SESİNİ ALLAH’A İŞİTTİREN KADIN: HAVLE HÂTUN
Tartışma anlamına gelen Mücâdele Sûresi’nin ilk âyetlerinin inişi ile ilgili kaynaklarımızda anlatılan şu rivâyetler, Müslüman kadının İslâm anlayışı, dinini öğrenme kararlılığı ve aile yuvasını yaşatmadaki etkinliği hakkında çok net bilgiler vermektedir: Havle (yahut Huveyle) Hâtun, kocasının kahrını çeken sabırlı ve çilekeş bir hanımdır. Bir gün bu kadına kocası Evs b. Sâmit, zıhâr yapar. Yani kocası, Câhiliyye gelenekleri doğrultusunda kızdığı hanımına, "Sen bana artık anam gibisin." der. Bu cümle gelenekte, kadını boşama anlamına gelmektedir. Kadın, kocasına, "Git durumu Peygamber’e sor.” der, adam “Ben utanırım.” deyince, “İzin ver ben gidip sorayım.” der ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e gelerek şöyle der: "Ey Allah'ın Peygamberi! Yıllarca kocamla birlikte yaşadık, ben onun yıllarca kahrını çektim, ona çocuklar doğurdum. Ben ona gençliğimi, variyetimi verdim. O benim çocuğumun babası, amcamın oğlu ve bana insanların en sevimli olanıdır. Şimdi âhir ömrümde o, bana zıhâr yaptı, aslında sözlerinde boşamayı hiç anmadı, ama sen bana anam gibisin diyerek beni boşamaya kalktı!" Peygamberimiz, geleneğe uygun olarak şöyle cevap verir: "Artık sen ona haramsın!" Zira Peygamberimiz toplumdaki uygulamayı değiştiren yeni bir hüküm gelinceye dek bekler, kendinden bir şey söylemezdi. Kadın, “Ben hâlimi, derdimi Allah'a arz ediyorum, Allah’ım, ayrılık bana zor geliyor, ne olur Peygamber’ine yeni bir hüküm indir.” diyerek ısrarla ilk söylediği cümlelerini Peygamberimiz (s.a.v.)’in huzurunda tekrarlar durur. Derken vahiy gelir ve sûrenin, “Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah sizin ikinizin konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.”[1] diye başlayan âyeti iner, ardından konuyla ilgili geniş açıklamalar gelir. Rivâyete göre kadınla Peygamberimiz (s.a.v.)’in konuşmaları Hz. Âişe Annemizin odasında gerçekleşir. Kadının Peygamberimiz’e söylediklerinin bir kısmını Âişe Annemiz de dinlemiştir. Ama o, kadının bazı sözlerini kendisinin duymadığını söyler ve şöyle der: “Bütün sesleri duyan Yüce Allah ne yücedir ne mübârektir, O’na hamdolsun. Kadın, Hz. Peygamber’le konuşurken onun sözlerinin bir kısmını ben duymuyordum, ama Yüce Allah onun bütün söylediklerini duydu!”[2] Âyette Yüce Allah, kadının Peygamberimiz (s.a.v.)’le konuşmasını işittiğini söyler ve “İşiten” ve “Gören” olduğunu da özellikle vurgular. Bu ne muhteşem bir tablo ki kadının konuşmalarını yanı başında duran Âişe Annemiz duyamıyor ama Yüce Allah duyuyor. Çünkü O, her şeyi bütün ayrıntılarıyla duyan ve görendir. Yüce Rabb’imiz, kadının sözünü, tartışmasını ve şikâyetini duyduğunu özellikle belirterek kadını onora ediyor. Bu muhteşem olayda, dinini öğrenme ve aile yuvasını kurtarma arzusuyla çırpınan bir kadının ilâhî lütuflara mazhar oluşu görülmektedir. Nitekim bu kıssa ile başlayan sûre “Mücâdile”, yani tartışan kadın sûresi olarak da adlandırılmıştır. Havle Hâtun, derdini önce Allah Rasûlü’ne açıyor, ondan fetvâ istiyor; ardından Yüce Allah’a halini arzediyor ve ısrarla O’na duâ etmeye devam ediyor. Merhameti sonsuz olan Yüce Allah, onun bu sızlanışına icâbet ediyor ve hayat dini İslâm’ın konuyla ilgili en merhametli düzenlemesini yapıyor. Bir Câhiliye âdetini dillerine dolayarak hanımlarını inciten kocaları, bu anlamsız sözlerine keffâret olarak köle azat etme yahut altmış gün aralıksız oruç tutma yahut da altmış fakiri doyurma cezâsıyla terbiye ediyor. Bu düzenlemeyle o gün için toplumda yaygın olan zıhâr uygulaması, İslâm toplumunda yok denecek seviyeye düşmüştür. Bu tarihî olaydan çıkan sonuçları şöyle özetleyebiliriz:
Ali AKPINAR
Yazarİslâm, teslim olma; Müslüman da teslim olan anlamına gelir. İnsanlık için seçip gönderdiği dinine İslâm ismini bizzat Yüce Allah koymuştur, o dine mensup olanlara Müslüman ismini veren de bizzat Yüce ...
Yazar: Ali AKPINAR
Bir Osmanlı âlimi, Celvetî şeyhi, müfessir ve şair olan İsmâil Hakkı Bursevî, 1653’de bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Aydos’ta doğdu. Ömrünün büyük bir kısmını, hizmetlerinden çoğunu Bursa’...
Yazar: Ali AKPINAR
Fir’avunların sarayında mü’min olmak zorlu bir iştir; zorlu ortamlarda imanın bedeli ağırdır, mükâfatı da fazladır. Ancak inanmak, en zor şartlarda ve zorlu ortamlarda bile yapılamaz şey değildir. İns...
Yazar: Ali AKPINAR
Yüce Yaratıcı’nın insanlığa son seslenişi Kur’ân, hayat rehberidir, hayat düsturudur, hayat kitabıdır. O sadece ibâdetlerde okunmak için gelmemiştir. Bunun yanında o, dünya hayatını dizayn ederek insa...
Yazar: Ali AKPINAR