Sultan III. Murad Han’ın İhya Faaliyetleri
Sultan III. Murad Han’ın; halim tabiatlı, ince ruhlu, merhamet ehli, gayet zeki, dindar ve hikmet sahibi olduğu söylenir. Yük hayvanlarına eziyet edilmemesi için Dîvân-ı Hümayun toplantısında verdiği bir fermanı onun sadece insanlara değil, hayvanlara da müşfik olduğunu göstermektedir. Padişahlığı süresince sefere hiç çıkmayan Sultan III. Murad’ın saraydan pek dışarı çıkmaması nedeniyle eleştirildiği bilinmektedir. Gerçekte savaşçı bir tabiatı olan III. Murad’ın saraydan çıkmamasının nedeni etrafındakilerin o dönemde yaygın olan veba salgınlarının da padişahın etkileneceği yani muhafazası için ikna etmiş oldukları bilinmektedir. Tarihî kaynaklarda onunla ilgili birbirine uymayan bilgiler verilmektedir. Padişahın bir taraftan dindar ve münzevî bir hayat sürdürğünü belirtirken diğer taraftan zevk ve işrete düşkün olarak tanıtılması yanlış bir kanaattir. III. Murad’la ilgili Jacopo Ragozzoni’nin 1571 tarihli raporunda padişahın daha şehzadeyken yetenekli, iyi eğitim görmüş, dinine son derece bağlı, devletin ileri gelenleri tarafından çok sevilen biri olduğu belirtilir. Tarihçi Gelibolulu Âlî, Sultan III. Murad’ın dindar, müttakî, perhizkâr ve şer‘-i şerîfe kemâl-i itaati ile nefsanî arzulara tamah etmeyen biri olduğunu söyler. Onun zamanında kültür, sanat ve sosyal hayatta belirli bir yükseliş ve canlılık kendini gösterir. Şehzade III. Mehmed’in 52 gün süren muhteşem sünnet düğünü bunun sembolü kabul edilir. Dış politika ise Kanunî Devri’nin devamı niteliğinde gayet sağlamdır. Ekonomik ve siyasî anlamda ise Osmanlı Devleti’nin duraklama devri başlamıştır. Osmanlı toprak düzeninin belkemiği olan tımar sisteminde bozulmalar baş gösterir. Ahdî ve Kınalızade Hasan Çelebi, tezkirelerinde Sultan Murad’ın sanatını, ilmini ve ahlakını metheder. Sultan III. Murad tasavvufta sadece Şeyh Şüca ile değil Nakşbendiyye’den Emir Buharî Tekkesi şeyhi Şaban Efendi ve Aziz Mahmud Hüdaî ile de mektuplaştığı bilinmektedir. Tezâkîr-i Hüdâî’de diğer padişahlar gibi III. Murad’a da mektuplar gönderen Hüdâyî Hazretleri, padişahla samimi olmuş toplumun ve Padişah’ın zaaf ve meziyetlerini gayet iyi teşhis etmiş, nezaketle her fırsatta zaafların adalet, sünnet ve şeriat çerçevesinde giderilmesini istemiştir. Sultan III. Murad hayır eserleri bırakmaya da gayret sarf etmiştir. Culûsundaki ilk arz üzerine Kâbe duvarlarını yaptırdı, Harem-i Şerif’i sel baskınından korumak için suyollarını temizletti. Medine’de bir medrese, büyük bir imaret yaptırdığı gibi şehrin imarına da çalıştı. Manisa Muradiye Külliyesi, Topkapı Sarayı’nın tamiri, Ayasofya Camii’nin kuzeyindeki iki minare ile minber, kürsü ve mahfil ilâvesi, caminin içine şadırvan yapılması, Fethiye Camii’nin kiliseden tebdili ve Beşiktaş’taki Yahya Efendi Türbesi binası da onun zamanında ve emriyle yapılmıştır. The Reconstruction Activities of Sultan Murat III It is said that Sultan Murat III was a docile, fine, merciful, smart, faithful and wise person. He was merciful not only to the humanbeing but also to the animals, the best proof of which was his enact in Divan-ı Humayun (the Supreme Court) about not agonising the draught animals. He endavoured to do charity work. With the first offer after his enthronement, he had the walls of the Ka’bah rebuilt, had the water line cleaned to prevent Masjid al-Haram from flood. He also had a madrasah and a large hospice built besides the reconstruction works of the city. Muradiye Complex in Manisa, the repair of Topkapı Palace, the two minarets and a pulpit in the northern part of Hagia Sophia Mosque, the water-tank with a fountain in the same mosque, the convertion of the church to Fethiye Mosque and the building of Yahya Efendi tomb were all done under his reign.
Bekir AYDOĞAN
YazarOsmanlı Padişahlarının 12.’si ve İslâm Halifelerinin 91.’si Sultan III. Murad Osmanlı padişahlarının 12.’si ve İslâm halifelerinin 91.’si olan Sultan III. Murad, II. Selim’in Venedik asıllı eşi Afife...
Yazar: M.Nihat MALKOÇ
Kültür dünyamızda dergilerimiz, milletimizin öz mayasını teşkil eden dinî ve millî düşüncenin kalesi olarak hür fikirlerin merkezi olmuştur. Dergiler, insanımızın ruh dünyasına hitap eden, itikattan i...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
1. Yüzün âyîne-i âlem-nümâ şems-i münevverdir Sözün gencîne-i esrâr-ı âyât-ı musahhardır 2. Nikâb-ı hüsnü açsan kim anı görse sücûd etmez Anı görmezden ön kim secdesiz küfrü mukarrerdir ...
Yazar: Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş Efendi
Sözlüklerde bir sanat dalı olarak tezhip; “altınlamak” olarak geçmektedir. Bu sanatla iştigal edenlere müzehhib/müzehhibe adı verilmektedir. Bu tezyinî sanatımız icra edilirken, desenler ve motiflerle...
Yazar: Bekir AYDOĞAN