MEKTUBAT-I HULÛSİ DARENDEVİ

Somuncu Baba

ES-SEYYİD OSMAN HULUSİ EFENDİ (k.s)

Aziz Rûhum!

Selam ve ömür boyu selâmet dileklerinden sonra Allah u zü'l celâl'in izni ve yardımıyla gönülden karşılıksız Allah için sevmenin sebatına başlayıp iş bu birkaç sözün tarafınıza gönderilmesini teşebbüs ederek diyorum ki:

Ey gözümüz nûru Hacı!
Yokluk dünyasında¸ ihtiyaçta onsekizbin âleme yeterken fâninin iki günlük değmez malı nihayeti olmayan gönlünüzün sınırı¸ varlığını yokluğa vermekle yolu kapamasına sebep hangi itaatsizliğinizden meydana geldi bilemem. Sizi yokluk geçidinden geçmiş ve ölümsüzlük sefer eylemiş yârin kavuşma yerinin çok özel dostlarından ve en son mertebeye kabûle yakın bulunmuş (o dereceye sahip olmuş) bu yolun en nurlu¸ parlak yiğitlerinden sayarken¸ Allah'tan uzaklaşmanız¸ dünyaya fazlaca yönelmeniz¸ çirkefe bulaşmış olmanız temiz bir âlemde çevrede bir yüz karalığından ibâret bulunduğu gibi hepimiz bu konuda bu hususta mahcubiyetten başka bir şey elde edeceğimizi sanmıyorum. Başka bir şey de elde ederiz diyemem.

Bir sebatlı¸ daimi değişmeyen hükümdarın hareminde¸ saygı duyulan eş dostun uğradığı yerde korunan ve kavuşma sevinciyle nurlu yüzleriyle memnun¸ hoşnut¸ irfan ehli zümresine katılmış bir meydandaki yiğit ve o meydanda gidip gelen (dönüp dolaşan) dünya ve ahiret nimetlerini kazanmışlardan sandığımız düşüncesinin aksine görünen hareketlerinize pek çok üzüntü ve acımayla yazık (lar olsun). Amma ne “heyhat” yazık kelimesinden başka bir diyecek bulamam.
Yersiz yurtsuz masal kuşunun (Ankanın) sırtına binmiş (ve onunla rast gelen yere yatan) bir komşu olarak mekansız âleme dalmış anasından doğalı İslâma ve İmana hizmetle ibadetle meşgul olmakla sürekli bitip tükenmez ahengin kemâli zevkine ermiş¸ ehli kemal zümresine dahil olmuş görürken bir kara karga benzeri; rahatsız edici¸ kötü¸ ölü hayvan¸ leş üzerinde gördükçe yabancı bildik olmayan gözlerimin aksine bakışına ümitsizce hayıflar çeküp¸ üzülüp¸ pişmanlık duyarak her baktığını bir daha böylece görmesini yakıştıramam.

Hayat (denizine)’a atıldın. Olmaya ki (denizin) kıyıya fırlattığı bıraktığı cansız kokmuş leşden olup (da) (gerçek) hayattan kalmayasın. Nûh'un kurtuluş gemisine bindin¸ söz ver (and iç) ki red olunup belâ tufanına gark olmayasın. Baştan başa bir anına cihan bedel (dünya değer) zamanları unutarak dostlardan havanı soğuttun. Yusuf'u düşük değere sattın (diyelim). Düşün ki sonunda ne aldın? (eline ne geçti?) Sen daim¸ sebatlı bir müridim (âşıkım) dersin. (Ama) ne için beğenilmeyen kötü bir yerdesin? Senin gönül dostların¸ sevgili sultanlarına kavuştuğu¸ onunla buluştuğu yere ulaştıklarında mahcup olmayacağından emin misin?

Artık kendine gel¸ kıymetini bil¸ değerini düşürme¸ Allah'ın gösterdiği yola yönel¸ doğru yoldan ayrılma. Sen dostları unutsan da¸ dostlar seni unutmazlar. Her nefeş sevdasına koştuğun yâr¸ muradının kılavuzudur doğru yolu gösterendir.

Bâki kalan¸ ölümsüz olan Allah¸ yok olan ise ondan gayrısı olduğuna gönülden inananlardansın. Bu senin güzel inancındır.

Mektubu alınca seni¸ çocukluk beşiğinde ve şefkatle¸ muhabbetle aşkın tazeliğiyle büyütüp sana zarar verici şeylerin¸ seni örseleyenlerin acısını tatmadan önce sonsuz yaşama arzusu talihsizliğine uğratan¸ bu âkıbete ruh veren ortamı tattıran hayatının sebebi ve kurtuluşun ve selametin olan bir kapıyı sana tanıttıran¸ eli açık cömert bir zat olan Hacı Hasan Efendi kardaşımızın emanetinde kalan alacağını en kısa ve çabuk vasıta ile göndererek ayrıca karşı çıkmanızdan dolayı özürler dilemekle eskiden beri süregelen samimi dostluğunuzun¸ içtenlikle davranışınızın devamını dilemenizi dileklerinizi beklerim.

*Günümüz Türkçesiyle sadeleştiren: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş