KONYA BİR İRFAN NİŞÂNESİ

Somuncu Baba

"Konya Mevlânâ diyarıdır. Şems Tebrizi'nin yürek sığınağı¸
ilahi aşk ateşinin gönlüne düştüğü yerdir. Mevlânâ Celaleddin-i
Rumi'nin gözyaşlarını sebil ettiği¸ gönlünü ateşlere attığı¸ duman
duman âh'ının göklere yükseldiği hüzün mevsimidir Konya."

Malazgirt ülküsünün tel tel dokunduğu gergeftir Konya.


Konya bir semazenin iç geçirişi¸ bozkırın bahara devşirilişidir Anadolu toprağında. Konya sadağınızdaki şehirlerin en asudesi¸ en dervişidir. Selçuklu hükümdarı Süleyman Şah'ın elinde parlayan incilerin en hasıdır¸ bozkırın gerdanında.


Bir düş görüyorum Konya ovasında.


Beyaz yeleli bir at üzerinde Karamanoğlu Mehmet Bey geliyor çok uzaklardan. Ardından Akıncı Beyleri sökün ediyor Meram Bağlarından. Bir arifane sezgi düşüyor aklımızın mazgallarına¸ hakikat el bağlıyor ruhumuzun merkezine. Zaman geçiyor ansızın¸ tarih eskiyor. Vakit tespih tespih boğumluyor geçmişi geleceği.


Konya bir arifane yürüyüşü tanımlıyor.


 


Konya Mevlâna Diyarıdır


Konya yolu uzundur¸ çeke çeke bitmez derler.


Konya Mevlâna diyarıdır. Şems Tebrizi'nin yürek sığınağı¸ ilahi aşk ateşinin gönlüne düştüğü yerdir. Mevlâna Celalettin-i Rumi'nin gözyaşlarını sebil ettiği¸ gönlünü ateşlere attığı¸ duman duman âh'ının göklere yükseldiği hüzün mevsimidir Konya. Mevlâna Konya¸ Konya Mevlâna demektir. Konya aşk demek¸ aşkın gözyaşları demek¸ hasret demek¸ kaybetmek ve sonra geri bulmaktır sevgiliyi. Konya gerçek aşka giden yolların en edebisi¸ en yerlisi¸ en şehirlisidir.


Yavuz Sultan Selim Han¸ IV. Murat'ın konaklamak için mazeretidir Konya. Alâeddin Keykubat'tır hatırlayana Konya. Bahaeddin Veled'tir bilene. "Hamdım¸ piştim¸ yandım" diyen Mevlâna'nın "Şeb-i Arus" şöleninin ev sahibidir.


Konya ariftir¸ arifanedir¸ hikmettir.


 


Bozkırın Ortasındaki Şehir


Hoca Nasrettin'in doğup büyüdüğü¸ irfanını ve sezgisini mizaha kattığı andır Konya. Sivrihisar semalarının gülümseyen yüzüdür¸ aydınlığı¸ Akşehir'de göle maya çalan bir halk bilgesidir.


Konya sevgidir¸ sevgilidir¸ bekleyendir bozkırın ortasında bilinesi.


Bir seher vakti Konya'ya düşürse yolunuz şayet¸ uçsuz bucaksız bir ovanın kucağında olduğunuzu görür¸ hayrete düşersiniz. Düzdür Konya¸ ovadır¸ kucaklayıcıdır¸ ev sahibidir.


Sonra Çıralı Göl¸ Meyil Gölü¸ Acı Göl mavili mavili buyur ediyor serinliğin otağına. Sıcağın kavurduğu bozkırda suların huzurlu serinliği alır sizi götürür. Serinleyip huzura kavuştuktan sonra camiler alır sizi manevî iklimine.


Konya bağrınızdaki adressiz sızıdır hissedilesi.


 


Alâeddin Camii¸ koynunda yatan ulularıyla derin bir manevî büyüyü bağrında saklar gibidir. I. Rüknettin Mesut¸ I. Mesut¸ Kılıçaslan¸ I. Alâeddin Keykubat¸ I. ve II. Gıyasettin Keyhüsrev bu caminin avlusunda ebedi istirahatlarına çekilmiş¸ hatıralarıyla hatırlayanlarının gönlünde olup¸  Konya semalarında hala göklere açılan ellerin dualarındadırlar.


Selimiye Camii¸ Piri Mehmet Paşa Camii¸ Şerafettin Camii¸ Kapu Camii¸ Hacı Fettah Camii¸ Nakiboğlu Camii¸ Aziziye Camii göklere yükselen minarelerinin burcundan bütün cihana gel diye seslenir gibidirler.


Konya bir manevî açık müzedir gidilesi.


 


Sonra Tınaztepe mağaraları sizi buyur ediyor kendine.


Birçok hastalığın¸ birçok derdin deva bulduğu bu atmosfere bin bir sihirli el değmese de doğaldır¸ hastır¸ aslındandır. Konya Seydişehir'de Akdeniz ve karasal iklim birbirine geçmiş¸ sizi kandırıyor gibidir. Bir an nerede bulunduğunuzu sorgulatacak kadar şaşırtıcı ve ilginçtir.


Tabiat burada cûşa gelmiştir.


Tınaztepe¸ şelaledir¸ akarsudur¸ göldür girilesi.


 


Kültür Çağlayanı İrfan Beldesi


Konya bir kültür çağlayanı dimağlarımızı yıkayan¸ bir irfan beldesi¸ bir ulemalar diyarı dil hanemizi besleyen. Ne zaman Konya dile gelse bir arifane düşünce yığılır kalbimizin güvertesine. Gâh bir türküdür Konya ruhumuzun tellerine bir bozkır tezenesi gibi vuran¸ gâh bir şiirdir elleri kınalı.


 


Gitme bülbül gitme bahar erişti


Gonca güller maverdesin karıştı


Sılada yavrular aklıma düştü


Çekilmez dünyanın cefası bülbül.


 


Bir de Konya mutfağı vardır durulası.


Tandırda dumanı üstünde bir Konya etli ekmeği¸ Mevlâna böreği¸ arabaşı çorbası¸ papara yemeği¸ batırık¸ bamya çorbası¸ etli topalak¸ her dem Konya mutfağında tabak tabak gelene geçene buyurunuz der gibidir.


Şairlerden Feyzi Halıcı bir narçiçeği güzelliğindeki şiiriyle bu sofraların ağız tadı gibidir:


Vurdum tellerine seni sazımın


Sen de anahtarı alın yazımın


Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma


Günaydınım¸ narçiçeğim sevdiğim.


 


Konya bir ozanlar yurdudur dinlenesi.


 


Kubad-Âbâd Selçuklu sarayında vakit tükenmezdir¸ yenilmezdir¸ dirayetlidir. Her bir parçasını Karatay Müzesine verse de oturduğu yerden kalmamacasına onurludur¸ soyludur. Selçuklu köşkü bir yaslı şehzade gibi omuzları düşmüştür.


Sille¸ Çatalhöyük¸ Kilistra¸ Eflatunpınar¸ Karahöyük¸  bağrını bastığı tarihle avunmakta geçen onca zamana tanıklık yapmaktadır. Her şey taptaze yerli yerinde durmaktadır¸ hayal gerçeği¸ gerçek hayali oyalamaktadır.


Konya sıra sıra bir anıtlar geçidir seyredilesi.


 


Ve Meram Bağlarında Konya halkı bir şenlik meclisine uzanmışlardır. Alâeddin Tepesi¸ Atyokuşu¸ Hadim¸ Çayırbağı¸ Hatip Suyu¸ Dutlu Kırı hem yazları¸ hem güzleri bütün tabiatın en güzel feracelerini giyinip yanakları kızarmış bir gelin misali salınmaktadırlar Konya Ovasında.


Konya bir irfan nişanesi¸ Konya bozkırın sesi¸ erenlerin nefesi kesilmeyesi¸ bir nadide mücevherdir tartılmayası. Gide gide Konya Ovası biter¸ Konya için söylenen söz bitmez.

 Konya bir tarih koridorudur her dem yürünesi.

Sayfayı Paylaş