soyu, Orta Asya’dan gelerek Erzincan’a yerleşmiştir. Evlâd-ı Rasûl’den ve Yıldırım Bâyezîd devri meşayihlerindendir. Zamanının gerekli ilimlerini memleketi olan Erzincan’da tahsil ettikten sonra, Şeyh Safiyüddin Erdebilî ve Alaaddin Ali’nin yanına gitmiş ve aldığı irşad görevi ile Anadolu’ya geri dönmüştür.  Kızı Necmiye Sultan, Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ile izdivaç yapmıştır. Aynı şekilde, Şeyh Abdurrahman Erzincanî Hazretleri de Balaban Bey’in kızı ile izdivaç yapmıştır.1 Yıldırım Bâyezîd ise 1389-1402 yılları arasında hüküm sürmüştür. Aynı devirde Darende’de yaşamış olan Şeyh Hamid-i Veli (k.s.) Abdurrahman-ı Erzincânî’nin kızı Necmiye Sultan ile izdivaç ettiği ve dolayısıyla bu iki büyük veli arasında bir sıhriyet bağı kurulduğu tarihî bir hakikattir. Mehmet Süreyya, Abdurrahman Erzincanî’nin 835/1432’de vefat ettiğini belirtmektedir.2

Darende’deki Evlâdı ve Ona Atfedilen Mezarı

Seyyid Abdurrahman Erzincanî evlâdının Darende’nin Beğ Mescidi adı verilen ve daha sonra Beğ Mahallesi olarak tanınan mahallede yaşadıkları tapu kayıtlarında açıkça görülmektedir.3 Onun Darende’de meskûn olan evlâdından bir kısmı da Darende’ye bağlı eski adı Gerimter yeni adı Balaban olarak bilinen yerde ikamet etmişlerdir. Abdurrahman Erzincanî’nin Darende’de ikamet etmekte olan oğlu Şeyh Muhammed, Uluviran köyü ve Kızıl Kapı mezrasını satın alarak babasının türbe-i şerifine vakfetmiştir.4 Konu ile ilgili olarak 1525 tarihli Darende vakıf defterinde; “Vakf-ı mezâr-ı Şeyh Abdurrahman Erzincanî” başlığı altında, Karye-i mezbûrenin Kızıl Kapı nâm mezra‘sıyla tamam mâlikâneleri, merhûm mağfûrun-leh Şeyh Abdurrahman-ı Erzincanî Hazretleri’nin mezâr-ı şerîfine vakıfdır. Merhûm Şeyhin oğlu Şeyh Muhammed satun alub vakfetmişdir…” kaydı düşülmüştür.5 Bu da göstermektedir ki Abdurrahman Erzincanî Hazretleri’nin türbe-i şerifi Balaban’dadır. Darende ile ilgili arşiv belgelerinde, Darende’nin Gerimter karyesindeki Şeyh Abdurrahman Erzincanî evlâdından ve Darende çevresinde bulunan Şeyh Abdurrahman Erzincanî vakıflarından bahsedilmekte, bu ise mezarının Darende Balaban’da olduğunu göstermektedir.

Abdurrahman Erzincanî ailesinden birçoğu Osmanlı Devleti zamanında önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Mesela bu zatlardan Nakşbendî Şeyhi Seyyid Hasan Efendi, yaptırmış olduğu mektepte 139 kişiyi aşan öğrenciyi okutmasına karşılık genel ihtiyaçları karşılayamaması nedeniyle Malatya mukataası gelirinden tahsisat ayrılmıştır. (1793)6 Bunlardan Darende’de yaşamış olan çoğunluğunu âlimlerin teşkil ettiği bazı isimler aşağıda gösterilmiştir:

  1. Tarikat-ı Muhammediye adlı meşhur eseri 1721’de istinsah ederek çoğaltmış olan Abdurrahman-ı Erzincânî soyundan Seyyid Abdüsselâm, aile şeceresini Şeyh Abdurrahman Erzincanî ibareleri ile göstermiştir7.
  2. 1842’de Şeyh Şemseddin Sivasî’nin “Menâkıb-ı Cihâr Yâr-i Güzîn” adlı kitabını tercüme etmiş olan Abdurrahman Erzincanî soyundan Hasan Efendi ise, künyesini “Hasan bin Ahmed bin Hasan an evlâd-ı Şeyh Abdurrahmân Erzincânî” şeklinde göstermiştir.8

3- Musul, Kastamonu ve Adana valiliklerinde bulunan Darendeli Mustafa Faik Paşa. 1897 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

4- Mustafa Efendi ile Dikişçi Muhammed Efendi de Abdurrahman Erzincanî’nin torunlarından olup, Sultan Mustafa zamanında her ikisi de kadılık görevi yapmışlardır.

5- Yemen, Şam, Ardos, Harput, Sivas, Ankara, Medine, Halep kadılıklarında bulunan ve Halep kadısı iken 1897-1898’de vefat eden Hasan Sıtkı Efendi Abdurrahman Erzincanî soyundandır.9

6- Hasan Sıdkı Efendi’nin oğulları, 1883 yılında Darende’de doğmuş olan Abdurrahman Zahid Efendi10, onun büyük kardeşi 1874 doğumlu Mehmet Kâzım Efendi11 ve en büyük kardeşleri, Osmanlı müelliflerinden Musıla-i Süleymaniye ve Bursa Müderrisliği payesini haiz, 1870 doğumlu Mehmet Haşim Efendi de Abdurrahman Erzincanî soyundandır.12

Soyundan gelen bu isimlerin Darende’de doğmaları, bulunmaları, değişik illerde Osmanlı hizmetinde bulunmaları ve yaptıkları hizmetlerde etkisinden bahsetmeleri ise Abdurrahman Erzincanî’nin Darende Balaban’da medfun olduğunu göstermektedir.

Abdurrahman Erzincanî Camii ve Mezar-ı Şerifi

Darende Balaban/Gerimter’dedir. Şeyh Abdurrahman Erzincanî adına yaptırılmıştır. Caminin bitişiğinde bulunan türbe önünde 1568 tarihli bir kitabe bulunmaktadır.13 Abdurrahman Erzincanî mezarına tahsis edilen vakıf gelirlerinden buraya da harcama yapıldığı muhakkaktır. 1519 tarihli kayıtlarda, daha önce oğlu Şeyh Mehmet tarafından satın alınan Uluviran köyü ile ona bağlı Kızılkuyu mezrasının malikâne hissesi ve divani hissesinin bağ haracından bir kısmı Abdurrahman Erzincanî’nin mezarına vakfedilmiştir. Kanunî dönemine ait tarihsiz bir tahrir defterinde, Uluviran köyü ve Kızılkuyu mezrası malikâne hissesi, Şeyh Yalıncak Zaviyesi’nin vakfı; köyün ve mezranın divani hissesi ve sair vergileri, tımar kaydedilmiştir.14 Abdurrahman Erzincanî mezarının vakfı olan Darende Balaban Uluviran köyünün malikâne hissesi, 1776’da Abdurrahman Erzincanî evlâdından Abdulkerim ve ondan sonra oğulları Hacı Kasım Çelebi, Hacı Abdullatif ve Fazlullah’ın tasarrufundaydı. Köyün malikâne geliri 4200 akçeydi. Divani hissesi ve sair vergileri hass-ı şahi kaydedilmişti. Bu tarihte Abdurrahman Erzincanî evlâdından Şeyh Seyyid Hüseyin Efendi, vazifesi karşılığında Uluviran köyü vakıf gelirinin kendisine verilmesini istemişti.15 1797’de Balaban Bey Zaviyesi ve Abdurrahman Erzincanî vakfının tasarrufu Abdurrahman Erzincanî soyundan Hamza Efendi ve akrabalarından bir kaç kişinin elindeydi. Bu şahıslar, Uluviran köyünün Balaban Bey’in vakfı olduğunu iddia etmekte idiler. Ancak çıkan anlaşmazlık üzerine iddia İstanbul’a bildirilince reddedilmiştir.16

Abdurrahman Erzincanî adına Balaban’da bulunan eski türbe, Horasan harcı ile kare planlı, ahşap piramit örtülü olarak 1960 yılına kadar mevcuttu.17 Cami ve türbesi, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi tarafından kurulan bir dernek vasıtasıyla yenilenmiştir. Projesi, 1961 yılında Şerif Ali Akkurt’a çizdirilerek yapımına başlanmıştır.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.) “Gökpınar’ın suyu gelmeden, bu topraklara akmadan Abdurrahman Erzincanî Camii tamamlanmaz.” buyurmuştur. Hazret’in de dediği gibi olmuş Gökpınar’ın suyu geldiğinde caminin tamamlandığı görülmüştür. Bu doğrultuda Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hamid Hamideddin Ateş Efendi tadilat, tamirat, restorasyon çalışmalarını yaptırmış 2014 yılında tamamlanmıştır. Bu doğrultuda cami ve müştemilatı ile ilgili şu çalışmalar yapılmıştır: Abdurrahman Erzincanî Camii’nin mihrabı, minberi ve kürsüsü Selçuklu ahşap sanatına uygun olarak yapılmıştır. Camiinin halısı çok güzel dekore edilmiş, alttan ısıtma sistemi uygulanmıştır. Aydınlatma ve ses sistemi modern mimarî anlayışına göre yapılmış, caminin sanat tarihi anlayışına uygunluk sergilenmiştir. Minarenin taş kaplaması Elazığ sunta taşından, çevre düzenlemesi Adıyaman traverten taşından yapılmıştır. Hazret’in bulunmuş olduğu türbenin kubbesi bakırla kaplanırken, hazirenin iç tadilatı yapılmış, kitabeler aslına uygun olarak yenilenmiştir. Cami çatısı yeniden elden geçirilerek restoresi yapılmış, ışıklık pencereleri alüminyum doğramadan tesis edilmiştir. Pencere ve kapı doğramaları yenilenmiştir. Türbeye ve yapıya uygun olarak Spella ağacından orijinal masif olarak yapılmıştır. Caminin giriş bölümü yeniden düzenlenmiş, şadırvanla birlikte müştemilatın tamiratı ve tadilatı yapılmıştır. Restore ve tadilat çalışmaları aslına uygun yapılırken modern anlayışla tarih birleştirilmiştir. Bu hâliyle külliye göze çok güzel görünmekte ve hiçbir aykırılık gözükmemektedir. Minare ve dış cephe aydınlatması ise Darende Belediyesi tarafından yapılmıştır.

Cami, türbe, kütüphane ve meşrutadan meydana gelen küçük külliye, çadır şeklindeki mescidi, mızrak ucu şeklindeki minaresi ve diğer yapılarıyla modern mimarî anlayışıyla inşa edilmiş çok güzel bir eserdir. Hatta bu proje Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mimarlık bölümünde ders olarak okutulmuştur.

Sonuç

Arşiv vesikaları, Şeyh Abdurrahman Erzincanî’nin, evlâd-ı Rasûl yani sadat-ı kiramdan olduğunu göstermektedir. Bütün bu kayıtlardan ve belgelerden anlıyoruz ki, Şeyh Abdurrahman Erzincanî Hazretleri, Alâeddin Erdebilî’nin halifesidir. Ovacık’a bağlı Uluviran köyünde ve Darende’nin içinde yer alan Beğ Mescidi mahallesinde evlatları ve torunları vardır. Evlatları ve dolayısıyla kendisi, evlâd-ı Rasûl’dür yani Seyyidler zümresindendir. Bu sebeple, Osmanlı Devleti, diğer Seyyidler zümresine yaptığı gibi, bunları da birçok vergiden muaf tutmuştur. Somuncu Baba ile Şeyh Abdurrahman arasında, manevî bir bağ bulunduğu, her ikisinin de aynı dönemlerde Darende’de bulunduğu kesindir.

Onun mezarına veya adına birçok cami, mescit, zaviye ve benzeri vakıf müesseseleri yaptırıldığı, bu müesseselere gelirler tahsis edildiği, Osmanlı Devleti zamanında Darende, Elbistan, Besni ve Adıyaman’da bulunan torunlarından avarız vergisi alınmadığı bilinmektedir. Bu ailenin avarızdan muaf olduğu, resmî yazılarla da ilgili makamlara ya da şahıslara bildirilmiştir. Onun Darende’de meskûn olan evlâdından bir kısmı da Darende’ye bağlı eski adı Gerimter yeni adı Balaban olarak bilinen yerde ikamet etmişlerdir. Soyundan gelen ve makalemizde bahsettiğimiz pek çok sima Darende’de doğmaları, bulunmaları, değişik illerde Osmanlı hizmetinde bulunmaları ve şecerelerine Hazret’i eklemeleri ve yaptıkları hizmetlerde etkisinden bahsetmeleri ise Abdurrahman Erzincanî’nin Darende Balaban’da medfun olduğunu göstermektedir. Abdurrahman Erzincanî’ye atfedilen Darende ve Adıyaman’daki mezarlar hakkında elde edilen bilgiler kıyaslanacak olur ise, Adıyaman’ın İndere/Zek köyünde olduğu kaydedilen mezarın vakıfları arasında, nedense Abdurrahman Erzincanî’nin Darende’de bulunan evlatları adına evkafın, zikredilmediği görülmektedir. Eğer mezarın Darende’de olduğu kabul edilirse, bu defa Darende’nin Balaban kasabasındaki mezarın vakıfları kaydedilirken diğer vakıfları kaydedilmemiştir. Abdurrahman Erzincanî’ye olan sevgi, muhabbet ve Allah dostu olması gibi nedenlerle insanlar sahip çıkmışlardır bu ise çok normaldir. Kabirlerden birinin onun oğulları ya da ahfadından birine ait olduğu hâlde zamanla onun mezarı olarak tanıtılması, şu andaki karışıklığa yol açmış olabilir. Ancak bu büyük veli çokça seyahat yaptığı için Adıyaman Zek köyünde bir müddet bulunması ve evlatlarından burada kalanların olmasından dolayı burada makamı ve vakıfları da bulunmaktadır. Tıpkı Elbistan’ın Kızılcaoba mahallesindeki kendi ismiyle anılan mezar (evlatlarından birinin ismi Abdurrahman’dır.) taşının üzerinde Hazret’in isminin yazması gibi. Aslında Abdurrahman Erzincanî hakkındaki arşiv belgeleri, evkaf gelirleri ve soyunun hizmetleri ile devamının olması bizlere Darende Balaban’da mezar-ı şerifinin olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu göstermektedir.

Dipnot

1.    Hanifi Hoca, Darende Tarihi, s. 8.
2.    Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmani, c. 3, s. 309.
3.    Tapu-Kadastro Kuyud-ı Kadime Arşivi, Divriği Defteri, nr. 153, vrk. 68a.; bu kısmın yayınlanmış hâli için Bkz. Ahmed Akgündüz, Somuncu Baba ve Neseb-i Alisi, s. 20-21.
4.    Bkz. BA, Maliyeden Müdevver, nr. 3332, s. 47; BA, Tapu Tahrir Defteri, nr. 156, s. 241.
5.    BA, Maliyeden Müdevver, nr. 3332, s. 47; BA, Tapu Tahrir Defteri, nr. 156, s. 253-254.
6.    BA, EV,nr. 19528.
7.    Şeyh Hamid-i Veli Kütüphanesi, nr. 70.
8.    Şeyh Hamid-i Veli Kütüphanesi, nr. 2.
9.    Hanifi Hoca, Darende Tarihi, s. 5, 6; Abdurrahman Erzincanî hakkındaki bir çalışma için Bkz. Selahattin Yılmaz, “Şeyh Abdurrahman Erzincanî”, Somuncu Baba, yıl. 4, sy. 13, Haziran 1997, s. 29-32.
10.    İstanbul Müftülüğü Şer‘iyye Sicilleri Arşivi, Sicil Defteri, nr. 3, s. 47-a.
11.    İstanbul Müftülüğü Şer‘iyye Sicilleri Arşivi, Dosya nr. 1190; İstanbul Müftülüğü Şer‘iyye Sicilleri Arşivi, Sicil Defteri, c. 3, s 204.
12.    İstanbul Müftülüğü Şer‘iyye Sicilleri Arşivi, Sicil Defteri, c. 5, s 128.
13.    V.G.M.A, Sivas Salis Muhasebe Defteri, nr. 483, s. 287, sr. 796.
14.    BA, Tapu Tahrir Defteri, nr. 408, s. 814.
15.    BA, Cevdet Evkaf, nr. 8268, 8474, 15038; BA, İbnü’l-Emin Evkaf,nr. 5587.
16.    BA, Cevdet Evkaf, nr. 20373.
17.    Naci Toprak, “Şeyh Abdurrahman Erzincanî Camii”, s. 30.

Sayfayı Paylaş