KIRKDÖRDÜNCÜ MEKTUP

Somuncu Baba

Ansızın kervan göçer sen de -su vadisindeki susuz kalmış biri gibi- yârsız ve yârânsız kalırsın. Ne sevenin¸ ne sevdiğin kalır. Bedenin düştüğü durum¸ onun eriştiği pişmanlık da artık faydasızdır. Bedenin¸ varlığın bu dersi almış ama ne çare! Hasta olmazdan önce sağlığını en büyük hazine bilmen gerek. Sağlığın senin en kıymetli kazancındır. O sağlık ki en büyük nimettir¸ en büyük hazinedir. Kendi arzularına uyup mahvolmaya¸ yok olmaya aday olan budalalardan olma.

Gözüm Nuru!


   Eski dostlarından yüz çevirenden yüz çevirmek lâzım ve bütün Allah dostları bu yola niyetli olduklarından¸ (sen yine de) eski dostlardan uzak olma. Ta ki Allah dostlarının tanıdıklarından olup¸ kendi dostluğunu bilesin ve böylece gerçek tanışıklık ve yakınlıkla Hakk'ın dostluğuna¸ olması gereken dostluğa gelesin. Sâkinin elinden mest olmadıkça (bu meclislerdeki sohbetlerde¸ muhabbetten nasiplenmedikçe) meyhâne sâliklerinden sayılmadığı gibi (bu muhabbet yolunun yoldaşı sayılmayacağı gibi) gafillerin¸ Allah'ı unutan¸ dünya zevklerine dalanların sohbetinden ayrılmadıkça bu gafletten¸ nefsin bu esaretinden¸ lüzumsuz işlerle uğraşmaktan kurtulmuş olamazsın.


Ansızın kervan göçer sen de -su vadisindeki susuz kalmış biri gibi- yârsız ve yârânsız kalırsın. Ne sevenin¸ ne sevdiğin kalır. Bedenin düştüğü durum¸ onun eriştiği pişmanlık da artık faydasızdır. Bedenin¸ varlığın bu dersi almış ama ne çare! Hasta olmazdan önce sağlığını en büyük hazine bilmen gerek. Sağlığın senin en kıymetli kazancındır. O sağlık ki en büyük nimettir¸ en büyük hazinedir. Kendi arzularına uyup mahvolmaya¸ yok olmaya aday olan budalalardan olma.


Doğru olan iş¸ gün gibi meydana çıkmış bir devlet ile ayakta kalmak¸ dik durmak yeterlidir. Her şey apaçık ortada iken böyle bir devletin kıymetini bilmemen yazık ki divanelikten başka bir şey değildir. Doğrusu bu devlet ile ol. O sana yeter.


….


Bu mektubun aşağıdaki bölümünü Muhittin Tütüncü'ye yazmışlardır.


 


Safalı dostlar yine geldiler. Kayıtsız¸ (takıntısız¸ özgürce) içilen bir bâde iki dünya saadetidir. Bir an bile durma çünkü badesiz (aşk şarabından yoksun bir an) bir nefes kaybolmuş¸ yitmiş¸ gitmiş boş bir hevestir. Gel¸ gel¸ gel.


 


Güncelleme: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN


 


 






* Bu mektubu Uzun Hacı'ya hitaben yazmışlardır.


Sayfayı Paylaş