ESARETİN SONU ÖLÜM
Osmanlı padişahlarından Bâyezîd Han; savaşlarda ve seferlerde şimşek misali hızlı ve seri hareket etmesinden, çabuk olmasından, büyük kumandanlar arasında yer almasından ötürü “Yıldırım” lakabıyla anılmıştır. Hayatı boyunca İslâm’ın, îlây-ı kelimetullahın bütün cihana yayılması için gayret etmiş, iman kuvvetiyle ve stratejik kumandanlık dehasıyla Haçlı Ordularına, küffara karşı birçok gazâ yapmıştır. Tarihî kaynaklar ondan bahsederken; “Mücahid ve Gazi Rum Sultanı” olarak adlandırmaktadırlar. Yıldırım Bâyezîd’in gazi bir padişah olması, elbette Osmanlıların Sırpsındığı, Kosova ve Niğbolu gibi Haçlı Ordularına karşı kazandıkları zaferlerden dolayıdır. Niğbolu zaferine şükrâne olarak yaptırdığı Bursa Ulu Camii başta olmak üzere, bir çok hayır eseri inşa ettirmiştir. O, Allah’ın yardımına ve korumasına layık bir hükümdar olarak mücadele etmiş ve zaferler kazanmış, ancak ağır imtihanlardan geçmiştir. Yıldırım Bâyezîd’in Timur’la yaptığı Ankara Savaşı; tarihte bir kırılma noktasıdır. Yenilginin en önemli unsuru olarak tarihçiler; yabancı kökenli askerlerin ordunun içinde bulunmasından kaynaklanan olumsuz sonucun, en mühim etken olduğunu zikrederler. Bu noktada Mehmed bin Hacı Halil el-Konevî, “Târih-i Âl-i Osman” adlı eserinde şu tespitte bulunur: “Padişahın ordusunda Tatarlar ve kâfirler de vardı… Bu iki taife vaktiyle ehl-i Kûfe’nin Hazret-i Hüseyin’e yaptıkları gibi İslâm’a âsi oldular, kâfirler kaçtı, Tatarlar ise Timur’a iltihak ettiler.” Yıldırım Bâyezîd, değişik rivayetlere göre; esir düşünce, Timur tarafından kafese kapatıldığı veya taht-ı revan üzerinde özel bir koruma içine alındığı bildirilmektedir. Hoca Sâdeddin Efendi, Yıldırım Bâyezîd’in Tatar askerinin kaba yüzlerinden, kılıklarından nefret ettiği için, hayâ ve ar duyguları da ağır bastığından, yolda giderken her gün düşman askerlerini suratlarını görmemek için taht-ı revan’a binmeyi uygun gördüğünü savunur. Yıldırım Bâyezîd’i kaçırma teşebbüsü ile beraber; Timur muhtemelen bu fiili Yıldırım Bâyezîd’e eziyet etmek ya da aşağılamak amacıyla değil kaçmasını ya da kaçırılmasını engellemek amacıyla yapmıştır. Hoca Sâdeddin’e göre Yıldırım Bâyezîd Timur katında esareti döneminde çok sıkıntılar yaşamış, ailesinden ayrı kalmış, ülkenin bakımlı şehirlerinin tahrip edilip yağmalanmasına tanık olmuş ve bu durum onun sıhhatine büyük zararlar vermiştir. Evliya Çelebi, Yıldırım’ın vefatı hakkında; Timur’un Yıldırım Bâyezîd’i Semerkand’a götüreceğini ve oradan Tatar’ın onu yeniden ülkesine getireceğini söylemesi üzerine Yıldırım Bâyezîd’in ölümüne sebebiyet verecek şekilde kendisinde büyük bir üzüntünün görüldüğünü ve humma hastalığının ortaya çıktığını yazar. İbn Hâcer de Sultan’ın kahrından öldüğünü beyan eder. Kaynaklara göre Yıldırım Bâyezîd ölümünden önce Timur’dan vasiyet niteliğinde bazı isteklerde bulunmuştur. Timur’un da Bâyezîd’in vasiyetine riayet etmesi ona verdiği değer açısından mühimdir. Hoca Sâdeddin Efendi Yıldırım Bâyezîd’in Bursa’da yaptırmış olduğu cami ve medresenin yanına gömülmeyi vasiyet ettiğini ifade eder. Bu tarihî gerçeklerden hareketle; Türk Milleti olarak hürriyetimize ne kadar düşkün olduğumuzu, esaretin ölüm olduğunu bilen hakikat erlerinin şehadeti yeğlediklerini hatırlamaktayız. Bu vesileyle Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan askerlerimize Cenâb-ı Allah’tan rahmet dilerken, hürriyetimiz uğruna savaşan güvenlik güçlerimize sıhhat ve sağlık temenni ederiz. Yüce Rabb’imiz bizleri nefsimize ve din düşmanlarına esir eylemesin… Milletimizi ve ordumuzu korusun… Âmin…
Bekir AYDOĞAN
YazarHz. Mevlâna bütün dünya tarafından hürmet edilen, saygı gösterilen, anılan bir İslâm büyüğü ve tasavvuf önderidir. Onun maneviyatının bir göstergesi olarak Mesnevî adlı eseri kâfidir. Abdurrahman Cami...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
Vakfımız tarafından 30 Temmuz 2016 tarihinde tertip edilecek olan "Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Anma Merasimi'nden" gayemiz; bu büyük zatları anmak¸ anlamak seven gönülleri Darende'de toplamak¸ bir a...
Yazar: Kemal DEMİR
Kalem’e yemin eden Yüce Rabbimiz; yazı sanatını bütün sanatlardan üstün kılmış, Kur’an-ı Kerim’in muhafazasını da dünya tarihinde pek mühim bir suretle yazı sanatının baş tacı etmiştir. Fânî ömrün geç...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
Yüce Osmanlı Devleti’nin 10. padişahı olan Kanûnî Sultan Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim’in 1520’de vefatı üzerine, tahta çıkmıştır. Kısa zamanda güçlü bir iktidar kurarak, sağlam ve dürüst bir id...
Yazar: Bekir AYDOĞAN