Nil’den Tuna’ya Osmanlı
Geçtiğimiz yıllarda elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz, ülkemizin değerli tarihçilerinde Prof. Dr. Haluk Dursun Hocamızın Osmanlı coğrafyasını merak edenler için muazzam bir eser olarak sunduğu “Nil’den Tuna’ya Osmanlı” adlı kitabını tanıtmaya çalışacağız. Bu vesile ile merhum hocamıza tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz… Tarih şuuru kazanmak ve Osmanlı kültür coğrafyasını öğrenmek, hissetmek için okunması ve okutulması gerekli bir eser olarak kitap Haluk Dursun Hoca’nın Osmanlı diyarlarını, Osmanlı memleketlerini gidip gördüğü ve taa Mavi Nil'den Yeşil Tuna'ya kadar kültür tarihimiz açısından değerlendirdiği bir eser olarak karşımıza çıkmakta. Osmanlı bir cihan devleti, Osmanlı coğrafyası uçsuz bucaksız bir coğrafya. Kaç milyon kilometrekare olduğu, bugün içinde kaç bağımsız devleti barındırdığı tam olarak belli değil ama aşağı yukarı yirmi milyon kilometrekareden fazla bir memleket ve otuz civarında devlet... Bunların hepsini görmek, Osmanlı sonrası Osmanlı'yı aramak güç, yorucu fakat zevkli bir heves, keyifli bir uğraş. Kıtalara ve asırlara yayılmış Osmanlı’yı masa başından öğrenmek ne kadar mümkün olabilir ki? Haluk Dursun Hoca da böyle düşünmüş ve henüz öğrenciyken soluğu Şam’da almış. Devamının geldiğini söylemeye gerek var mı; Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Romanya, Macaristan, Moldova, Ukrayna, Arabistan, Filistin, İsrail, Afrika… Nil’den Tuna’ya Osmanlı’nın bıraktığı köprüler, camiler, çeşmeler, imaretler, sokaklar, âdetler, yemekler, törenler… Kudüs’ten Kahire’sine, Mekke’den Medine’sine kadar Ortadoğu’da; Üsküp’ten Kosova’ya, Elbasan’dan Tiran’a, Selânik’ten Yanya’ya, İstanköy’den Rodos’a, Estergon’dan nazlı Budin’e kadar Vardar boylarında, Rusçuk’dan Silistre’ye, Deliorman’ların Razgrad’ından Koca Balkanlar’daki Hüseyin Raci Efendi’nin Eski Zağra’sına, Dobruca’nın Köstencesi’ne, Mecidiyesi’e kadar Tuna boylarında ve sonra Eflâk’tan başlayıp ta Kara Boğdan’a Prut kıyılarına, Dinyeper’e, Dinyester’e, Akkerman’a kadar her yerde akıp giden zamana, tarihe karışan hakikate rağmen duran Osmanlı’nın izleri var bu kitapta… Günümüzde yaşayan halklardan Osmanlı imajının ne olduğunu, Osmanlı’nın boşluğunu kimin doldurduğunu, yakıp yıkılanları ama her şeye rağmen geride kalanları okuyacağınız bu kitapta bir anıt çınarından şirin ve minnacık kitabeli çeşmesine, tuğralı taş köprüsünden “Ya Hafız”lı konağına, türbesine, mektebine, tekkesine kadar Osmanlı mirasına rastlayacaksınız. Yazar eseri hakkında şu ifadelerde bulunuyor: “Bu kitabımın ismini koyarken Nil ve Tuna’yı seçtim. Nil Nehri alsın bizi Afrika’nın derinliklerine kadar götürsün, oradan Kuzey Afrika’ya getirip Akdeniz’de dinlendirsin diye. Karşısına Tuna’yı kondurdum. Avrupa’nın Alaman Dağları’ndan kopsun gelsin, bütün Balkanlar’ı geride bırakarak Karadeniz’e, oradan Boğaziçi yoluyla Akdeniz sularında Nil’le kavuşsun diye. Bu kitap; Osmanlı coğrafyasını bu iki nehir arasında sanki iki ayrı medeniyet, iki ayrı coğrafi iklim, iki ayrı uç gibi değerlendirip yaptığım gezilerin notlarıdır.” Gezi yazısı niteliğinde tek solukta okunabilecek ve sanki oradaymış gibi hissettirecek olan eseri olur da Osmanlı coğrafyasını dolaşmaya çıkarsanız, mutlaka çantanızda bulundurun. Okurken çevirdiğiniz her sayfada biran durup derinliklere dalıp “Biz ne idik ne olduk? Biz neyledik o koskoca elleri?" kendini alamayacaksınız Özellikle gençlerin ve milletin aziz evlatlarının okuması gereken şiir tadındaki eserin her sayfasında duygu akan o güzel yurtları akıcı bir dille anlatan merhum hocamıza teşekkür eder tekrar tekrar Allah’tan rahmet dileriz.
Yusuf HALICI
YazarTunceli, eşsiz doğal güzelliklere ev sahipliği yapan, zengin kültürel geçmişi ve tarihiyle öne çıkan bir şehirdir. Munzur Dağları'nın eteklerinde konumlanan bu şehir, hem doğaseverleri cezbetmekte hem...
Yazar: Yusuf HALICI
Bestami Yazgan’ın çocukluğu ve gençliği hem ailesinin hem de imam hatipte eğitim almasının etkisiyle mânevî bir ortamda geçmiştir. Küçük yaşta ibâdetlerini yerine getirmeye başlayan şair, yüreğindeki ...
Yazar: Yusuf HALICI
Tasavvuf, Peygamber Efendimizin örnekliğinde, İslâm’ın zâhir ve bâtın yönleriyle yaşanmasını gaye edinmiş bir ilimdir. Tasavvufun aslı Kur’an-ı Kerîm ve Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in sünnetinin haya...
Yazar: Yusuf HALICI
“Bid‘at” yenilik ve sonradan ortaya çıkan şey demektir. Ulemâ bid‘atı iki başlık altında toplar: Güzel yenilik (bid‘at-ı hasene) ve kötü yenilik (bid‘at-ı seyyie). Bid‘at-ı hasene dînin rûhuna aykırı ...
Yazar: Necdet TOSUN