KAYISI DİYARI MALATYA

Somuncu Baba

Akçadağ bir akça beldenin en kibarı en aydınlığıyla gelip konuyor gönlümün güvertelerine. Bir büyük ovaya yayılmış kayısı bahçeleriyle¸ Malatya ovasıyla güreş tutuyor.

Az ilerde Darende yükseliyor.

Uzun yaylanın ulaştığı yerde gül kokuları geliyor. Tiryandafil şehri iki dağın arasına sıkışmış¸ kollarında masmavi Tohma'ya sarılmış bir cenneti muştuluyor gelip geçene.

Somuncu Baba ülkesine selam duruyorsunuz. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'yi arıyorsunuz. Bu toprakların her karışı dualarla âminlerle nakış nakış kekik kokuyor. Darende has

"Garip kuşum bu dünyada ölmek var


Şu tenha gurbete düşüp kalmak var


 Oysa Malatya'da tarih olmak var"


 (Ali Kınık)


 


Bir Malatya türküsü çalınıyor kulaklarıma ansızın.


Biliyorum bu yüreğimin kimsesizliğindendir¸ çaresizliğindendir. Ezgi tadınca Beydağlarınca ‘Bey' olan Malatya düşüyor hayallerime¸ gözlerime iniyor yeşilin bin türlüsü¸ aklıma vuruyor hatıraların bini… Zaman geriye sarıyor¸ zaman bulup getiriyor unuttuğum onca şeyi. Malatya bütün mevsimlerimin rengi¸ ahengi¸ bütün hüzünlerim rahvan yılkısı gibi geçiyor gözlerimden.


Sıtmapınarı çocukluğuma götürüyor hatıralarımı. Annem genç¸ çok genç ve ellerine sıkıca tutuşmuş küçük bir kız çocuğuyum. Sokaklar tenha ve insanlar nazik¸ güleryüzlü¸ nezaketli. Çağam diyorlar¸ saçlarımı okşuyorlar¸ ellerime horozşekeri tutuşturuyorlar. Herkes hatırlı¸ hatıralı!


Annem topuklarını sokağın üzerine değdirmeden yürüyor sanki uçuyor. Peşisıra koşturuyorum. Kışla caddesinde bir kalabalıkta annem zannederek anneme benzettiğim bir başka teyzenin ellerine uzanıyorum. Yaşadığım korku kıyameti andırıyor.


Nasıl olduysa ansızın büyüyorum ve sürükleniyorum hayallerimin peşinden¸ Malatya çok uzaklarda kalıyor. Malatya baharları en güzel…


Malatya sokakları baharları leylak kokuyor!


Derme çayında vakit gümbür gümbür akarken¸ Horota¸ Tohma bir uzayan güzellik¸ bir engin mavilik bırakıyor ruhuma. Tohma Çayının çağıldayan su şırıltısı Darende Malatya arasında bir ninni gibi duyuluyor ve Beydağları sultan gibi¸ bey gibi dinliyor bu saadet demlerini. Suların çağladığı şehir Malatya…


Bir türkü düşüyor dudaklarıma ve:


Malatya Malatya bulunmaz eşin diyorum!


Malatya yârim oluyor!



 


Battalgazi Gazi Battal ülkesi¸ bir Selçuklu şehri bağrındaki erenlerine¸ şehitlerine sımsıkı sarılmış hüzün türküleri fısıldıyor gibi mahzun¸ ürkek¸ unutulmuş! Hasan Basri Veli Hazretleri¸ Ulu Cami¸ Battal Gazi¸ Hüseyin Gazi burada bağdaş kurmuş asırlara meydan okuyor! 


Battalgazi ilçesinde Alacakapı hükmediyor çocukluk resimlerime. Az ötede uzayıp giden dedemin kayısı bahçesi¸ içinde beni ürküten su kuyusu¸ iki katlı kargir ev¸ tepenin arkasında sabah uykularımı aralayan tren cufcufları¸ tarlalar dolusu karpuzlar¸ kavunlar¸ kızaran¸ sararan kayısılar¸ yeşeren elmalar¸ çoğalan domatesler¸ biberler¸ susam çiçekleri ve rahmetli anneannemin serin titizliği vuruyor aklıma¸ ürperiyorum. Bahçe avlusunda insan boyunda gül ağaçları ve gül kokusu. Sabah kahvaltılarıma eşlik eden gül reçelinin gülümsü aroması hâlâ damağımda ve yüreğimde bilindik bir adreste şimdi derin bir gül hüznü yaşıyorum. Malatya toprağında sakladığım hatıralarım bir bir yeşeriyor gözlerimde ve sulu sepken boşalıyor göz bebeklerim!


Ansızın bir hasret türküsü yakalıyor ruhumu kıskıvrak ve:


"Ölüm olsa bu ayrılık olmasaydı Malatyalım" diyor!


Malatya harım oluyor!


 


Yeşilyurt bir yeşil ferace Malatya'yı örten¸ serinleten… Derme büyük bir hışımla Kernek Tepelerine koşuyor ve Kernek Tepelerinden Kanal boyuna coşuyor ve büyük bir su çağıltısı sarıyor şehri. Bir büyük su gümbürtüsü var Kernek yokuşunda. Malatya Ulu Cami avlusunda zaman yarışıyor. İslâm'ın bayraklaştığı şehir Malatya… Rüzgârın türküsünü hüzünle söylediği efkârlı şehir… Niyazi-i Mısrî Hazretleri şehri terk edeli kaç yüz yıl olmuş¸ kaç sene geçmiş Sadrettin Konevî'nin Malatya'dan geçişinin üzerinden? Fahri Kayahan neden küsmüş doğduğu şehre? Hangi kara talih ellemiş yüreğini Malatya'm!


Kale yollarında sessizlik var şimdi. Fırat'ın çoşkusu yanı başından duyuluyor Kalenin. Bir çilek ormanı Kale… Sepet sepet¸ kasa kasa çilekler yollanıyor Kaleden. Kaleden iniş çilekle oluyor Malatya'ya.


Arguvan türküsüz olmaz¸ Malatya Arguvansız!


Bütün buruk türkülerin¸ bütün hüzünlerin adresi Arguvan… Arguvan türküleri bir baştan bir başa ayrılığın¸ yalnızlığın¸ hasretin sesiyle haykırıyor.


Ve sonra Arapkir bir kalem efendisi gibi uzanıyor gönlüme. Üzüm bağlarının sardığı bir aydınlık diyar Arapkir… İnsanı "oku" emrini baş tacı yapmış¸ kalemi kılıç saymış. Arapkir Postasına zaman yetmiyor!


Akçadağ bir akça beldenin en kibarı en aydınlığıyla gelip konuyor gönlümün güvertelerine. Bir büyük ovaya yayılmış kayısı bahçeleriyle¸ Malatya ovasıyla güreş tutuyor.


Az ilerde Darende yükseliyor.


Uzun yaylanın ulaştığı yerde gül kokuları geliyor. Tiryandafil şehri iki dağın arasına sıkışmış¸ kollarında masmavi Tohma'ya sarılmış bir cenneti muştuluyor gelip geçene.


Somuncu Baba ülkesine selam duruyorsunuz. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'yi arıyorsunuz. Bu toprakların her karışı dualarla âminlerle nakış nakış kekik kokuyor.  Darende has bahçesi Malatya'nın… Yılan gibi kıvrılan yolların sonunda Darende olsa da¸ yollar ırak olsa da bir mana ikliminin sultanı Darende¸ Malatya'ya gönülden köprülerle sımsıkı bağlı.


"Âlemi sen kendinin kulu kölesi sanma


  Sen hak için âlemin kölesi ol¸ kulu ol"


diyen bir gönüller sultanın yıldız gibi sözleri düşüyor gönlümüzün burcuna. Darende Malatya'nın ermiş beldesi¸ manayı gönüllerle buluşturan bir serinlik bir huzur ve bir güzellik manzumesi.


Darende Hulûsi Efendi Hazretlerinin ocağının tüttüğü yer. Son nefesini verdiği¸ Hakk'a yürüdüğü belde… Darende Malatya'nın çoban yıldızı… Derdin¸ tasanın bittiği¸ yüreğin konuştuğu diyar.


Malatya bütün güzellikler senin kucağında¸ senin kollarında.


Malatya güzelliğin öteki adresi gelip oturuyor kalbimin taraçalarına.


Malatya kârım oluyor!


 


İşte Malatya¸ bütün hikâyelerimin içindesin.


Bütün söylediğim türkülerde sen varsın¸ senin adın var. Bütün yollar sana çıkıyor hayatımda. Gelmesem de görmesem de aklımdasın¸ ruhumdasın Malatya. Ey bütün güzelliklerin buluştuğu şehir¸ ey tarih şehir¸ ey tefekkür eden şehir¸ ey yâr şehir¸ esrarlı şehir seni unutmadım.


Seni unutmadım Malatya'm!


Annem gibi aklımdasın!

Sayfayı Paylaş