YOLLARINDA ÇİÇEKLER AÇAN ŞEHİR: İZMİR…

Somuncu Baba

Üstüne unutulmaz şarkıların bestelendiği ve doyumsuz şiirlerin yazıldığı büyüleyici bir şehirdir İzmir. Güzel Türkiye'min yüzölçümü bakımından yirmi üçüncü büyük şehri olmasına rağmen¸ nüfus bakımından üçüncü büyük şehridir. Ege'nin beri yakasındaki ak gerdanlıktır.

"İzmir" kelimesi¸ Eski İyon lehçesinde "Smyne"¸ Atina lehçesinde ise "Smyna" diye yazılır. Şehrin evveliyatını 8 bin 500 sene öncesine götürmek mümkündür. Hititler¸ Romalılar¸ Bizanslılar ve Osmanlılar bu şehri imar etmiş¸ burada kendilerine özgü medeniyet

"Bir çetin bilmece sorsam Paşa'dan


Söylemem memleket bağışlamadan


Mutlaka İzmir'i isterim anne!"


(İzmir'e Tahassür-Kemalettin Kamu)


 


Üstüne unutulmaz şarkıların bestelendiği ve doyumsuz şiirlerin yazıldığı büyüleyici bir şehirdir İzmir. Güzel Türkiye'min yüzölçümü bakımından yirmi üçüncü büyük şehri olmasına rağmen¸ nüfus bakımından üçüncü büyük şehridir. Ege'nin beri yakasındaki ak gerdanlıktır.


"İzmir" kelimesi¸ Eski İyon lehçesinde "Smyne"¸ Atina lehçesinde ise "Smyna" diye yazılır. Şehrin evveliyatını 8 bin 500 sene öncesine götürmek mümkündür. Hititler¸ Romalılar¸ Bizanslılar ve Osmanlılar bu şehri imar etmiş¸ burada kendilerine özgü medeniyetler kurmuşlardır. Barış ve dostluk tohumlarının filizlendiği bu eski topraklar¸ daha bunun gibi nice farklı uygarlıklara beşiklik etmiştir. Bu yönüyle bu kadim şehir¸ tarih ile yatıp kalkmakta¸ her dem tarihi teneffüs etmektedir.


İzmir içli bir şarkının nakaratıdır. Zamanın sular seller gibi aktığı yerdir. Hasretin şafağında sol yanımdaki sızıdır. Evladından ayrı düşmüş bir annenin tarifsiz hasretidir. Gölgeleri görünmez yapan bir öğle güneşidir. Kordonboyu'nda sulara düşen güneşin yangınıdır. Gönlümün en mutena yerlerinde sakladığım gün görmemiş sırdır. Çaresizliğin yüreğimize abandığı demlerde umudun alfabesidir. Güneşin tekrar doğmak için battığı yerdir.


İzmir'in tarihi¸ coğrafyası¸ cemiyet hayatı¸ insanı¸ atmosferi¸ değerleri¸ değerlileri kendine özgüdür. Kışı¸ baharı¸ yazı diğer şehirlere benzemez. Gecesi¸ gündüzü¸ kültürü¸ folkloru biriciktir. Herkes içindeki aynadan seyreder bu şehri. Görünenler¸ gönül aynasına yansıyanlardır.


Hafızalara Nakşolan Semtler


İzmir'in her bir semti epeski bir hatıra defterinin sararmış yapraklarıdır. Hafızalarımıza nakşedilen özgün nakışlardır. Bu yapraklarda hayatın mâziye karışmış nice fotoğrafları vardır. Eski fotoğraflardan seyrettiğimiz şehirle¸ bugünkü şehri adım adım dolaşarak mukayese etmeli… Betonlaşan İzmir'i sorgulamalı; şehri bu hâle düşürenleri vicdanımızda olsa da yargılamalı. Nostaljinin doruklarında seyrü sefer ederken hasret gözyaşlarımızı içimizin derinliklerine akıtmalı.


  Kadim zamanlarda "İyonya'nın İncisi" olarak tabir edilen Efes¸ İzmir'in gözbebeğidir. Bu kent¸ antik çağların en ünlü şehirleri arasında başı çeker. Burası klasik Yunan döneminde İyonya'nın on iki şehrinden biriydi. Efes Antik Şehri geçen onca zamana rağmen cazibesini muhafaza etmektedir. Her yıl on binlerce turist bu harabeleri gezerek kadim zamanların ve tarihin nabzını tutar.


   İzmir¸ asırlardır Ege'nin gözde ticaret mekânlarının başında gelmektedir. İzmir Limanı¸ Mersin'den sonra ülkemizin en büyük limanı olarak kabul edilmektedir. Öte yandan Eylül ayı ile birlikte kapılarını ziyaretçilerine açan İzmir Enternasyonel Fuarı bu şehre dinamizm ve hayat katmaktadır. Sonbaharın ilk günlerinde küresel dünyanın bütün devleri gözünü bu fuara çevirmektedir.


Türkiye'nin metropollerinden biri olan İzmir¸ otuz ilçesi bulunan bir büyük şehirdir. Bunların 21'i merkez ilçe statüsündedir. Eski İzmir şimdikinden farklı bir yerde bugünkü Bayraklı'da kurulmuştu. Medeniyetlerin kesiştiği bir noktada yer alan İzmir¸ doğunun en batısı¸ batının en doğusudur. Geçen zaman bu şehri bir yandan kocatırken bir yandan da gençleştirmektedir. Ege Bölgesi'nin en büyük şehri olan İzmir¸ yarınlara emin adımlarla yol almaktadır.


Zamanın İçindeki Saat Kulesi


  Zaman içerisinde onca farklı milletten ve inançtan insanı barış içerisinde yaşatan İzmir¸ baştanbaşa tarihi solumaktadır. Konak Meydanı'ndaki kadim Saat Kulesi'nde zaman sanki durmuştur. Onun yanı başında asırlardan beri var olma mücadelesini başarıyla sürdüren¸  firuze çinileriyle göz kamaştıran¸ minyatürlerden çıkıp gelmiş izlenimini veren Yalı Camii'nden yükselen ezanlar imanlı yüreklerde yankı bulmaktadır. Aynı mekânda uçuşan güvercinler¸ hayatın öznesi olan insanlarla dostane ilişkiler kurup o günkü istihkaklarını çıkarmanın peşindedirler. Aynı tablonun içinde yer alan "İlk Kurşun Anıtı" milletimizin vatana duyduğu aşkı ve muhabbeti adeta tescil etmektedir. Bu toprakların her karışında şühedanın kanları ve izleri bulunmaktadır.


  İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi tarihimizin en acı ve karanlık dönemlerinden birini teşkil etmektedir. Bu matem havası üç yıl sonra¸ 9 Eylül'de şehrin geri alınmasıyla yerini adeta bayrama bırakmıştır. Kurtuluşla birlikte güzel İzmir tekrar o eski neşeli günlerine geri dönmüştür. Hâlâ sevilerek okunan İzmir Marşı'nın şu sözleri bizi o günlere götürmektedir: "İzmir'in dağlarında çiçekler açar/Altın güneş orda sırmalar saçar/Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar/Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa/Adın yazılacak mücevher taşa //İzmir'in dağlarında oturdum kaldım/Şehit olanları deftere yazdım/Öksüz yavruları bağrıma bastım/Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa/Adın yazılacak mücevher taşa" Rabbim güzel İzmir'e böyle acıları bir daha göstermesin.


