OTUZYEDİNCİ MEKTUP

Somuncu Baba

Kaybettiğin dünya nimeti eline geçer de¸ kaybettiğin vefalı yârin -dostun- ele geçmez. Daima gönlümde bulunan hayaliniz¸ size kavuşma hasretiyle ve bu hasretin şiddetiyle perişan olan gözlerimizin cilası¸ ezelî ve ebedî muhabbetleriniz¸ gönüllerimizin sefasıdır.

Ey Gönlümüzün Nuru¸ Gözümüzün Işığı Kardaşımız¸ 


 


Gam günü hem-demleri gark oldular gözyaşına


Silmeğe gözyaşını bir gam-güsarım kalmadı


*


Ata ana gitti kardaş gitdi


Yârân dağılup yoldaş gitdi


Men zâr u garîb ü hasta kaldım


Gönlü gam ile şikeste kaldım


 


Beyitleri sürekli dilimde olup şu belalı dünyanın mihnet günlerini geçirmekteyiz. Sizin gibi vefalı¸ sözünde¸ sevgisinde kararlı bir dost bulsam içimdeki gönül yaram iyileşip kapanabilir. Ayrılık günüm de kavuşma halini can bahşeden birlikteliğinizle bulurum. Bir an canımız hayat suyuyla yoğurulmuş muhabbetlerinizle geçici hayatım yenilenir ve huzurum ziyadeleşir. Çünkü sizden ve kerem sahibi eli açık cömert¸ merhametli bir vefa sahibi olan merhametli bir dostun saadetli huzurlarından ayrıldık. O ayrılık anısının tesiri câna güç gelmişse de sizinle ve bağışlayıcı tabib ile olan beraberlik¸ ayrılık üzüntülerini hissettirmemiş ve ayrılık zevkini -tadını- tattırmamıştı. Bir evde ki¸ bir ağır hasta ola¸ hane halkının gönülleri ona bağlı ola¸ onlar ona âşıklıktan dolayı gayrı kazancı ve sevdaları unuturlar. Hasta ki ya öle veya ki sağlığı yerine gele. O zaman her gönül kendi arzusuyla olup kendini bulur. Ayrıldığı¸ ayrı düştüğü¸ ferâgat ettiği sevdasını ve kazancını bilir. Allah mübarek etsin ki¸ bu vefa gönülden ortaya çıkmaz ve hurma ağacı ki arzuya uygun meyve vermez. Kaybettiğin dünya nimeti eline geçer de¸ kaybettiğin vefalı yârin -dostun- ele geçmez. Daima gönlümde bulunan hayaliniz¸ size kavuşma hasretiyle ve bu hasretin şiddetiyle perişan olan gözlerimizin cilası¸ ezelî ve ebedî muhabbetleriniz¸ gönüllerimizin sefasıdır. Allah dostları tarafından size yönelen -teveccüh eden- teslimiyetin olgunluğuna düşkünlüğünüz-bağlılığınızve ihlâs ile samimiyetle bıkmadan¸ usanmadan gösterdiğiniz sabır ne güzeldir. Dertlilerin Hak yolunda zevk ve şevklerin iç içe oluşuna kat kat tecelli ve teselliler bahşedip ve âcizlerin ise bir cilveye¸ bir naza¸ benzersiz bir cefa ve Rabbin bir lutfu olarak hamdederek çokça hayret etmelerini icap ettirmektedir. Gönül ehli olan bilir ki; en kıymetlisi olan “kavuşma”¸ dertsiz ve belâsız olmaz. (Daima bilinen budur: Vuslat dertsiz ve belasız mümkün olmaz. ) Ve düşkünler zümresi ise bu yolda çekilen katıksız eziyete ve çileye Rabbın kahrı ve Rabbın lutfundan habersiz bakmışlar¸ öyle yorumlamışlar; nasipsiz ve sebepsiz görmüş ve duymuşlardır. İşte (Hakikat ilmine vakıf olan ) en doğru¸ en kati bilenlere göre bu durum Kur'an-ı Kerim'e ve sünnet-i seniyyeye sıkı sıkıya bağlı ehl-i sünnet ve cemaat yolundan ayrılmayan Müslümanlardan ve vuslat yolunun yolcularından¸ kurtuluşa erenlerden olduğunuza¸ Hak yolunda bulunduğunuza şâhittir. Ümitsiz ve emniyette olmayan¸ uzakta kalmış ve terk olunmuş bir kuluna nazaran makbul olduğunuzun kanaatini temin etmekte ve edegelmiştir. Bunlar¸ hep yine gerçek sevgilinin taliplilerini¸ sadık ve aşka lâyık olan insanları bazen kavuşma ikramıyla nimetlendirir ve bazen de ayrılık ve hayaliyle özlem derdini artırmaya sebep olur. Her ikisi de birer Rahmet sahibi olan Rabbın lutfudur. Ayrılıkta vuslat -kavuşma- ümidi¸ kavuşmada ayrılık korkusu var. Onun için açık kalplerde perde vardır.


 


Güncel Çeviri: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş