TBMM ŞİDDET ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORLARINA GÖRE AİLE İÇİ ŞİDDETİN SOSYAL YÖNÜ
"Çocuk ve kadına yönelik fiziksel¸ duygusal ve cinsel şiddetin arkasında genellikle; eğitim¸ toplumsal değer ve kültürel anlayış farklılıkları yatmaktadır. Yani iş yine gidip aileye dayanmaktadır."
Şiddeti doğru tanımadan ve doğru tanımlamadan işe başladığımız için her can sıkıcı olay sonrası toplumda bir bilgi kirliliği yaşanıyor. Şiddeti; "Kişinin bilinçli olarak¸ kendisine¸ başkasına¸ bir gruba veya bir topluluğa karşı¸ yaralama¸ öldürme¸ psikolojik zarar verme¸ gelişme geriliğine sebep olma yönünde tehditte bulunması veya gerçekten¸ fiziksel zorlama ya da güç kullanması" şeklinde tanımlayabiliriz.
Tanım bir şekilde yapılır; zorluk onu herkesin farklı algılaması ve anlamlandırmasındadır. "Kadınların ve çocukların; fiziksel şiddet¸ sözel şiddet¸ duygusal şiddet¸ cinsel şiddet¸ sosyal şiddet¸ ekonomik şiddet türünden en az birine uğrama oranları ülkemizde % 97'dir." (TBMM 1. Rapor)
Türkiye Büyük Millet Meclisi 1. Şiddet Araştırma Komisyon raporundan alınan tesbite göre¸ insanımızın ancak %3'ünü şiddetin dışında tutabilmekteyiz. Bu¸ korkutucu bir orandır.
Kadına yönelik şiddet varsa; çocuğa yönelik de vardır¸ yaşlıya yönelik de vardır¸ sakata yönelik de vardır. (TBMM 1. Rapor)
Yukarıdaki ifadeye¸ "Erkeğe yönelik de vardır
" diye eklemek gerekir. Çünkü şiddetin şiddeti doğurduğunu bu dünyada artık herkes biliyor. Şiddet gören kadın¸ şiddet uygulayan bir anne olur. Aynı şekilde şiddet gören bir çocuk da¸ şiddet uygulayan bir yetişkin olur; anne ya da baba olarak.
Rapordan alınan aşağıdaki başka ifadeler bizi şiddet konusunda yeniden düşünmeye zorlayacak özellikler taşıyor.
"Herkes Şiddet Uyguluyor! Ancak her çeşit şiddet türü söz konusu olduğunda¸ anneler ailede daha çok şiddet uyguluyor." (Prof. Dr. İçli¸ Prof. Dr. Aktaş¸ Doç. Dr. Dilbaz
)
Çocukların en çok şiddete uğradığı yerler; aile¸ okul¸ sokak¸ bakım evleri¸ yurtlar ve yuvalar¸ çalıştıkları iş yerleri¸ bazı kolluk kuvvetlerinin bulunduğu yerler¸ cezaevleri şeklinde sıralanabilir. (TBMM 1. Rapor)
Aile içi şiddet bizim kültürümüzde içselleşmiş durumda olduğundan bu konuda gerçek durum nasıl olduğumuzu¸ sorunun boyutlarının ne durumda olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Çocuk ve kadına yönelik fiziksel¸ duygusal ve cinsel şiddetin arkasında genellikle; eğitim¸ toplumsal değer ve kültürel anlayış farklılıkları yatmaktadır. Yani iş yine gidip aileye dayanmaktadır.
Cezaevi Anket Sonuçları
Cezaevine düşen çocuklar arasında yapılan bir anket çalışmasının çarpıcı sonuçlarından birisi şöyledir: Annem okur-yazar değil; % 46¸ Babam okur-yazar değil; % 17
Lise Anket Sonuçları
Aynı anketin lise öğrencileri arasında yapılanında elde edilen sonuç ise şu şekildediri: Annem okur-yazar değil; % 14¸ Babam okur-yazar değil; % 3
(TBMM 2. Rapor)
TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu çalışmalarında 60 ilde 30 bin lise öğrencisine ve cezaevlerinde bulunan hükümlü-tutuklu çocukların yaklaşık u'ine anket uygulandı. İçeride ve dışarıdaki olan akran durumdaki bu çocukların aile eğitim durumlarındaki farklılık hemen göze batıyor. Düşünmeden edemiyoruz sonra; "Acaba cehalet de bir tür şiddet değil mi?"
Rapordan aşağıya alınan başka iki soru¸ şiddetin nasıl çocukları suça itici rol oynadığını apaçık ortaya koyuyor.
Fiziksel Şiddet Görme Durumu
Cezaevi; Evet % 69 Hayır % 31; Okul; Evet " Hayır % 78 (TBMM 2. Rapor)
Suça iten sebep olarak; anne-babaların öfkeli davranışlar sergilemesi: % 64; ailelerin çocuklarını sevmemesi: % 68 (TMMM 2. Rapor)
TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu Raporlarına göre; saldırganlık¸ şiddet ve suçluluk duygularının temeli¸ öncelikle aile kurumuna ve de okulöncesi döneme dayanıyor. Sağlık görevlileri¸ yargı mensupları¸ öğretmenler¸ sosyal hizmet uzmanları¸ psikologlar¸ çocuk gelişim uzmanları¸ kolluk kuvvetleri çocuklara şiddet konusunda hizmet içi eğitimden geçirilmelidir. (TBMM 1. Rapor) .
Okul yöneticilerinin¸ Sınıf öğretmenlerinin¸ Rehber öğretmenlerin¸ çocuğa yönelik şiddet konusunda bilgi ve duyarlılıklarının öncelikle arttırılması gerekir. (TBMM 1.Rapor)
Sonuç olarak; "Çocuklarımız için daha ne yapabiliriz?" anlayışıyla artık ülkemizde bir¸ "Aile eğitimi seferberliği" başlatmanın zamanı çoktan gelmiştir¸ diyorum.
KAYNAKÇA:
TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu Raporu 1
(Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan -10/148¸ 182¸ 187¸ 284¸ 285- Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu)
TBMM Çocuklarda ve Gençlerde Şiddeti Araştırma Komisyonu Raporu 2
(Türkiye Büyük Millet Meclisi Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimleri ile Okullarda Meydana Gelen Olayların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan -10/337¸ 343¸ 356¸ 357- Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu)
SOLAK¸ Adem¸ Şiddet Saldırganlık ve Suçluluk Duyguları Açısından Anne Baba Eğitimi¸. HEGEM Yayınları 10. Baskı 2008 İstanbul.
Adem SOLAK
Yazar15 Temmuz’da köprüye yürüyenler arasındaydık. Bir hafta sonra kızımın düğünü vardı ve biz düğün hazırlıklarıyla uğraşırken, hiç aklımıza gelmezdi böyle bir gecenin yaşanacağı. O akşam çocuklarla Çeng...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” manasındaki ihlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ...
Yazar: Mustafa KARABACAK
Kanûnî’nin küçük oğlu Selim, 28 Mayıs 1524’te İstanbul’da dünyaya geldi. Annesi Hürrem Sultan, saray içinde sözü geçen, etkili bir kadındı. Saray kadınlarına ve hizmetkârlara, Şehzade Selim’in terbiye...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Her ilim dalı ‘hoca-talebe’ münasebetinin zorunlu olduğu süreçlere şahitlik eder. Örneğin bir ustanın dizinin dibine oturmadan usta bir marangoz olunmayacağı gibi bir kimsenin alanında uzman bir hocan...
Yazar: Fatih ÇINAR