ÇOCUK MEDYA İLİŞKİSİ
Yeni bir eğitim- öğretim yılına daha başlamak üzereyiz. Covid-19 sebebiyle okulların açılıp açılmaması konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın değişik alternatif çalışmalar içinde olduğunu duyuyoruz. Dileğimiz geleceğimiz olan çocuklarımızın en hayırlı ve en sağlıklı bir şekilde eğitim ve öğretime katılmalarıdır. Eğitimde amaç, toplumun değer yargılarını, ahlâkını ve değer ölçülerini benimsetmektir. Bu değerler yeterince verilmediği zaman gençler kimliklerini kaybeder, kişiliksiz bir nesil meydana gelir. Bu durumda toplumun başına bela olur. Eğitim aynı zamanda aileyi korumayı, barış içinde birlikte yaşamayı, vatandaşlık hak ve görevlerini benimsetmeyi öğretir. Eğitimde öğretmen, aile ve toplum beraber çalışmalıdır. Asıl konumuz olan medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri konusu değişik yönlerden bakılması gereken önemli bir konu. Bu önemli durumla en çok aile ve eğitimciler karşılaşmakta. Günümüz teknoloji dünyasında internet, tv ve cep telefonları problemlerin kaynağı durumunda. Gerekli tedbirlerin alınmazsa aile ve gençliği bekleyen tehlikelerle karşılaşacağımız muhakkaktır. Eğitimin içinde uzun yıllar çalışan bir öğretmen, aynı zamanda bir yazar olarak yaptığım tv, radyo, seminer, sohbet ve söyleşilerimde görmüş olduğum yanlışları anlatmaya çalışıyorum. Şiddet içeren filmleri izleyen çocuklarda öğrenme zorluğu, motive olamama ve saldırganlık gözleniyor. Bu çocuklar çevresindekilere karşı haraç, baskı, korkutma, dayak vb. normal görerek uygulamaya başlıyor. Dizi kahramanları örnek alınarak çocuklar onların kimliğine bürünüyor ve bunun sonucunda da istenmeyen olaylar ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda eğitimcilerin, anne-babaların ve de çevrenin iş birliğine büyük ihtiyaç var. Çocuklara medyanın, filmlerin ve bilgisayar oyunlarının zararlı yönleri mutlaka güzel bir şekilde iyi bir diyalog kurarak anlatılmalıdır. Çocuklarla aramızdaki iletişime çok dikkat etmeliyiz. Kötü örneklerden onları koruyayım derken zararlı ve olumsuz ortama kendimiz itebiliriz. Bu ve benzeri durumlarda ikna metodu kullanılmalı, yasaklamayla bir sonuç alınamayacağı bilinmelidir. Yasak daha fazla ilgi çeker. En güzeli karşımıza alıp bir arkadaş gibi konuşmaktır. Bazıları diyebilir ki ben anne-baba veya öğretmen olarak nasıl olurda onlarla arkadaş gibi konuşabilirim, o zaman itibarım, saygınlığım kalmaz diyenlere şunları söylemeliyim. Eğer çocuklarınızla veya öğrencinizle siz konuşmazsanız hiç istemediğiniz insanlar konuşacak ve onu yoldan çıkaracaktır. Siz de sonunda keşke çocuğumla konuşsaydım diyerek pişman olacaksınız ama iş işten geçmiş olacak. Keşkesiz bir yaşam için önceden tedbirimizi almalıyız. Okullardaki kavgalarda medyadaki şiddetin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Eğitemediğimiz çocuk bizim değildir. Ve yarın karşımıza en büyük bir düşman olarak çıkabilir. Yanlış insanların eline düşen gençlerin kendi köyüne baskın yaparak acımasızca insanları öldürdüklerini duymuşsunuzdur. Bunlar olmayacak şeyler değil. Biz çocuklarımıza sahip çıkmazsak birileri onlara sahip çıkacaktır. Eğitilemeyen çocuklar adeta canavarlaşmaktadır. Yukarıda da söylediğim gibi kendisine, ailesine ve topluma rahatlıkla zarar verebilmektedir. Bu durumlarla karşılaşmak istemiyorsak çocuklarımızı inançlı, ahlâklı yetiştirmek zorundayız. Arkadaş çevresine dikkat etmeli. Onlarla ilgilenmeli, onlara