GEÇİLMEZ ÇANAKKALE!

Somuncu Baba

Tarih konuşuyor Çanakkale.

İmanın esasına tanıklık ediyor yüreği. Zafer naralarının yankılarını şehitliklerden duyar gibi oluyorsunuz ansızın. Zaman geçse de¸ unutulsa da gidenler¸ silinse de kara toprağa düşen gönül erlerinin ayak izleri Çanakkale unutmuyor¸ Çanakkale Boğazı'nın ılgıt ılgıt esen rüzgârları unutmuyor o şanlı savunmayı¸ o muazzam cengi.

Tarih konuşuyor Çanakkale.


İmanın esasına tanıklık ediyor yüreği. Zafer naralarının yankılarını şehitliklerden duyar gibi oluyorsunuz ansızın. Zaman geçse de¸ unutulsa da gidenler¸ silinse de kara toprağa düşen gönül erlerinin ayak izleri Çanakkale unutmuyor¸ Çanakkale Boğazı'nın ılgıt ılgıt esen rüzgârları unutmuyor o şanlı savunmayı¸ o muazzam cengi.


 


Çanakkale yazgısını yaşıyor!


Tarih Çanakkale¸ dün Çanakkale¸ bugün Çanakkale oluyor an be an. Seddülbahir¸ Kilitbahir¸ Ertuğrul Koyu¸ Tekke Koyu¸ Pınariçi Koyu dile geliyor bir bir. Geçmiş muharebeler sanki canlanıyor yeni baştan¸ siz yeni baştan cenge revan oluyor¸ yüreğiniz yanıyor kor kor.


 


Mevsimler geçiyor¸ günler¸ aylar¸ yıllar geçiyor. Derununuza sağanak sağanak bir hüzün boşalıyor¸ ruhunuzun rıhtımlarına hayret gemileri yanaşıyor. Marmara Denizi'nde çivit mavisi dalgalar oynaşıyor¸ bir büyük zaferin yansımaları parıldıyor zerrelerde.


 


Anafartalar söylüyor bir yandan¸ bir yandan Arıburnu haykırıyor. Söylenmedik¸ bilinmedik¸ dile gelmedik ne hikâyeler var¸ ne erler var ki adı kayda geçmemiş¸ türkülere sinmemiş¸ unutulmuş.  Bir hilal uğruna ne güneşler sönmüş¸ ne aylar parçalanmış! Yarılmış göğün bağrı. Bir yüreği yaralı şairin ezgili sesini duyar gibi oluyorsunuz derinden:


 


Dön ardına bir bak hele


Hatırana neler gele


Dar boğazda Çanakkale


Tarihin en zor meydanı


 


Çanakkale tarihin en çetin savışına tanıklık etmiş şehir.


Yüreği bin bir yerinden yaralanmış şehir¸ destan destan yedi düvele meydan okumuş şehir¸ mert şehir¸ cengâver şehir.



Çanakkale bin bir renkli¸ elleri kınalı bir yayla güzelidir.


Hangi taraftan bakarsanız bakın bir asil¸ bir nesil şehir çıkar karşınıza. Yarımada yarımada seslenir dört bir yandan. Bir Bozcaada'dır¸ bir Gökçeada'dır bakana. Bir yayladır¸ bir denizdir¸ bir dağdır¸ bir ovadır.


 


Kaz Dağlarının eteklerinden tutuyoruz ansızın. Bir serin meltem okşuyor yüzümüzü¸ ruhumuza tanındık bir el değiyor. Sus pus oluyor içimizdeki gürültü¸ unuttuğumuz her ne varsa dile geliyor¸ bin bir hatıra depreşiyor ansızın dil hanemizde. Gargara antik kentinde bir kekik depremi yaşıyor damaklar¸ Nusratlı Köyü misafir ediyor yola düşeni¸ sarıyor sarmalıyor.


