ŞEHZADELER ŞEHRİ AMASYA

Somuncu Baba

Yeşilırmak vadisi sele kapılmış¸ Amasya güle.

Gel diyor¸ Harşena Dağı eteklerine yaslan diyor. Cumbalı Yalıboyu evleri misafir ağırlıyor çok uzaklardan gelen. Yeşilırmak binbir hevesle akıyor ötelere. Karadeniz kucak açmış bekliyor¸ Ferhat'ın dağından¸ Şirin'in elinden Amasya akıyor masal iklimlerine. Bir tarihi sanduka açılıyor ansızın¸ fısıltılı ezgiler¸ efsaneler¸ masallar¸ ninniler sızıyor buram buram.

Yeşilırmak vadisi sele kapılmış¸ Amasya güle.


Gel diyor¸ Harşena Dağı eteklerine yaslan diyor. Cumbalı Yalıboyu evleri misafir ağırlıyor çok uzaklardan gelen. Yeşilırmak binbir hevesle akıyor ötelere. Karadeniz kucak açmış bekliyor¸ Ferhat'ın dağından¸ Şirin'in elinden Amasya akıyor masal iklimlerine. Bir tarihi sanduka açılıyor ansızın¸ fısıltılı ezgiler¸ efsaneler¸ masallar¸ ninniler sızıyor buram buram.


 


Nice krallar geçmiş bu efil efil rüzgârın estiği serin çiçekli vadilerde.  Amasya biraz dün¸ biraz bugündür. Kral kaya mezarları dünün göğsüne yaslanmış¸ huzurla uyuyor Müslüman şehrin kucağında. Dağların arasında kıvrılıp giden su kanalları nice efsaneleri taşıyor geleceğe. Her şey biraz gerçek¸ biraz hayal gibi şimdilerde¸ biraz arifane bir öz taşıyor.


 


Sonra İslamın yurdu oluyor Amasya.


 


Bir tatlı nesim konuyor omuzlarına. Melik Ahmet Danişment Gazi yurdu oluyor ansızın ak topraklar. Alpaslan'dan revnaklı selamlar getiriyor Danişment Gazi. Bir Selçuklu halısı yayılıyor Amasya ovasına. İlhanlı¸ hüküm sürüyor sonra. Amasya Alperenler yurdu¸ Amasya güle sevdalı.


 


Amasya ovasına sonra bir Yıldırım iniyor ki binyıllık sürüyor bu buluşma. Yıldırım Beyazıd¸ Osmanlı'nın sevdasını söylüyor Amasya'ya. "Şehzadeler Şehri"  Amasya¸ gelip oturuyor tarihin ak sayfalarına. Nice şehzadeler doğuyor şehrin avuçlarına¸ nice büyülü Hayallar süslüyor Amasya saraylarını. Amasya ovası saklıyor yiğitlerini gelecek günlerin zor günlerine¸ kucaklıyor şehzadelerini¸ aklıyor düşüncelerini¸ düşlerini.


 


Osmanlı Büyüyor¸ Amasya Büyüyor¸ Tarih Oluyor!


 Amasya¸ Harşena Dağı eteklerinde büyük bir geleceğin rüyasını görüyor. Sonra Edebiyatın altın sayfalarına yüklüyor duygularını. Nice şair ve şaire doğuyor hisli yüreğine. Şair Mihri Hanım¸ Amasya gecelerine ah-u zarını düşürüyor: Mihri söylüyor¸ Cafer Çelebi konuşuyor. Amasya¸ şiirin ve hüznün meyvesini devşiriyor sandık sandık. Mihri hazin sevdasını sitemkarane bir mektup gibi yolluyor sevgiliye:


 


Ben umardım ki seni yâr-ı vefâ-dâr olasın
Ne bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın


 


Hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın
Dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın…


 


 Amasya bir mutasavvıflar yurdu. Merzifon'da Piri Baba türkülere omuz vermiş¸ yüreği yanan annenin dilindeki umuttur anlayana. Baba İlyas Horasan'dan Amasya'ya gelip oturmuş bir hak aşığı olarak gönüllere çerağ olmuştur. Amasya bir gönül yurdudur her dem varılası. Gönül kumaşı ipekten olan insanların konduğu¸ yurt eylediği bir erenler şehridir Yeşilırmak kıyısında bağdaş kurup oturmuş.