yeteri kadar zaman ayırmalıyız. Çocuk zamanını aileden sonra büyük oranda arkadaş çevresiyle geçirmektedir. Arkadaş çevresi çocuğun bir kısım alışkanlıklar edinmesinde etkili olmaktadır. Çocuğun kimlerle arkadaşlık yaptığı, nerelere gidip geldiği takip edilmelidir. Çocuk bazı alışkanlıkları çevresinden kazanır. Bu alışkanlıklar onu iyi veya kötü yönde etkiler. Arkadaşlarıyla olan dostluk sonucu onlardan etkilenir. Arkadaşının sözü onun üzerinde çok etkili olur. Çocuğumuzun arkadaşlarının iyi veya kötü olmasının terbiyesindeki rolünü unutmayalım. Biz çocuğumuzu düşünmezsek başkaları düşünür ve onu yoldan çıkarır. Çocuğuna iyi bak ki, çocuğun başkalarının eline bakmasın. Medyayı, televizyondaki ahlâk bozucu film ve dizileri, yarışmaları, bilgisayar, internet ve arkadaşları ile olan ilişkileri masaya yatırmalıyız. Çocuğumuzla tatlı bir dille sorgulamadan bir sohbet havasında konuşmamızın çok büyük yararının olacağını düşünüyorum. Anne-babalar, çocuğunu daha başarılı, daha terbiyeli ve daha ahlâklı yetiştirmek ister. Televizyonun kötü ve olumsuz etkilerinden şikâyetçi olurlar. Şikâyetçi olmamız yetmez. Çocuklarımıza bilinçli internet kullanmaları ve televizyon seyretmeleri ve seyredecekleri programları seçmelerinde yardımcı olmamız gerekir. Ayrıca bebek ve çocukların televizyon ve bilgisayar gibi radyasyon yayan cihazlardan uzak tutulmalıdır. En önemlisi değişmeyen ve doğru kurallar koymamız gerekir. İlköğretimin birinci kademesindeki öğrencilerin günlük bir saati geçmeyecek şekilde televizyon seyretmeleri, ayrıca mümkün olduğu kadar programları birlikte seyretmemiz uygun olacaktır. Çocuk hangi programı, niçin seyrettiğini bilmeli, seyrettiği programları değerlendirmeyi, faydalı program seçmeyi anne-baba olarak bizlerden öğrenmelidir. Çocuklarımıza televizyon izlemenin çok önemli bir ihtiyaç olmadığını, derslerine engel olacak şekilde seyretmelerinin fayda değil zarar verdiğini mutlaka anlatmalıyız. Çocuklarımızın günlük olarak spora ve oyuna ihtiyaçları olduğunu unutmamalıyız. Çocuklara şiddete dayalı bilgisayar oyunları oynatmamalı, şiddet içerikli filmler seyrettirmemeliyiz. Bu konuda eğitimcilere anne-babalara çok büyük görevler düşmektedir. Çocuklarımız mutlaka bilinçlendirilmeli, onları en iyi şekilde nasıl eğitiriz, yeteneklerini nasıl geliştiririz, onları bekleyen tehlikelerden nasıl koruruz, nasıl yardımcı oluruz diye düşünmemiz gerekmektedir. Çocuklarımıza başarılı olmanın yollarını, stresten nasıl kurtulacaklarını anlatmalıyız.
Ali ÖZKANLI
Yazarİletişimi engelleyen sebepleri ortadan kaldırmadığımız sürece boşa kürek çekeriz. Emir cümleleri, korkutmak, sadece öğüt vermek, yargılamak, suçlamak, eleştirmek, aşağılamak, lakap takmak, sorgulamak,...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Öğretmen, mesleğini ve öğrencilerini sevmeli, onları incitmemeli. Öğretmen, çevresine örnek olmalı.  ...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Siyasî açıdan fayda sağlayacağı kanaatiyle Sultan Abdülaziz, 3 Nisan 1863 Cuma günü Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan uğurlama merasimi ile Mısır’a hareket eder. Yaklaşık bir ay sürecek olan Mısır seyaha...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
6 Şubat 2023 tarihinde saat 04.17 de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve saat 13.26 da Elbistan Merkezli 7.6 büyüklüğünde iki depremi yaşadık. Depremlerin ardından iki bine yakın a...
Yazar: Ali ÖZKANLI