İSVEÇ’DE ŞEHİR VE İNSAN (1)
Ailemin bir bölümü İsveç Göteborg’da olduğundan, son üç senedir miladi yılbaşına denk gelen zamanları burada geçiriyorum. Bu defa Oslo’dan aktarmalı gittik. Oslo’ya indiğimizde sıcaklık -12’lerdeydi ve günlük güneşlik İstanbul’dan sonra, bizim için dondurucu bir hava sayılırdı. Uçak alana inerken üzeri tamamen karla kaplı upuzun çam ağaçlarını görünce, insan kendini başka bir gezegene inmiş gibi hissediyor. Oslo’dan ayrılmadan, Aker Brygger’de kısa bir gezinti yaptık. Aker Brygger deniz kenarında çok lüks bir semt. Deniz burada aynı zamanda apartmanların önüne kanal halinde uzanıyor. Bu kanallar sayesinde insanlar teknelerini evlerinin önüne parkedebiliyorlar. Norveç’in ekonomisi çok güçlü ve yaşam standardı Avrupa’nın çok üstünde olduğu için, Avrupa Birliğine girmeyi kabul etmiyor. Daha önceki seyahatlerimde, Göteborg ve Oslo’nun dışında Kopenghag ve Stockholm’ü de görmek nasip oldu. Bu şehirleri gezerken, tarihi meydan ve binaların yüzyıllar boyunca korunup bu zamanlara kadar gelmesi ve hatta çoğunun hala kullanılıyor olmasına hayran kaldım ama aynı zamanda da çok üzüldüm. Çünkü şehrin içinde gezerken, ister istemez br kıyas yapıyor ve Osmanlı’daki insana değer veren, doğayı koruyan güzelim şehir ve sokak dokusunun nasıl yok edildiğini düşünüyorsunuz ve bunu yapanları bulup “Neden?” diye sormak istiyorsunuz. Aslında cevabı belli: Sadece bize has olan tarihine düşmanlık besleme duygusuyla yok etme ve elimizde olana sahip çıkamama. Her geldiğimde en azından 10-15 gün Göteborg’da kaldığım için, bu şehri biraz tanıyor olabilirim. Tarihi, yüzölçümü gibi ansiklopedik bilgiler bir yana, şehirde de olsa herşey insanı doğadan ayırmamak için tasarlanmış gibi. Şehrin her yerinde, çok büyük granit kayalar var ve hatta bazı yapılar bu kayaların üzerine inşa edilmiş durumda. Şehir merkezinde gezerken, Slottsskogen adı verilen hem yüksek ağaçların hem geniş çayırların bulunduğu bir parka düşüyor yolunuz. Etrafta yaşlı, genç, çocuk olmak üzere birçok insanın bulunmasına rağmen bir tane çöpün olmadığı, oldukça sessiz bu parkda yürürken, aniden içinde beş tane fok balığının yüzdüğü bir havuz çıkıyor önünüze. Onları biraz izledikten sonra yolunuza devam ederken, bu defa da içinde birçok penguenin yer aldığı bir havuzla karşılaşıyorsunuz. İlk defa gidiyorsanız biraz şaşırmış olarak izlerken, onlar birbirini takip ederek aynı anda havuza giriyor, sonra birşey akıllarına gelmiş gibi aynı anda sudan çıkıp, acele acele sallanarak yürüyorlar. Bu şekilde genellikle evlerin çevresinde de ormalık alanlar ve bu alanların içinde küçük küçük göller var. Sevdiklerinizi görüp hasret gidermenin yanısıra, farklı ülkeleri görüp insanlarını tanımak ta ayrıca harika bir duygu. Bir daha ki yazimizda devam etmeye çalışalım inşaallah.
Raziye SAĞLAM
YazarSevgili çocuk dostlarım;Yakında okullar açılacağı için köyün bütün çocuklarında büyük bir heyecan var. Bir sabah Ömer;-Babaanne köydeki çocuklar yaz boyunca Kur’an Kursuna gittiler ya acaba kurs bitme...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Torun sevgisi bu dünyadaki en güzel sevgilerden biridir. Biri dört, diğeri iki yaşında olan Atlas Kerim ve Ada Melike’yle en güzel oyunları oynarken bunun daha çok farkında oluyorum. Çocukların büyüdü...
Yazar: Raziye SAĞLAM
İçinde bulunduğumuz mübarek günlerde, Müslümanlar nefsini bir tarafa bırakıp Allah’a layık bir kul olma yolunda daha çok gayret ederler. Çünkü insan eşref-i mahlûkattır ve inancımıza göre, bunu koruma...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Bir süredir İsveç Göteborg’dayım. Soğuk ama temiz havası, geniş cadde ve sokakları, yemyeşil ormanları ve kıyılarında çöp yığınları olmayan sayısız gölleriyle, daha önce de birkaç kez bahsettiğim gibi...
Yazar: Raziye SAĞLAM