ALTMIŞDÖRDÜNCÜ MEKTUP

Somuncu Baba

Ey Sevgili Kardeşimiz¸

5 Kasım 1941 tarihli¸ baştan aşağı derin duygularla yazılmış¸ dört gözle beklemekte olduğum mektubunuzu aldım. Şu gurbet ellerde bir sırdaşım ve gönlümü okşayan vefalı bir dostum olmadığı için adeta ateşten kalemle yazılmış bu mektubu¸ derdim gibi bir dert ile derdin yazımını¸ zevkim gibi bir zevk ile harmanlanmış buldum.


Ey Sevgili Kardeşimiz¸


5 Kasım 1941 tarihli¸ baştan aşağı derin duygularla yazılmış¸ dört gözle beklemekte olduğum mektubunuzu aldım. Şu gurbet ellerde bir sırdaşım ve gönlümü okşayan vefalı bir dostum olmadığı için adeta ateşten kalemle yazılmış bu mektubu¸ derdim gibi bir dert ile derdin yazımını¸ zevkim gibi bir zevk ile harmanlanmış buldum. Hacı adaylarının tıpkı Kâbe yolundayken vücutlarını gizleyen örtüye bürünmeleri gibi karamsarlık örtüsüyle etrafının adeta ümitsizliğe gizlendiği bu gönül senin için¸ dünya kurulduğundan beri can ciğer dert arkadaşımdır diye düşünüp gönüldaşlık kapısını açıp yâre kavuşma düşüncesinin yarattığı hayret ve kendinden geçmişliğin verdiği kedere sahip gönlüne bu sözler ile cevap veriyor ve diyorum ki:


Yazardım nâmeyi ciğer kanıyla Muhyî' ya amma. (Muhittin Tütüncü'ye)


O yârin gözüme hayal uykusundan çekmese perde


İyileşirdi bir doktorun çaresiyle derdimiz fakat


O süzgün gözleriyle salmasaydı dermansız derde.

Sayfayı Paylaş