2021 YUNUS EMRE VE TÜRKÇE YILI
“Oysa çocukların, gençlerin ve hepimizin kitap okuyarak kelime dağarcığımızı arttırmamız ve bununla düşünmemiz, hayal etmemiz ve nihayetinde bunları hayata aksettirmemiz icap ediyor.” Toplumların geçmişten günümüze kadar uzanan kahramanları vardır. Bu kahramanlar kurtuluş savaşında cephede bir ülkenin hürriyeti için omuz omuza çarpışanlar olduğu gibi gönül dünyamızda derin izler bırakan şahsiyetler de oluyor. Cephede hürriyet mücadelesi veren ecdadımızın ve Mehmetçiğimizin bu fedakâr gayretleri asla unutulamaz. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Bir de cephe gerisindeki gönül kahramanlarımız var. Onlar da toplumun hafızası ve toplumun moralini diri tutmaya gayret eden kişiler… 2021 yılı için güzel etkinlikler olacak inşallah. Bir taraftan salgınla mücadele ederken diğer taraftan hayatımızı idame ettirebilmek için çalışmaya devam ediyor insanlık. Yüzyıllar öncesinde kalplere dokunan Yunus Emre, hâlâ zihinlerde ve şiirleri hâlâ dilden dile dolaşmaya devam ediyor, gönülleri mest ediyor. Yunus Emre hayatından kesitlerle bize sabretmeyi, tevazuu öğretiyor aslında. Hayatın canhıraş hızı arasında sürekli kazanma hırsına yenik düşüyor yüreğimiz. Çağın yeni türeyen hastalıklarıyla boğuşuyor insanlık. Oysa durup bir kendimizi dinlememiz gerekiyor. Sürekli kazanma hırsının bir sonu yok. İnsan nefsi doyumsuz, hep daha fazlasını istiyor. İşte nefsimizi terbiye etmektir sabır. Kendimizi dinlemek, düşüncelerimizin demlenmesini sağlamaktır sabır… Topraktan ne kadar uzaklaşırsak kalbimizde bir şeylerin eksikliğini hisseder olduk. Yeni evler, lüks yaşantılar arasında kalbimiz tastamam mutlu değil. Çünkü yapmacık bir dünya kuruyoruz kendi elimizle, oysa hasbi sevgilere ihtiyacımız var. İnsanın samimi bir şekilde vücuda getirdiği hanelere ihtiyacımız var. Suni süslemelerle gözümüzü boyayan bir dünya köşesine ihtiyacımız yok. Yunus, kendimizi tanımamızı salık verir aslında, kendimizi dinlememizi ve kendimizi bulmamızı… Yunus’tan bir şiir paylaşayım: Yok yere geçirdim günü Âh n’ideyim ömrüm seni Seninle olmadım ganî Âh n’ideyim ömrüm seni Geldim ü geçdim bilmedim Ağlayıp gussa yemedim Senden ayrılam demedim Âh n’ideyim ömrüm seni Seni bana yâr sanırdım Bana vefâdâr sanırdım Ağyâr imişsin bilmedim Âh n’ideyim ömrüm seni Kanı sana güvendiğim Sevinüben özendiğim Külli kalır kazandığım Âh n’ideyim ömrüm seni Gidip yine gelmeyiser Gelip beni bulmayısar Bu beğliği sürmeyiser Âh n’ideyim ömrüm seni Çün beni koyup gidesin Varıp sinleye giresin Onda gelip söyleyesin Âh n’ideyim ömrüm seni Hayrım şerr’im yazılısar Ömrüm ipi üzüliser Sûret benden bozulısar Âh n’ideyim ömrüm seni Miskîn Yunus gidisersin Acep sefer ediversin Hasret ile kalısarsın Âh n’ideyim ömrüm seni[1] Yunus Emre’ye dair yazılan eserleri temin edip ailecek okuyabiliriz. Bu vesile ile gönüllerde taht kuran Yunus’ı bir nebze tanımış olur ve hayatından bazı kesitleri belki kendi hayatımıza uygularız, ilham olur. Hayali kahramanları değil de yaşamış ve yüzyıllardır gönüllere mısraları ile nakşedilmiş gerçek kahramanları çocuklara, genç kardeşlerimize öğretmemiz gerekiyor ve nihayetinde kendimizin de iyi bir şekilde anlaması gerekiyor. Yunus Emre yılı vesilesiyle bu