Gök Medrese¸ Burmalı Minare Camii¸ Gümüşlü Camii¸ Beyazıd Paşa Camii günde beş vakit hakka el açılan¸ alınların seccadeleri öptüğü mabetler olarak hala dimdik ayakta ve hakkı zikretmekteler.


Bimarhane'de hala hastaların ve kimsesizlerin iniltilerine çareler arayan gönül ehli tabiplerin ayak Sesleri duyulur gibidir. Merzifon Bedestende ipek şallar¸ cepkenler¸ el emeği göz nuru işlemeler gelin kızlara çeyiz sandığıdır kapağı açılası. Ezine Han hala kervanlarını beklemekte¸ kişneyen at seslerini yâd etmekte ve derin bir bekleyişin temsilcisi gibi tarihe not düşmektedir. Eski hamam sımsıcak suyun şırıltısını çok ötelere duyurur gibi ağır ve vakurdur gidilesi…


 


Zaman Amasya'da su gibidir


 


Su gibi akışkan¸ su gibi temiz¸ su gibi şeffaf ve su gibi hayati.


Amasya¸ bir duygu selidir saf gönüllerin taraçalarında.


 


Gitmişken gelmek olmaz Amasya'yı gezmeden. Hazeranlar konağında bir akşam faslını geçirmek¸ Şehzadeler müzesinde şehzadelere bir fatiha yollamak¸ çakallar mevkiinde Amasya'ya el sallamak¸  Borabay gölünde doğanın haşmetini yakalamak¸ Saraydüzü kışlasında zamana inmek ve Yalıboyu evlerine sırt vurmak işimiz olsun!


 


Amasya eskidir¸ ruhu eski¸ kumaşı solmayan ibrişim kumaşındandır. Eski Yalıkonağı köşklerinde vakit akşam oldu mu sofralara Amasya kokulu yemeklerin en latifi gelenlere buyurunuz der. Çorbalar bakır sahanlara dolunca derin bir nefes alır gibidir. Helle çorbası¸ toyga çorbası¸ çılbır¸ yarma çorbası¸ bismillahlar ile başlayan bir sözün en sıcağıdır içilesi. Sonra patlıcan Pehli¸ pirpirim¸ etli bamya ve dene hasudası¸ gömlek kadayıfı¸ zerdali gailesi bir bir gelip gider bakır sofraların üzerine. Gönüller doyar¸ yürekler doyar.


 


Gümüşhacıköy ruhumuza çok yakındır gidilesi. Erenlerin¸ gönül ehlinin harman olduğu ilçeden  kuşburnu marmeladı ile  dönmek şiarımız olsun. Hamamözü ile geçmişe Ahmet Gazinin ordusuna el vermek ister misiniz? Merzifon¸ Suluova ve Taşova Amasya kadar güzel ve özeldir gidene.


 


Amasya¸ misket elmaların yurdu¸ meyvelerin cennet bağıdır. Amasya ovası bir baştanbaşa elma ve kiraz bahçesidir. Elma dedikse de Amasya Elması olduğunu bildiniz. Kayısı¸ vişne¸ armut¸ karpuz¸ kavun¸ Kuşburnu gibi türlü meyve ve yemişlerin harman olduğu bir serin¸ bir geniş ve bir bereketli ovadır Amasya ovası.


Amasya saymakla bitmez¸ anlatmakla bitmez¸ hissetmekle tükenmez. Amasya bir hatıralar sağanağı her dem üzerimize yağan. Amasya Karadeniz'in orta yerinde saklı duran bir esrik bahçe hasretini duyduğumuz. Amasya yeşilbaşlı bir güzellik¸ bir tarih sandukası¸ bir efsaneler diyarı¸ bir tarım başkenti. Amasya Osmanlının bize mirası¸ şehzadelerin nadide bir emaneti¸ bir latif beldedir ruhumuzun mahzeninde…


Amasya biraz dün biraz bugün…


 


Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda'dan dilerim
Bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın


Şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına
Der ki Mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın

Sayfayı Paylaş