  Güzel İzmir'imizin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi yüreklerde derin yaralar açmıştır. İşgalden kaynaklanan hazin duygu¸ şairlerin dillerine pelesenk olmuştur. Şair Kemalettin Kamu "İzmir'e Tahassür" adlı şiirinde bu hüznü en iyi yansıtan duygu erlerinden biridir:  "Anne¸ deniz nerde¸ yalımız nerde?/Hani gideceğimiz İzmir'e der de/Beni uyuturdun dizinde anne!//Geçende ablam da öyle diyordu/Bu bahar İzmir'e girmezse ordu/Kanmam sözünüze sizin de anne!//Yeşil bir bahara büründü dağlar/Bülbüllü bahçeler¸ üzümlü bağlar/Kimlerin işine yarıyor anne!//O bağlar nerede¸ bahçeler nerde?/Her akşam güneşin battığı yerde/Gözlerim İzmir'i arıyor anne!//Şimdi bir kuş olsam¸ kanadım olsa/İzmir'e giden yol eğer bu yolsa/Bir başıma bile giderim anne!"


  Vaktiyle yolu bu şehre düşen Sefiller'in İtalyan yazarı Victor Hugo¸ İzmir'i çok sevmiş¸ adeta yere göğe sığdıramamış "Prenses" sözcüğüyle tavsif etmiştir.


  Şehrin Doğal Güzellikleri


  İzmir'in coğrafyası gibi¸ senenin üç yüz günü güneşli geçen iklimi de müşfiktir. Burada güneşin gülen yüzünü ve sıcaklığını göstermediği günler istisna kabilindendir. Altı yüz kilometrelik kıyı şeridine sahip olan bu şehir¸ yılın dört mevsiminde mavinin bütün tonlarıyla adeta raks etmektedir. Şehir¸ doyumsuz güzelliğini saklayamamakta¸ arz-ı endam etmektedir. Kuş Cenneti¸ Alaçatı gibi yerler ziyaretçilerini büyüleyerek kendine âşık etmektedir. Özellikle Alaçatı¸ rüzgâr sörfçülerinin buluşma noktasıdır. Çeşme¸ Selçuk Gülbahçe¸ Özdere¸ Urla¸ Ilıca¸ Altınkum¸ Gümüldür ve Foça'daki kumsallar tek kelimeyle muhteşemdir. Bu emsalsiz kumsallar¸ mavi bayraklarla taçlandırılmıştır. Şehrin doğal koyları yelken tutkunlarını kendine çağırmaktadır.


  Ege'nin incisi İzmir bir ticaret şehri olduğu gibi¸ aynı zamanda bir kültür ve sanat şehridir de. Sinema¸ tiyatro¸ müzik¸ eğlence¸ fuar ve festival deyince akla öncelikle İzmir gelmektedir. Yıl içerisinde düzenli olarak tertiplenen uluslararası film festivali¸ şehre canlılık katmaktadır.


  Mavişehir'den başlayarak kuzeyde Foça tepelerinin güney sınırına kadar uzanan¸ adeta bir açıkhava müzesini andıran ve birçok biyolojik çeşitliliği barındıran Gediz Deltası görülmeye değerdir. Burası dünyanın sayılı ve eşine az rastlanır canlı türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Her yıl yirmi binden fazla flamingoyu misafir eden bu delta¸ dünyanın en önemli sulak alanlarındandır.


  İzmir¸ ulaşım problemi en az olan şehirlerdendir. Çok uzun bir tarihî geçmişe sahip modern bir şehir olan İzmir'de modern duble yollar¸ uluslararası havaalanı¸ deniz ulaşımı (vapur) yanında metro da mevcuttur. Metroda "Hatay¸ Üçyol¸ Konak¸ Çankaya¸ Basmane¸ Hilal¸ Stadyum¸ Halkapınar¸ Sanayi Bölge ve Bornova" olmak üzere¸ toplam on tane istasyon bulunmaktadır.  Bahsettiğimiz metro Halkapınar istasyonunda¸ otuz bir istasyonlu tren hattıyla kesişmektedir.


  İzmir'e gidip de Ayavukla (Gözlü) Kilisesi'nde ziyaretçilerini kabul eden Arkeoloji  Müzesini¸ Atatürk Müzesini¸ Tarih ve Sanat Müzesini¸ Etnografya Müzesini gezmeden dönmek olmaz. Öte yandan bu güzel şehre gitmişken Bayraklı (Eski İzmir)'yı¸ Kızlarağası Hanını¸ Konak Meydanını¸ Katipoğlu Konağını¸ Sarı Kışla'yı¸ Tepe Kule Höyüğünü¸ Alsancak'ı¸ Doğal Yaşam Parkını¸ Kuş Cennetini¸ Bostalı Kıyı Alanı'nı¸ Peterson Köşkünü¸ Kurudağ Mağarasını¸ İnkaya Mağarasını¸ Karagöl'ü¸ Murat Köşkünü¸ Ormaniçi Dinlenme Tesislerini¸ Kızlarağası Hanını¸ Saat Kulesi'ni¸ eski Hükümet Konağını¸ Asansör'ü¸ Kültürpark'ı¸ Agora'yı¸ Kadifekale'yi¸ Botanik Bahçesini¸  Teleferik Tesislerini¸  Bornova'yı ve tarihî Kemeraltı'nı da mutlaka gezmeliyiz.


 


Ünlülerin Resmi Geçit Yaptığı Şehir


Girişimci insanların diyarı olan İzmir¸ ünlülerin geçit resmi yaptığı şehirdir. Köklü bir tarihî geçmişe sahip olan bu şehirden¸ alanlarında parmakla gösterilen nice başarılı insanlar çıkmıştır. Attilâ İlhan¸ Alev Alatlı¸ Ayhan Işık¸ Çağan Irmak¸ Halit Ziya Uşaklıgil¸ Halikarnas Balıkçısı¸ Kayahan¸ İsmet İnönü¸ Müzeyyen Senar¸ Salah Birsel¸ Fahrettin Altay¸ Tanju Okan¸ Gönül Yazar¸ Şükrü Saraçoğlu¸ Feyza Hepçilingirler¸ İhsan Oktay Anar¸ Halit Refiğ bunlardan sadece birkaçıdır.


İzmir'de Ege ve Akdeniz mutfağına özgü lezzetler ağırlıktadır. İzmir¸ köfteye ismini veren nadir şehirlerden biridir. İzmir köftesi her yerde yapılsa da İzmir'de bir başka güzel yapılır. İzmir mutfağına girmişken Kemalpaşa tatlısını da unutmamalı. Mayasız bir hamur işi olan boyozu çay eşliğinde yemeden geri dönmemeliyiz. Gelmişken İzmir'e has bir çeşit sandviç olan kumruyu da tatmalıyız. Kahvaltı sofralarımızın vazgeçilmezi olan İzmir tulumundan almadan geri dönmemeliyiz. Sarmaşık ve kuşkonmaz kavurması¸ tuzda lagos¸ balık köftesi¸ asma yaprağında barbunya¸ kakavya¸ sardalya buğulama¸ sütlü balık¸ kirde kebabı¸ Priştine tavası¸ elbasan tava İzmir'e özgü en meşhur yerel lezzetlerdir. Vaktiniz¸ keseniz ve mideniz müsaitse bunlardan da tadabilirsiniz.


İzmir'e bir kez gitmeye görün¸ ayağınız iyice alışır bu deniz gözlü şirin şehre. Bir imbat esintisi bütün sıkıntılarınızı alır götürür. Denizlerden etrafa yayılan keskin iyot kokusunun ilelebet tiryakisi olursunuz. İşiniz olmasa da gidip görmek¸ havasını solumak istersiniz. Bu hayal şehrinde kalış süreniz de sürekli artar. Önceden sinirlerinizi bozsa da¸ hiçbir musiki¸ martıların İzmir'de çıkardığı çığlıklar kadar ruhunuzu teskin edemez. Hiçbir deniz sizinle Ege kadar bütünleşemez.

Sayfayı Paylaş