II. Mahmud’un Kızı Gibi Sevdiği Cevri Kalfa
Çerkez asıllı bir saray görevlisidir. Ne zaman, nerede doğduğu ve geçmiş hayatı hakkında ne yazık ki bilgi mevcut değildir. Cariye olarak Osmanlı Sarayı’na alınmış, zamanla kalfalıktan ustalığa kadar yükselmiştir. Harem-i Hümayun Hazinedarlığı vazifesini ifa edenlere Hazinedar Usta unvanı verildiği için ismi, “Cevri Usta” olarak da anılmıştır.
Osmanlı Devleti ve hanedana esas büyük hizmetini, Sultan II. Mahmud’un tahta çıkması esnasında eda etmiştir. Canını ortaya koyarak Kabakçı Mustafa ve adamlarına karşı koruduğu Şehzade II. Mahmud’un padişah olmasında hayatî bir rol oynamıştır. Tarihin kaydettiği bu kahramanlık öyküsü özetle şöyledir:
Şehzade Mahmud’un tahta geçmesi, İstanbul’da ve sarayda zuhur eden büyük olaylardan sonra gerçekleşti. Önce 29 Mayıs 1807’de patlak veren Kabakçı Mustafa İsyanı sonucunda, amcası III. Selim tahttan indirildi. İsyancılar onun yerine, ağabeyi IV. Mustafa’yı padişah yaptılar. Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa ve etrafındaki devlet adamlarının tahrik ve teşvikine maruz kalan IV. Mustafa’nın verdiği emirle, maalesef, III. Selim 28 Temmuz 1808’de şehit edildi.
Tam Şehzade Mahmud’u da ortadan kaldıracaklardı ki önce Cevri Kalfa, sonra da Alemdar Mustafa Paşa imdadına yetişti ve onu kurtardılar. Asiler, Şehzade Mahmud’un dairesine yöneldikleri anda, tarihin kendisine verdiği rolü oynamak üzere Cevri Kalfa sahneye çıktı. Şehzadeyi, üst kattaki kendi dairesine kaçırıp sakladı.
Bu kata çıkan taş merdivenleri ve Cevri Kalfa’nın dairesini korumak için, haremin üç yiğit hadım ağası, Kasım, Amber ve Hafız İsa Ağalar kılıçlarını kuşandılar. Gözlerini kan bürümüş caniler, Kasım Ağa’yı yaralayıp hızla merdivenleri tırmandılar. Tam her şeyin bittiğinin sanıldığı bir anda, Cevri Kalfa kıvrak zekâsını ve kurnazlığını çalıştırdı. Uzun bir boya, kuvvetli bir cüsseye sahip bu Çerkez kızı, entarisinin eteklerini belindeki kuşağa sokarak, bir dişi kaplan gibi yerinden fırladı. İsa ve Amber Ağalara: “Haydi, durmayın; şehzadeyi kaçırın!” diye bağırdı.
Tepedeki baca penceresini işaret ederek, “damdan” diye ilave etti. Ardından, yalınayak vaziyette merdivenin başına geldi. Elinde büyük bir kül çömleği, içinde hamam külhanından aldığı kızgın küller vardı. Basamakları koşarak çıkan gözü kararmış katiller tam kendisine yaklaştıkları sırada, çömlekteki kızgın külleri üzerlerine savurdu.
Gözleri sıcak küllerle dolan cellatları oyalamayı başaran Cevri Kalfa, şehzadenin dama çıkarılabilmesi için birkaç altın dakika daha kazandırdı. Ama kendisinin de gücü ve külleri tükenmişti. Asilerin karnına indirdiği tekme darbeleriyle yere düşüp bayıldı. Cellatlardan Ebe Selim Şehzade Mahmud’un koluna bir hançer saplasa da şehzade canını kurtarıp dama çıkmayı başardı.
Bu hengâmede, Bâbüssaâde Kapısı’nı kırdırıp saraya dalan Alemdar Mustafa Paşa, adamlarıyla beraber Hızır gibi yetişti. Gürültü patırtının artması üzerine katiller sürüsü, kellelerini korumanın telaşına düşerek sarayın dört bir yanına çil yavrusu gibi kaçıştılar.
Şehzade Mahmud, saklandığı yerden, sarayın damından indirildi ve Alemdar Mustafa Paşa’nın yanına getirildi. Alemdar Paşa, şehzadenin elini öperek, bağlılığını sundu. Böylece Şehzade Mahmud, bu hercümerçten sağ çıktı ve 28 Temmuz 1808’de, 24 yaşında, Osmanlı’nın 30. Padişahı oldu.
2.Mahmud, kendisine canı pahasına yardım eden bu kahraman kalfaya, hürmet ve ikramda kusur etmedi. Yiğitlik ve fedakârlığını, ihsanlarda bulunarak karşılıksız bırakmadı: Onu, 28 Temmuz 1808’de Harem-i Hümayun Hazinedarlığına getirerek taltif etti.
Büyük Çamlıca’da güzel bir köşk yaptırdı ve çevresindeki geniş araziyle birlikte kendisine bağışladı. Aynı araziden çıkan kaynak suyunu “Cevri Kalfa Suyu” adıyla Üsküdar’a getirtti; İcadiye’de bir çeşme yaptırarak, hayrına oradan akıttı. Vefat ettiği yıl, Padişah yine onun adına, Sultanahmet’te Divanyolu başında, “Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi” adıyla bir mektep, yanına bir de çeşme inşa ettirdi. Öyle ki bu mektep, kapladığı alan itibariyle İstanbul’un en büyük sıbyan mektebiydi.
Mektebin çeşme kitabesinin son mısraında şu ifade yazılıydı: “Merhume Usta’nın iç ruhiyçün ab-ı zemzem 1235”
Cevri Kalfa’nın 1818-1819 yıllarında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Na’şı, II. Mahmud’un annesi Nakşidil Sultan’ın türbesine defnedilmiştir. Adına yapılan mektebin cümle kapısı üzerine nakşedilen kitabenin son beytini zikrederek, Cevri Kalfa’yı burada hayırla ve rahmetle anmış olalım: Yazdı İzzet harfi cevherdâr ile tarihin/ Mektebiyle ruhi Cevrî Usta’nın şâdan ola.
Bengisu HAYAT
YazarDoymamış bir ruh, ne kadar nimetle çevrili olursa olsun, kendini eksik hisseder. Bugün pek çok ailede gözle görülmeyen ama derinden hissedilen bir kriz yaşanıyor: duygusal açlık. Fiziksel ihtiyaçlar k...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Hz. Musa'nın zamanında yaşanan kuraklık, insanları büyük bir sıkıntıya sokmuştu. Ekinler kurumuş, hayvanlar telef olmuş ve insanlar açlıkla karşı karşıya kalmıştı. Bu zor durumda, insanlar Hz. Musa'ya...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Nasıl yaşamalı sorusu çok mühim bir sorudur. Buna verilecek en doğru cevap ise, Ramazan’ı şiarlı ve şuurlu olarak karşılamak ve yaşamaktır. Mü’min insanın hayatının tamamında olması gereken bu şiar ve...
Yazar: Sema KORKMAZ
Sultan II. Mustafa’nın kızı ve ilk çocuğudur. 30 Nisan 1696’da doğmuştur. Padişahın ilk çocuğu olması hasebiyle büyük şehirlere doğumunu bildiren fermanlar gönderilmiştir. Aynı devirde yaşayan Sultan ...
Yazar: Bengisu HAYAT