MEKTÛBAT-I HULÛSÎ-İ DÂRENDEVİ

Somuncu Baba

Mektûbât-î Hulûsî-i Dârendevî (Otuzuncu Mektup)

Hasret ateşiyle yanan yürek¸ sizin derdinizi asla unutmayan bir gönül ve yaşlar döken bir göz sizin içindir.
Ey garip babacığım! Sen nasıl evimizin içinde yalnızsan¸ ben de askerî bölüğümün içinde yalnızım. Ne hâlimi bilen bir dostum ne de sohbet edebileceğim¸ sırlarımı açacağım bir yakınım var. İçten samimi arzum budur ki¸ bir an beni hatırlamandan ben mutluluk duyarım. Ben de seni hatırlar sevinçle dolarım. Bu geçici fani imtihan dünyasında sizin gönül huzurunuzu hissettikçe benim de burada gönlüm cilâlanır. Tatil günlerinde çarşı iznine çıktığım zaman siyah sakallarını günlük sıkıntıların beyazlaştırdığı ihtiyarları gördükçe kalbim sızlar¸ gözlerim yaşla dolar. Yüzlerine bakmadan göz yumup geçerim. Korkarım ki¸ kararı olmayan gönül¸ kendi düşüncelerimle hareket etme kabiliyetimi elimden alıp bir ayrılık hastası olan garibin üzüntülü halini aşkın seliyle veya çeşitli sebeplerle vefasız dostlarıma bir haber ulaştıra…

Ezelî sohbetleri gönülde karar tutmuş olan yârâna selamlar.

Saygıyla eylerem hitâb
Arzum bu ey âlî cenâb
Yakdı cânı kıldı kebâb
Başdan ayağa derd ü gam

Yetmiş yaşında bir peder
Başında onbir baş nefer
Kim olsa olmaz derbeder
Başdan ayağa derd ü gam

***
Ol gonca-leb dilber-i dil-sitânlar ne oldu kim bilir
Ol demde nevreste gül fidânlar ne oldu kim bilir
Bir pîre benzetdi kaddimi âlâm-ı iftirâkları
Ol sebz-bahar gül-sitânlar ne oldu kim bilir

Bir kez dahi Hulûsî’nin görmeğe ümîdi yok
Bilmemki o âşiyandaki pîr ü civânlar ne oldu kim bilir

Günümüz Türkçesine Aktaran:

Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş