ELLİNCİ MEKTUP

Somuncu Baba

Ey gözümün ışığı olan Sevgili Canım

Ben senin ayrılığının derdi¸ tasasıyla güçsüz¸ kuvvetsizim.

Derdinin tesellisine -yatıştırıcılığına- sadık dostum olmasaydı

Gönlüm ve canım senin özleminle deli olurdu.

Ey gözümün ışığı olan Sevgili Canım


Ben senin ayrılığının derdi¸ tasasıyla güçsüz¸ kuvvetsizim.


 


Derdinin tesellisine -yatıştırıcılığına- sadık dostum olmasaydı


Gönlüm ve canım senin özleminle deli olurdu.


 


Ey Gözümün Nuru¸


Her gecem ve gündüzüm senin derdinle döner (geçer).


 


deyip ayrılığın üzüntüsüne teselli (avuntu) verip günüm¸ bazen hayalinizin ve bazen ayrılığınızın ateşle kavrulan göğsümle hayran¸ çaresiz¸ güçsüz geçiyor; Medet edilen (Yardım umulan¸ çare görülen) ve beğenilen mektubunuzu alınca bu tarz ve bu üslupla cevaba dahi başlamaya gücüm olmasa da yine de dert ve gönül tanışıklıklarının –birlikteliğinin- tanışıklığını (âşinalığını) bir sebep¸ bir vesile sayarak size cevap yazdım. Bu aşinalıktandır cüretim.


Âcizane güçsüzlüğümle başlayıp size diyorum ki:



Yine de yurdum sandığım şu dünyada imtihan yerindeyim. Fakat bu geçici dünyada kararsız olduğum yârin yeri yok. Gerçi ben sizinle gurbetteydim fakat cana yakın bir dost olan yalnızlığımla dosttum. O sevgili benim derin derdime¸ görünen sırrıma vakıf¸ onu bilecek kadar içli dışlı ve yakın; ben de ona. Bir tek onunla ağlayan¸ derdine ortak bir dosttum. Hulûsi Efendi de endişeden uzak köşesinde dert ve elemle ayrılıktan perişan olmuş¸ içine kapanmış¸ örtünmüş bir yar olup diyor ki:



Allah'a minnettarım ki ruhumun gönlü ile beraber sevgilinin derdi oldu


Gezsem de otursam da dursam da her anım sevgiliyle beraber.


 


  


*Bu mektup ağabeyi Ahmet Efendi'ye yazılmıştır.


Güncelleme: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş