Üçüncü Mehmed Han

Büyük babasının babası vermiş,
İsmini Fatih’e benzesin diye,
Haçova’da küfrü yerlere sermiş,
Nice toprakları almış geriye…

Cerrah Mehmed Paşa yapmış sünneti,
Dört bir yandan hükümdarlar katılmış,
Herkes sevmiş bu emsalsiz dâveti,
Pâre pâre Şâhi toplar atılmış!

Mehmed Azmi, Nasuh, İbrahim Cafer,
Yirmi dört senelik mektep hayatı,
‘Sadettin’de tarih, Nev’î de cevher,
Yiğitliğin, avcılığın sanatı…

Sancaktan saraya son Osmanoğlu,
Annesinin etkisinde bir Sultan,
Nâzik, âbid, hâlim, Mevlâ’ya bağlı,
Halkını dinleyen müşfik bir Hakan…

Yıllarca kahrolmuş hep için için,
On dokuz kardeşi kabre koymaktan,
Nizâm-ı âlemin temini için,
Çekinmemiş Mahmut’una kıymaktan!

Otuz altı yıllık kısa ömründe,
Sekiz sene süren saltanatı var,
Yıldırmamış künde üstüne künde,
Şâha kalkan al kınalı atı var!

Ne için kuşandık biz bu kılıcı,
Diye çıkmış gazâ için sefere!
Yaptığı yayların, okların ucu,
Teşvik olmuş, moral olmuş nefere…

Son Nebînin, sahabenin, âlimin,
Ayağa kalkarmış, geçince adı,
Karışı kaybolsa vatan ilinin,
Kaçarmış günlerce ağzının tadı…

Yaslı mısralarda Adnî imzası,
Celil’i yürekten inletir hâlâ,
Kubbelerde şair Bâki sedâsı,
Eğri Fatih’ini anlatır hâlâ…
Ayasofya bize dinletir hâlâ…

Sayfayı Paylaş