 


Sonra Kaz Dağlarının kekik kokan havası denizin iyotlu havasına karışıyor¸ bin nefeslik cennete dönüşüyor cümle Çanakkale. Şifalı otlar¸ şifalı su kaynakları¸ şifalı yiyecekler başınızı döndürüyor.


Çanakkale mutfağında zeytinyağı saltanatı başlıyor ansızın. Zeytinyağlı yemekler sıra sıra resmigeçit yapıyor. Asma yaprağında sardalya¸  şaraşura¸ göce¸ peynirli patlıcan¸ bakla fava¸ turp otu salatası¸ kaçamak¸ labada¸ tumbi¸ nohutlu etli silkme mantı¸ kuzu sarması¸ düğün çorbası¸ keşkek¸ peynir tatlısı¸ zerde¸ basma helvası ve daha nice Çanakkale yemeği kendini anlatıyor.


 


Sonra¸ bir rehavet çöküyor gözlerinize.


Başınızı usulca Çanakkale'nin omuzlarına bırakıyorsunuz!


Anadolu Mecidiye Tabyasında uzanıp gidiyor hatıralar¸ hüzün şemsiye şemsiye yağıyor üzerinize. Aziziye Tabyası bir destanı anlatıyor¸ acı ve ihtişam yan yana duruyor¸ omuz omuza yürüyor asalet.


Ve Aynalı Çarşı Çanakkale'nin türküsü oluyor:


 


Çanakkale içinde Aynalı Çarşı


Ana ben gidiyor düşmana karşı


 


Sonra atalar yadigârı camiler¸ kervansaraylar¸ kümbetler¸ tabyalar¸ hamamlar¸ hanlar¸ köşkler¸ yalılar dizi dizi geçiyor gözlerinizin aynasında ve tarih anlatıyor:


Fatih Camii dünkü gibidir. Zaman beş vakte dolaşmış¸ zaman göklere uzanmaktadır dem dem. Fatih Camii ve Haziresinde bir ihtişam¸ ince bir düşünüş¸ bir ufukları görüş kudreti aklınızı almaktadır.


 


Mustafa Efendi Şadırvanında zaman suya karışmakta çağıl çağıl çağlamakta¸ eskil bir düşüncenin¸ kutlu bir yüreğin türküsünü söylemektedir. Saat kulesinde Çanakkale'nin yüreği çarpmaktadır. Zamanı gergef gergef kuleye nakşeden muvakkitlerin saniye saniye¸ salise salise yürek çarpıntısını duyar gibi olursunuz.


Çanakkale Yalı Hamamında paklanmaktadır!


 


Nedime Hatun Camii ve Külliyesinde bin bir ince düşünce¸ kalbin şefkate doymuş¸ huzura kanatlanmış sesini duyarsınız. Kurşunlu Camii öteleri arzularcasına başını dimdik tutmakta¸ geçmişi geleceğe bağlamaktadır. Niçin Çanakkale geçilmez¸ niçin Çanakkale aşılmaz camilere bakınca daha iyi anlarsınız!


Camiler sıra sıra¸ asalet dağ dağdır Çanakkale'de.


 


Çanakkale tarihtir¸ dündür¸ İslâm'ın ve Türk'ün bayraklaştığı şehirdir. İman gücünün her türlü maddî güce galebe çalacağının şahididir. Çanakkale¸ bütün dünyaya meydan okuyan şehirdir. Çanakkale anaların bağrına düşen ateştir!


 


Çanakkale Marmara'nın bağrına bağdaş kurup oturmuş bir aslan gibi beklemektedir boğaz kapısını. İçinden deniz geçen şehirdir Çanakkale. Çimenlik Kalesinde başlayan İslâmlaşma ve Türkleşme sonrasında kısa zamanda Osmanlıya bir fedai şehre dönüştü Çanakkale.


Çanakkale şehirlerin en hasbisidir.


Lakin biz sevdiğimizi hasbi severiz!


Öyledir yar öyledir¸ yardan geçilir¸ serden geçilir:

Çanakkale geçilmez!

Sayfayı Paylaş