BİR SERHAT ŞEHRİ EDİRNE

Somuncu Baba

Trakya acısını yüreğinde kıstırmıştır. Rumeli diyarından gelen bütün ağıtlar önce Edirne'de duyulur¸ ağıtlar önce burada yakılır kardeş türküleri adına. Elveda Rumeli diyerek yollara düşünler önce burada sıla-ı rahim ederler. Evlad-ı Fatihan diyarları önce Edirne'ye selam gönderir¸ Edirne'yi sıla sayar!

Edirne bir uç beyi¸ bir serhat şehridir!


İstanbul'a tam doksan iki yıl başkentlik yapmış ve Osmanlıya uğur getirmiş bir tarihi şehir Edirne. Nice Akıncı Beylerine yol ve yoldaş olmuştur.  Bir vefa âbidesi ve irfan kalesi bir şehir olmuştur tarih boyunca.


Edirne vatanın en uç sınırı¸ en ötesi ve duygu bakımından en yakını aslında. Edirne gâh 2. Murat Han¸ gâh Yıldırım Bayezıd Han¸ gâh Fatih Sultan Mehmet Han'dır ruh coğrafyamızda.


Meriç nehriyle sırt sırta vermiş maziye götürmektir her dem. Meriç öfkelenince azgın¸ sükûnette durgun bir göl misali kendine akıyor her an! Sükûneti bilgece ve dervişanedir Edirne'nin. Asırların ağırlığı ve payitaht olmanın ince düşüncesinin işgali altındadır hala. Edirne vakurdur¸ değergamdır.


Selimiye Sinan¸ Sinan Selimiye'dir görene!


Kanuni Sultan Süleyman'ın yaz uğrağı¸ şehzadelerin zamanı bildikleri ve zamanın ruhuna yaslandıkları şehirdir Edirne! Fatih Sultan Mehmet Han'ın Konstantin'i İstanbul yapma hayaline maya çalındığı ruh¸ Sultan Mehmed'i olgunlaştıran iklim ve Türk'ün bahtının açıldığı¸ yıldızının yükseldiği coğrafyadır.


Edirne bir fetih nişanesidir!


Edirne ovasında bir anda ayçiçeği tarlalarında bir sarı rüyaya dalarsınız. Uzak yıllar¸ uzak hatıralar ve uzak yaşamlar uzanır yanı başınızda.  Cedlerimizin mağfiret iklimine mimlenen bakışımızdır. Hüznümüz¸ sevincimiz¸ ayrılığımız¸ neşemiz ve acımızdır Edirne!


Edirne ovası bir baştan bir başa türkümüzdür her dem söylediğimiz;


Edirne'nin ardı bağlar


Meriç akar¸ sular çağlar


Eşinden ayrılan ağlar


Ay oldu mu duyuldu mu?


Hacıoğlu¸ mestan gibi vuruldu mu?


Trakya acısını yüreğinde kıstırmıştır. Rumeli diyarından gelen bütün ağıtlar önce Edirne'de duyulur¸ ağıtlar önce burada yakılır kardeş türküleri adına. Elveda Rumeli diyerek yollara düşünler önce burada sıla-ı rahim ederler. Evlad-ı Fatihan diyarları önce Edirne'ye selam gönderir¸ Edirne'yi sıla sayar!


Edirne bizim sonsuzluk türkümüzdür!


Edirne Mimar Sinan'ın ustalığının şahidi olan kenttir.


Osmanlı mimarisi bu şehirde altın devrini yaşamış ve bu şehrin bağrına sayısız eser bergüzar bırakılmıştır. Selimiye Arastası¸ Bedesten¸ Ali Paşa gibi kapalı çarşılarla Edirne bir çarşılar zenginidir. Üç Şerefeli Camii¸ Eski Camii¸ Darü'l Hadis Camii¸ Selimiye Caminin kardeşleri gibi Edirne toprağının manevî bekçiliğini yapar gibidirler. Beyazıt ve Selimiye Külliyesi hala dimdik ayakta geçmişi yâd etmektedir. Edirne Sarayından geriye bugün sadece Adalet Kasrı kalmıştır ne yazık ki!


Edirne bir köprüler şehridir sanki.


Sık sık seferlere revan olan Osmanlı Meriç'in üzerine ne de çok köprü yapmış¸ ne çok köprücükler inşa etmiştir şaşılası. Meriç Köprüsü¸ Tunca Köprüsü¸ Uzun Köprü¸ Fatih Köprüsü¸ Saraçhane Köprüsü gibi irili ufaklı atalar yadigârı köprüler hala dimdik ayakta ve Meriç'in azgın sularına meydan okumaktadır sanki. 


Ata sporu Edirne Kırkpınar Güreşleri yüzyıllardır bu şehrin bağrında güreşçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Edirnekari "Edirne işi" denilen el sanatkârlığı bu şehirde atalar ruhuna ait estetik unsurları icra edip eski hatıraları ayaklandırmaktadır adeta. 


Edirne insanı sımsıcak bir semaver gibi geleni geçeni misafirperverliğin en incesiyle karşılamakta ve konuğunu şehre özgü seçkin mutfağıyla ağırlamaktadır. Edirne mutfağında geçmişten günümüze çok farklı lezzetler buhar buhar tütmektedir!


Badem Ezmesi¸ Gaziler Helvası¸ Ciğer Tava¸ Mamzana¸ Elbasan Tava¸ Satır Köftesi¸ Rumeli Beğendisi¸ Hardaliye¸ Belmuş¸ Edirne Peyniri¸ Deva-i Misk¸ Alçakatık¸ Kaçamak sizi her dem buyur eder gibidir.


Edirne coğrafya olarak da binbir güzelliği saklayan ve her dem konuklarını ağırlamaya hazır bekleyen bir beldedir. Bülbül Adası¸ Karaağaç¸ Sarayiçi¸ Söğütlük¸ Büyükevren¸ Sazlıdere¸ Erikli¸ Mecidiye¸ Yayla¸ Gökçetepe gibi koy¸ körfez¸ yayla ve mesire yerleriyle alabildiğine güzel ve önemli bir zenginliğin adresidir Edirne.


Edirne bugün hala bütün canlılığını muhafaza etmekte¸ üniversitesiyle¸ özellikle mimarisiyle¸ ilgi odağı olma halini devam ettirmektedir. Dünün ihtişamını¸ bugünün modernizmiyle buluşturan çehresiyle ve maddî ve manevî zenginliğiyle bütün dünyaya gülümsemektedir.


Edirne kendine emindir¸ kendisine emin olunandır!

Sayfayı Paylaş