Oruç Maddî ve Manevî Bir Arınmadır
Bizleri arınma ve bağışlanma ayına kavuşturan Rabb’imize sonsuz hamd ve şükür, âlemlere rahmet olarak gönderilen Kâinatın Efendisi Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya binlerce salât ve selam olsun. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluşumuza sebep olan mübarek Ramazan’ın gelmesiyle mutluluk iklimine, huzur mevsimine giriyoruz.
Nefislerimizi kötülüklerden temizlemenin, gönüllerimizi günahlardan arındırmanın şimdi tam zamanı. Bu ay ilâhî rahmetin sağanak sağanak yağdığı, tüm maddî ve manevî kirleri silip süpürdüğü, ruhları ve bedenleri tertemiz ettiği bir aydır.
Ramazanda, oruçla nefis terbiyesi ve temizliği yapılır. Diller kötü sözlerden, gönüller kirli duygulardan arınır. Günlük hayatta kavga, tartışma ve çekişme yerine; “Ben oruçluyum.” ifadeleri hâkim olur. Ramazan ve içinde barındırdığı oruç bize ne kazandırdı ise bunların kalıcı bir hal ve ahlâk olarak korunması şarttır. Nefis ve irade terbiyesi orucun kazandırdığı ve insanda ömür boyu etkili olacak en önemli özelliktir.
Oruç ruhî disiplindir… Oruç, içimizdeki nefis canavarını kontrol altına alan ve böylelikle insanın içindeki merhamet ve şefkat duygularının açığa çıkmasını sağlayan ruhî bir disiplindir. Oruç, takvaya ermek ve nefsin şerrinden korunmak için emredilmiştir. Bu bakımdan Ramazan-ı Şerif, bize şüphelilerden ve haramlardan uzaklaşmayı öğreten manevî bir eğitim ayıdır.
Oruç, ilâhî bir eğitimdir. Oruç, hayat mücadelesinde gerekli olan “sabır, hâle rıza, irade, azim, sözünde durma ve nefsanî arzulardan uzaklaşma” gibi durumların eğitimi ile ahlâkî durumumuzu olgunluğa ulaştırır. Oruç, nimetlerin değerini bildiren, teşekkür duyguları uyandıran, yoksulların ve çaresizlerin hâlinden anlama şuuru kazandıran, nefsanî arzuları yok eden, maddenin esaretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî özelliğe eriştiren bir ibadettir.
Oruç, fazileti ve aslî gayesi daimî bir ibadet şuuru içinde nefis engeliyle mücadele etmek ve nefsi baskı altında tutarak etkisini en aza indirebilmektir. Oruç, hayat mücadelesinde olmazsa olmaz olan “sabır, irade, nefsî arzulardan uzaklaşma” gibi hallerin eğitimi ile ahlâkî durumumuzu olgunluğa eriştirir. Yine bu ibadet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.
Oruç; sahibini kanaat, hâle rıza, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyet ve açlıkla nîmetlerin kıymetini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükran duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç; sosyal hayattaki kin, haset, kıskançlık gibi kitleyi huzursuzluğa boğan olumsuzlukları ortadan kaldırmakta en etkili ilâhî emirdir.
Oruç aslında bir itidal eğitimidir. İtidal eğitiminin imtihanıdır. Bu imtihan sadece bedeni değil; aklı, ruhu, iradeyi, karakteri ve şuuru ilgilendiren yönlere de sahiptir. Nefis hiçbir şeye doymaz. Ne yemeye doyar; ne süslenmeye, ne takdir ve iltifata, ne eğlenceye, ne gezmeye tozmaya, ne mülke ve eşyaya… Hep daha fazlasını ister. Ramazan-ı Şerif, bir mübarek vesiledir, fırsattır. İtidal eğitimini ortaya çıkaran bir ibadet ihsanıdır. Ramazanda birtakım dünya zevklerine perde, fren getirilmesi, aslında Ramazan’ı anlayabilmemiz içindir.
Orucu hayatına geçirebilmesi için, insanın nefsinden gelen her türlü çalkantıyı, her türlü cereyanı gönül motorundan çıkarması lâzım. Çünkü o, gönle ters yönde cereyan vermektedir. Bu ters yöndeki cereyandan kurtulmanın en kolay usulü, onunla bağlarını koparmaktır.
Oruç, nazarları maddenin ve midenin ötesine çekerek, insana yaratılış gayesini hatırlatır. Bu yüzden bütün ilâhî dinlerde oruç vardır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”
Oruç bir korunma eğitimidir. Orucu layıkıyla tutan bir insan haram olan fiillerden, zulüm ve fenalıktan uzak durur. Rabb’imizin emirlerine riayet etmekle kalmaz, yaptığı amelleri de ihlâsla, sırf O’nun rızası için yapmaya gayret eder. Oruç, müminin duygu ve düşüncelerini inceltir; yardım duygularını artırır, şefkat ve merhamet ahlâkını geliştirir. Açlık çekmenin zorluğunu gösterir; fakirleri, zorluk ve darlık çekenleri düşünmeyi sağlar.
Mümin oruçla beraber, nimetlere sahip olmanın kıymetini daha iyi anlar; nimet verene şükrünü artırır. Elindeki nimetlerin değerini daha iyi anlar. Allah’ın verdiği nimetleri diğer kullarla paylaşmayı öğrenir. Ramazan, yıllık ruh bakımıdır. Oruç, insanda, yüreğe doğru bir yolculuk gerçekleştirmenin aracıdır.
Yüreğe, yani insanın kendi özüne yolculuk yapması, bir çeşit hicretidir. Eğer, yolculuğunu sürdürmeyi göze alırsa, orada karşılaşacağı, yine kendisidir. Orada en doğal, en maskesiz, en yalın haliyle öz benliğini bulacaktır. İnsan, bu yolculuğun sonunda, kendisiyle buluşacak, tanışacak ve barışacaktır; yani barışa, teslimiyete ve selamete ulaşacaktır.
Sümeyye Büşra YILDIZ
YazarHz. Peygamber (s.a.v.)’in amacı ise sadece insanların davranışlarını düzeltmek değil, kalplerine hitap ederek onları içten değiştirmekti. O; çıkarcılığa, kabileciliğe ve kana dayalı güvensizlik üzerin...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Nasıl yaşamalı sorusu çok mühim bir sorudur. Buna verilecek en doğru cevap ise, Ramazan’ı şiarlı ve şuurlu olarak karşılamak ve yaşamaktır. Mü’min insanın hayatının tamamında olması gereken bu şiar ve...
Yazar: Sema KORKMAZ
Hoş geldin âleme Şehr-i Ramazan,Ömür hanemize hoş sefa geldin.Bitirdik hasreti, şad oldu cihan,Gönül hanemize hoş sefa geldin.İbadet ayısın, gufran ayısın,Müddetin otuz gün, belli sayısın,Yüce Mevla’m...
Şair: Rabia BARIŞ
Gazze’de yaşanan zulüm ve katliamı ne yazık ki tüm dünya seyrediyor. Filistin’de öteden beri devam edegelen ve özellikle de son günlerde Gazze’de gerçekleştirilen sivillere yönelik insanlık dışı katli...
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