KUZEYİN İNCİSİ, GÖNÜLLERİN BİRİNCİSİ: ORDU…

Somuncu Baba

İsmin ne asildir¸ veriyor gurur
Hasret kurşun olur¸ kalbimden vurur
Dalgalar denizle söyleşir durur
Güzeldir yamacın¸ düzün can Ordu!…

İsmin ne asildir¸ veriyor gurur


Hasret kurşun olur¸ kalbimden vurur


Dalgalar denizle söyleşir durur


Güzeldir yamacın¸ düzün can Ordu!…


 


Çağlara Meydan Okur Ordu'nun Güzelliği


Tarihî geçmişi milattan evvelki yedinci asra kadar gider Ordu'nun. Türklerin 14. yüzyılda Ordu'ya gelişlerine kadar¸ yörede Roma ve Trabzon Rum Devleti hâkimiyet kurmuştur. İlk olarak Oğuzların Çepni kolu bu şehre girmiştir. Şehrin Hacı Emir Beyliği tarafından kurulduğu bilinmektedir. Yusuf Has Hacib'in "Kutadgu Bilig" adlı ünlü eserinde "şehir¸ saray¸ başşehir¸ sahil şehri"  olarak geçen Ordu ismi¸ Türklerin bu bölgeye geldikleri tarihten itibaren kullanılmaya başlanmıştır. 15. asrın başında Eskipazar'da bu adla kurulan Ordu kazası¸ günümüzde de aynı adını korumaktadır. Ordu 1920'ye kadar Trabzon vilâyetinin en gelişmiş kaza merkeziydi. Şehir1921'de Trabzon'dan ayrılarak il statüsüne kavuşmuştur.


Ordu¸ 1883 senesinde büyük bir yangın geçirmiştir. Şehir 1939 Erzincan Depremi'nde ciddi zarar görmüştür. Bu felâketlerden birçok tarihî eser olumsuz etkilenmiştir.


Karadeniz'in¸ masmavi sularla söyleşen yavuklusudur şirin Ordu. Emsalsiz endamıyla gözlere ve gönüllere huzur bahşeder. İsminde asalet ve kuvvet saklıdır bu şehrin. Peştamalı yemyeşil¸ gözleri masmavidir. Doğu Karadeniz'in gülen yüzüdür.


Gökkuşağının bütün renkleri uyum içindedir bu doyumsuz güzellikteki coğrafyada. Yazı da güzü de güzeldir kıyıları oya misali işlenen bu güzel şehrin. Yeşille mavinin büyük bir aşkla sarmaş dolaş olduğu bir yeryüzü cennetidir Ordu. Burada renklerin ahengi bütün ihtişamıyla karşınızdadır. Bu şehrin kordon boyunda gezmek¸ ruhunu dinlendirmektir.


Tertemiz koyları ve doğal plajları¸ bir doğa harikasıdır Ordu'nun. Perşembe'yle Fatsa arasındaki masmavi kıyı şeridi¸ adeta usta bir ressamın elinden çıkan emsalsiz bir tabloyu andırır. Ünye'den Gülyalı'ya kadar¸ uzun bir sahil koridoru sizi kendine çağırır. Gözlerinize ve gönüllerinize görsel bir ziyafet çekmek istiyorsanız tez elden Ordu'yu görmelisiniz. Buraya kadar gelmişken güneşin doğuşunu ve batışını bir de Yason'dan seyretmelisiniz. Yaz sıcağında Çaka Plajı'nda masmavi suların kollarına atılıp serinlemelisiniz.


Ordu iline bağlı İkizce ilçesindeki Laleli Camii¸ ahşap camiler arasında özel bir öneme sahiptir. Beş asırlık bu camideki ahşap malzemeler hiç çivi kullanılmadan birleştirilmiştir.


Ordu'da ‘el emeği göz nuru' olarak tabir edebileceğimiz el sanatları yaygındır. Sepet¸ baston¸ beşik¸ bakır süs eşyaları¸ taş işçiliği¸ dokumacılık¸ kemençe ve saz yapımı yaygın el sanatlarıdır. Ahmet Usta'nın yaptığı klarnetler dünyanın önde gelen sanatçılarının nefesiyle hayat bulmaktadır. Öte yandan Ordu bir kültür ve sanat şehridir. Şehrin en mühim eğitim öğretim kurumu olan Ordu Üniversitesi her geçen gün daha da büyümektedir. 


