MEKTÛBAT-I HULÛSİ DARENDEVÎ

Somuncu Baba

ES-SEYYİD OSMAN HULUSİ EFENDİ (k.s)

Gönlümün Işığı

Gurbet elemlerine samimi bir his ile göstermiş olduğun metanet her hususta bizi memnuniyete sevketti. Zaten ana-babanın gönüllerini kazanmaya çalışmak¸gönüllerini almak ¸onlara hallerine göre hizmet etmenin neticesi olarak hatta can u gönülden rıza ile memnuniyetlerini kazanmak sayesinde hasıl olacağı muhakkaktır. Bilirsin iki günlük dünyanın geçici lezzetlerine meyletme hissi hayvani bir sıfattır (ki)¸ kemal ehli-kamil insanlar- arasında dünyanın ve ona bağlananların hiçbir değerinin olmadığını biliyorsundur.
Daima bu dünyada hakikat meyvesini üretmeye çalışmaklığın bizce en itibarlı¸en değerli kazancındır. Ömür¸ gençliği gafilâne bir yalan ile hiçe sayarak bugün yaşlılık belirtileri ortaya çıkınca ancak o zaman gaflet uykusundan uyanıyoruz. Bunca zamanın sonunda elimizde bir dünya sermayesi olmadığı gibi bir ahiret saadetini kazanmaya yönelik çalışacak bir hayat kaynağına da sahip değiliz.
Sen ise henüz sağlam bir irade¸ güçlü¸dayanıklı bir bünye¸ hâlis bir n¸yet¸ sarsılmaz bir iman ile hidayete giden dosdoğru bir yola mensup bulunuyorsun. Sen böyle bir yola mensupsun.
Sana nasip olan¸ önüne çıkan bu fırsat¸ Allah ü Teala'nın bahşetmiş olduğu hazinelere kavuşman senin çalışmana bağlıdır. Bir an bile gaflet göstermeyen her bir davranışının sağlam bir çağında sadakat meydanında hizmetle Allah'ın rızasını elde ederek-arzulayarak- kâmil insan olmağa çalışmalısın.
Bizim ayrılığımızdan keder çekme. Cisimler ne kadar bir arada dursalar (da) zaruri bir ayrılık baş gösterecektir. Ruhların bu manevi sağlam bir muhabbet ipiyle bağlılığı¸ bir başkasına bağlılıkla devam ettiği müddetçe ayrılık aralarına girerek birbirinden ayıramaz.
Her bir hususta güzel ahlâkınla emsallerinizi geçtiğiniz haberlerinizi bekler ¸ sizi Cenâb-ı Hakk'a emanet eyler¸ gözlerinizden öperim.
Hakkınızda dilenen lutf u kerem
Size zan hâsıl idüp vermiş elem

Söylemişsin bir iki söz kızarak
Beşeriyyet yanılıp yakılarak

Anı mâzur görüp oldun sâkit
Dedim ol nûr-ı basardır sâbit

Tam yirmiyedi yıldır pedere
Dost olup koymadı gönlüm kedere

Anı bir lahzacık endişe ile
Etmedim zannım o rencîde bile

Size lâzım iken ey nûr-ı basar
Sû-i zan olsa dahi hüsn-i nazar

Hüsn-i zan âşık-ı Yezdân eyler
Ehlini kâmil-i insan eyler

Hüsn-i zan ârif-i bi'llâh eyler
Hâs idüp vâsıl-ı dergâh eyler

Hüsn-i zanneyleyen erbâb-ı vefâ
Oldular cümlesi makbûl-i Hudâ

Hüsn-i zan Adem'e hoş hulk u edep
Âdem'e lâzım edeptendir hep

Sana tavsiyyem odur kim dâim
Sû-i zan üstüne olma kâim

Büyüğün şânına hürmet lâzım
Emrine hüsn-i itâat lâzım

Ben yine bâtıl isemde hak gör
Bir velî oğlu velî mutlak gör

Sana bu hüsn-i nazardan ey cân
Zannım o kim gelivermez noksan

Bilirim dertli belâlı başım
Olmadı bunda safâ yoldaşım

Hâsılı eyle muraât-ı edeb
Sû-i zan üstüne deprenmeye leb

*Günümüz Türkçesiyle sadeleştiren: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş