Dijital Tehlikenin Farkında mıyız?
Sosyal medya, hayatımızın bir gerçeği ve bir parçası oldu. Gençler zaten sosyal medyanın kullanıldığı dönemde doğdukları için sosyal medyanın var olmaması gibi bir durumu bilmezler ve dolayısıyla düşünemezler. Artık istesek de istemesek de sosyal medyayı kullanmak zorundayız.
Ben, zaman zaman, sosyal medyayı kullanmamak ya da az kullanmak için adımlar atıyorum. Ancak bakıyorum ki sosyal medyayı kullanmamak artık mümkün değil. Eminim, siz değerli okuyucularım da zaman zaman benim gibi yapıyorsunuzdur.
Gerçek hayatta olduğu gibi sayısal (dijital) dünyada da her türlü insan vardır. Bilgilerine bilgi katmak, sevdikleriyle ve yakınlarıyla iletişim kurmak için bu dünyada olanlar olduğu gibi suça meyilli kişilerin de kendine yer bulabildiği bir dünyadır burası. Dijital dünyanın insanları asıl kimliğini ve asıl niyetini rahatlıkla saklayabilmektedir.
Gerçek dünyada, ailesinde ve yakınlarında gerekli olan sevgiyi bulamayan kişiler, özellikle çocuk ve gençler, dijital dünyada kendilerini daha iyi ve mutlu hissetmeye başladılar. Hatta birçok çocuk ve genç, gerçek dünyadan uzaklaştıkça uzaklaştı. Gerçek dünyada artık kendilerini yalnız ve mutsuz hissetmeye başladılar. Sanal dünyadaki arkadaşlıklar ve ilişkiler onları daha çok mutlu etmeye başladı.
İnsan sevgisiz yaşayabilir mi? Sevgisiz yaşayan insan mutlu olabilir mi? Sevgi yoksa yaşanır mı? Bu sorulara verilecek cevaplar elbette bellidir. Sevgi su gibi, ekmek gibi, olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. İşte, ailesinde ve yakınlarında sevgi ve ilgi bulamayan insanlar sanal dünyada sevgi ve ilgi aramaya başladılar. Peki, bulabiliyorlar mı? Türkiye’de sosyal medyanın bu kadar yüksek oranda kullanılıyor olması, insanların sanal dünyada aradıklarını bulduklarını ve dolayısıyla sanal dünyadan memnun olduklarını göstermektedir.
İş daha çok anne ve babalara düşmektedir. Eskiden de ilgisiz anne ve babalar vardı. Ancak eskiden gençler ve çocuklar günümüzdeki kadar tehlikenin kıskacında değildi. Eskiden ailesinden gerekli olan ilgiyi göremeyince çevresindeki birkaç kişi ile yakınlık kurarlardı. Ancak o kişiler de çoğunlukla çevre tarafından bilinen kişiler olurdu. Sanal dünya ise bir okyanustur. Her türlü insan olduğu gibi, her türlü beklenti için bu dünyada yer edinen insanlar da vardır.
Gün geçmiyor ki sosyal medyada tanıştığı kişi tarafından bir kötülüğe maruz kalmış olan kişilerle ilgili haberlere denk gelmeyelim. Sosyal medyada tanıştığı kişi tarafından maddi anlamda dolandırılan, sosyal medyada tanıştığı kişi tarafından öldürülen, sosyal medyada tanıştığı kişi tarafından uyuşturucuya alıştırılan ve sosyal medyada tanıştığı kişinin etkisiyle din değiştiren insanlara sık sık şahit olmaya başladık.
Çocuk ve gençlerin maddi ve manevi ihtiyaçlarının doğru yerde ve ortamda karşılanması için aile ilişkileri çok önemlidir. İletişimin zayıf olduğu dolayısıyla yeteri kadar sevgi alınamayan ailelerde ve ailenin koruyucu şefkatinden mahrum büyüyen insanlar, sahip oldukları imkânlar ve unvanlar ne olursa olsun, sevgi arayışı içerisine girmektedir. Bu sevgi, dijital dünyadaki tanımadığı kişi ya da kişilerden geliyorsa tehlikelere kapı açılmıştır demektir.
Evet, sosyal medya kullanımı her gün artıyor; sanal dünyada geçirilen zaman gittikçe artıyor, dijital tehlike artıyor. Farkında mıyız bu dijital tehlikenin?
Selam ve saygılarımla...
Eşref BOLUKÇU
YazarSevgili okurlar, Allah ve Peygamber sevgisi, imanımızın temelidir hatta belki de imanımızın kendisidir. Allah’ı ve Peygamberimizi sevmeden gerçek anlamda inandığımızı söylemek zor olur. Peygamber sevg...
Yazar: Editör
Hayatın olumsuz taraflarını daha çok mu görüyoruz? Gelmeyen yarının daha kötü olacağını mı düşünüyoruz? Henüz gelmeyen gelecek için her geçen gün daha çok mu kaygılanıyoruz. Ya da geçen geçmişe mi tak...
Yazar: Eşref BOLUKÇU
Saliha Sultan, Sultan Abdülaziz’in ilk kızıdır. Başkadın Dürrinev Kadın’dan, Beşiktaş Sarayı’nda 11 Temmuz 1862 tarihinde, bir Pazar gecesi saat 03.30’da doğmuştur. Sultan Abdülaziz, ilk kerimesi olma...
Yazar: Bengisu HAYAT
Kitabın adı: Şi’r-i KadîmYazar: İskender PalaYayınevi: L&M YayınlarıYayın yeri ve yılı: İstanbul/2002Sayfa sayısı: 314Yaş aralığı: 14+İşlenen konular: şiir, şair, şerh, Türk kültürü, dîvân edebiya...
Yazar: Sait ÖZER