Ordu'nun Dereleri Aksa Yukarı Aksa


Akkuş¸ Aybastı¸ Çamaş¸ Çatalpınar¸ Çaybaşı¸ Fatsa¸ Gölköy¸ Gülyalı¸ Gürgentepe¸ İkizce¸ Kabadüz¸ Kabataş¸ Korgan¸ Kumru¸ Mesudiye¸ Perşembe¸ Ulubey¸ Ünye ve Altınordu olmak üzere on dokuz ilçesi bulunan Ordu¸ capcanlı bir kültür¸ sanat ve ticaret şehridir. Son dönemde büyükşehire dönüşmüştür. Bu dönüşümden sonra Ordu'nun merkez ilçesine ‘Altınordu' adı verilmiştir. En büyük ilçeleri¸ il olacak potansiyele sahip Ünye ve Fatsa'dır.


Samsun'la Giresun arasında kalan Ordu¸ fındığın başkentidir. Dünyadaki fındık borsası Hamburg'da olsa da¸ dünyanın en nadide fındığı Ordu'da yetişmektedir. Damaklarımızı tatlandıran bu kıymetli ürün¸ ülkemize büyük bir döviz girdisi sağlamaktadır. Öte yandan şehirde fındığa dayalı çikolata ve yağ sanayisi kurulmuştur.


Yakın geçmişte Trabzon ve Samsun'daki havaalanlarından yararlanan Ordu'ya¸ deniz doldurularak son derece modern bir havaalanı yapılmaktadır. Giresun'la Ordu arasında¸ Gülyalı mevkiinde bulunan ve bu iki şehir arasında ortaklaşa kullanılacak olan bu havaalanı¸ dünyada denize dolgu yapılarak inşa edilen en büyük üçüncü¸ Avrupa'nın ve Türkiye'nin ise ilk havaalanı olma özelliğini taşımaktadır. Havaalanı bu iki şehrin çehresini değiştirecektir.


Aşk ve Muhabbetin Payitahtıdır Kuzeyin (Bir)incisi Ordu


Aşk ve muhabbet şehridir kuzeyin (bir)incisi Ordu. İnsanı sıcak ve misafirperverdir. Munis bir iklimi vardır. Ne serin yazları¸ ne de ılıman geçen kışları rahatsız eder insanı. Yağmur yüklü bulutlar her mevsim cömerttir burada. Bu yüzden burası bir ‘yağmur şehri' olarak da nitelendirilebilir. Onun içindir ki akarsuların debisi hayli zengindir. Buradaki zengin bitki örtüsünü başka yerlerde bulamazsınız. Ladin¸ çam¸ kızılağaç¸ kayın¸ gürgen¸ meşe ve kestane gibi ağaçlar bu coğrafyanın doğal güzelliklerine her dem katkıda bulunur.


Fındığın memleketidir bu güzel coğrafya. Burada fındık hayatın öznesidir. Bir fındık kültürü hâkimdir kentte. Geçim onun üzerine kuruludur. O olmazsa Ordu(lu)¸ elinden ekmeği alınmış gariban bir çocuğa döner. Çünkü fındığa endekslenmiştir hayat. Çocukların nafakası onunla sağlanmaktadır. Dallar fındıkla dolarsa Ordulunun yüzü mütebessim olur. Fındığın olmadığı veya az ürün verdiği seneler¸ bu şehrin müdavimleri için ateşten gömlek giyilen zor zamanlardır. Fındık kadar olmasa da balıkçılık ve arıcılık da Ordu'da yaygın geçim kaynaklarıdır. Yeşille mavinin iç içe olduğu bu şehirde yaşamak ömre ömür katar.


Gez¸ Gör; Nefis Lezzetlerini Tat¸ Öyle Dön Ordu'dan


Ordu-Giresun karayolu üzerinde yer alan Turnasuyu¸ gezginlerin ve safari meraklılarının Ordu'daki uğrak yerlerinin başında gelmektedir. Buranın manzarası ve doğal plajı eşsizdir. Bir krater gölü olan ve ormanlık alan içerisinde bulunan Ulugöl de alternatif bir gezi rotasıdır. Perşembe ilçesi sınırları içerisinde yer alan Hoynat Adası¸ martıların ve karabatakların egemen olduğu sanki bir kuş cumhuriyetidir. Burası tepeli karabatakların yurdumuzda yuva yaptığı tek yer olarak biliniyor. Bolaman Kalesi ve bu kale üzerinde inşa edilen Kademoğlu Konağı¸ görülmesi gereken bir başka yer olarak dikkat çeker.


Oldukça zengin bir mutfak kültürü vardır Ordu'nun. Tercihinize göre pancar¸ mısır veya kabak çorbasıyla başlarsınız yemeğe. Pancar (karalâhana) sarması¸ pancar döşemesi¸ pancar  diblesi¸ melocan (diken ucu) kavurması¸ sakarca mıhlaması¸ galdirik kavurması¸ ısırgan yağlaşı¸ hoşgıran kavurması¸ tirmit (mantar) kavurması¸ Çerkez tavuğu¸ kabak muhallebisi¸ mısır yağlaşı¸ keşkek¸ fırın fasulyesi; çorbayı takip eden başat yemeklerdir. Bir deniz şehri olan Ordu'ya gidilir de hamsi yemekleri yemeden hiç dönülür mü? İçli tava¸ hamsi buğulaması¸ hamsi köftesi¸ hamsi tava sizin için keyifli alternatifler sunar. Ya hamur işlerine ne demeli? Ordu'ya gidip de su böreği¸ yufka böreği¸ kesme makarna yememek mümkün mü? En iyisi biz Ordu'daki yemek faslını kabak tatlısı¸ aşure ve un helvasıyla kapatalım.


Deniz¸ Hayatın Öznesidir Fatsa'da


Dağlık ve engebeli bir arazinin eteklerine kurulmuş güzel bir ilçedir Fatsa. Altmış beş bini aşan nüfusuyla kabına sığmaz bir hâli vardır. Kuzeyde Canik Dağları denize paralel uzanır. Bolaman ve Elekçi akarsularının denize karıştığı noktalarda düz araziler mevcuttur. Yeniden düzenlenen ve temizlenen Elekçi'de artık sandal sefası da yapabilirsiniz.


İlçe ekonomisi balıkçılığa ve fındığa dayanmaktadır. Ilıca kasabasındaki şifalı su¸ hastalara umut vaat etmektedir. Fatsa'ya gidip de Gaga Gölü'nü¸ Haznedaroğlu Konağını¸ Göreği Manastırı kalıntılarını¸ Sarmaşık Kaplıcasını¸ Cıngırt Kaya Mezarlarını¸ Fatsa Adasını¸ Çamlık'ı¸ Kız Kulesini¸ sadece kalıntıları kalan Manastır'ı görmeden dönmek olmaz.


Fatsa'da her yıl Uluslararası Çınar Festivali yapılmaktadır. Bir başka etkinlik olan ‘Mayıs Yedisinde' heyecan doruktadır. Bir anlamda denizle buluşma olan bu gelenek asırlardır yaşatılmaktadır. Yedi dalganın üzerinden atlayanın şifa bulacağına inanılmaktadır.


Sahil boyunca uzanan Fatsa'da deniz¸ hayatın öznesidir. Buranın insanlarını denizden koparmak çölde susuz bırakmak gibidir. Fatsa'da deniz hem gözlere temaşa zevki sunmakta¸ hem de balıkçılık yoluyla geçim kaynağı olmaktadır. Ordu'nun iki büyük ilçesi olan Fatsa'yla Ünye arasında il olma hususundaki tatlı rekabet yıllardan beri sürüp gitmektedir.


Karadeniz'in ve Ordu'nun Gözbebeği Ünye


 ‘Karadeniz'in gözbebeği' diyebileceğimiz büyük bir ilçedir Ünye.  Ordu'nun en büyük ilçesidir. Muhteşem bir doğası vardır Ünye'nin. Doğusunda yine bir büyük ilçe olan Fatsa konumlanmaktadır. Merkez nüfusu 75 bin civarındadır. Bu rakam bir kısım il nüfusunun çok üstündedir. Hilal şeklindeki koyu görülmeye değerdir.


Bir liman şehri olan Ünye¸ mavi Karadeniz'in boynuna geçirilmiş altından bir gerdanlığı andırmaktadır. Şehrin mâzisi tarih öncesi çağlara kadar götürülmektedir. Burası nice kadim medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihî İpek Yolu'nun Tokat-Niksar üzerinden Karadeniz'le buluştuğu noktada yer alması şehrin önemini daha da artırmıştır. Tarihte askerî bir üs olarak sarp bir tepe üzerine kurulmuş olan Ünye Kalesi¸ tabir caizse yırtıcı bir kartal yuvası görünümündedir. Buradaki kaya mezarları¸ sarnıçlar¸ surlar ve denize kadar ulaştığı söylenen dehlizler bizi tarihin gizemli dönemlerine götürmektedir.


Ünye'de Tozkoparan Kaya Mezarları ve mağaraları hâlâ gizemini korumaktadır. Bir zamanlar küçük bir balıkçı köyü olan Aya Nikola Yarımadasında kilise harabeleri mevcuttur. Burası gerçek Noel Baba'nın yaşadığı yer olarak kabul edilir.  Öte yandan Ünye'nin Yunus Tepesi'nde büyük mutasavvıf şair Yunus Emre'ye ait olduğu rivayet edilen¸ halk arasında ‘Şehnuz Evliyası' olarak tabir edilen Şeyh Yunus Türbesi vardır.


Ünye'nin tarihî ve tabii zenginlikleri çoktur. İlçe park ve bahçeler bakımından son derece zengindir. Denizin yanı başındaki Çamlık Mesire Yeri ve şehrin doğusundaki Asarkaya Kent Ormanı¸ ilçenin adeta soluklanma mekânıdır. Şehrin kasvetli havasından bunalanlar buralarda hem ruhlarını hem de bedenlerini dinlendirmektedir. Buradan şehrin doyumsuz manzarasını ve masmavi Karadeniz'i seyretme imkânınız da vardır.


Öte yandan Kadılar Yokuşu¸ Ünye'nin sivil mimarisine en güzel örnektir. Bakırcılar Çarşısı¸ eski hamamlar ve camiler¸ anıt ağaçlar¸ Çakırtepe Mesire Yeri¸ Yazkonağı Mağarası görülmeye değerdir. Buraları görmeden geri dönerseniz sakın Ünye'ye gittim demeyin.


"Boztepe'ye Çıkmalı Şu Ordu'ya Bakmalı"


Türkiye'de bildiğim kadarıyla iki Boztepe vardır. Biri Trabzon'un¸ ötekisi de Ordu'nun hâkim noktasındaki tepelerin adıdır. Ordu'nun Boztepe'si tabir caizse şehrin balkonudur. Boztepe; göklere uzanan çam ağaçlarıyla¸ yemyeşil doğasıyla ve reçine kokan havasıyla doyumsuz zevkleri yaşatır mihmanlarına. Ordu şehrini görüş alanına katan muhteşem bir mesire yeridir burası. Buradan Ordu'yu temaşa etmek¸ kelimenin tam anlamıyla ömre ömür katar. Bu noktada yamaç paraşütü yapmak veya yamaç paraşütü yapanları seyretmek heyecan vericidir. Ordu'nun sırtını yasladığı Boztepe'den gece vaktinde şehri temaşa etmek büyük bir keyiftir. Sanki bir ışık dansı karşısında hissedersiniz kendinizi.


Boztepe¸ Ordu'nun başına geçirilmiş altın taçtır. Son yıllarda Boztepe ile şehir merkezi arasında kurulan teleferik¸ Boztepe'yi doyumsuz bir tepe yapmıştır. Şehrin orta yerinden bindiğiniz teleferikle geniş bir alanı görüş alanına katıp doyasıya temaşa edebilirsiniz. Yükseldikçe kendinizi bir kartal gibi özgür ve güçlü hissedersiniz. Teleferik seyahati boyunca dinlediğiniz yöresel ezgiler sizi Ordu'nun şanlı mâzisine götürür. Mâziyle hâl¸ hâlle istikbal arasında düş köprüleri kurarsınız.  Hazdan hıza¸ hızdan haza gidip gelirsiniz.


Ordu şehrinin doyumsuz güzelliklerini tepeden kuşbakışı seyretmek¸ unutulmaz hatıralar olarak belleğinize kazınır. Boztepe'de içeceğiniz tavşankanı bir çayın keyfi damağınızı hiç terk etmez. Boztepe'den Ordu'yu seyretmek¸ doyumsuz bir rüyaya dalmaktır.

Sayfayı Paylaş