abide şahsiyeti okuyalım ve okutalım. Aynı zamanda güzel Türkçemizin de doğru kullanımını yaygınlaştırmak adına Türkçe Yılı olarak da ilân edildi. Yunus Emre’nin duru Türkçesinin yanında bu çok da anlamlı olmuş. Günümüzde bir internet ağzı almış başını gidiyor. Mağazaların, dükkânların isimleri bir yabancı isim furyasına kurban gidiyor. Bunun engellenmesine dair kanuni düzenlemeler var mı bilmiyorum ama bu yıl vesilesi ile mağaza ve dükkânların isimlerinin de Türkçe olması konusundaki hassasiyetin artmasını diliyorum. Sadece ilgi çekmek amacıyla böyle yabancı isimlendirme özentisinin artmaması lazım. Basit bir ihmal değil, maalesef cahilane bir ihmal olarak görüyorum. Bakınız ülkemizin her bir köşesini ziyaret ettiğinizi düşünün ve sürekli yabancı tabelaların olduğu yerlerde hatıra niyetine fotoğraf çektirdiğinizi düşünün. Yıllar sonra baktığınızda bunun nerede çekildiğini hatırlamakta zorlanabilirsiniz. Yeni yetişen neslin internet ağzı ile kendilerini ifade etmesi günlük yaşamda başka insanlarla iletişim kurmasında ciddi olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Aynı zaman diliminde yaşamasına rağmen bir iletişim çakışması oluyor. Oysa çocukların, gençlerin ve hepimizin kitap okuyarak kelime dağarcığımızı arttırmamız ve bununla düşünmemiz, hayal etmemiz ve nihayetinde bunları hayata aksettirmemiz icap ediyor. Kitap okumalarını yaparken sözlük kullanımına da özen göstermek lazım. Ben mesela yazdığım yazılarda takıldığım kelimeler için sözlüğe bakarım, sadece bir sözlüğe de değil birkaç sözlüğe bakmak gerekiyor. Matbu olarak elimde iki, üç sözlüğüm var, ayrıca internette bulunan sözlükler de var. Kubbealtı Yayınları’nın lugatim.com sitesinde sunduğu bu hizmetten yararlanabilirsiniz. Ayrıca Türk Dil Kurumu’nun da sitesinde güncel Türkçe sözlük mevcut: tdk.gov.tr, bunlardan istifade etmek lazım. Bir diğer kapsamlı sözlük de Ötüken Türkçe Sözlük. Çocuklarımızın yetişmesinde tarihî şahsiyetlerimizin hikâyeleri, masalları okunarak onların hem tarihimizi öğrenmesi sağlanmalı hem de kelime dağarcıklarının geliştirmesine katkı sunulmalıdır. İnternet ortamında o kadar fazla bilgi var ki, doğru bilgiye ulaşma zorunluluğumuz kaçınılmazdır. Bunun tehlikesi ise bu defa doğru bilgilere ulaşıp yanlış bilgilerin önlenmesi için bir çaba içinde olmak… Mesela ülkemizin dört bir yanından yemek kültürümüzü tanıtmak amacıyla çeşitli işletmeler açılıyor. Özellikle yöresel yemeklerin misafirlerine sunulduğu bu mekânlara gastronomi ifadesi sıkça kullanılır oldu. Yöresel yemeklerin hazırlandığı ve misafirlere sunulduğu bu projelere yemek kültürü, yöresel yemekler gibi isimler verileceğine gastronomi demek bana pek doğru gelmiyor. Dünyaya açılıyoruz diye hemen savunmaya geçilebilir ama dünyaya açılacaksak da kendimize özgü isimlendirmeler ile açılmamız daha doğru olacaktır. Her konuda biz dünyaya uymak zorunda değiliz, mademki amaç lezzetlerin tanıtılması o zaman bu lezzetler bizlere özgü isimlerle tadıyla, sanıyla kalsın. Güzel Türkçemizi doğru bir üslupla kullanmak hem kendimizi daha iyi ifade etmemizi sağlayacak hem de al yıldızlı bayrağımızın gölgesinde kıyamete dek yaşamamıza vesile olacaktır. Kuşaktan kuşağa bir gönül birlikteliği ile hikâyelerimiz, hatırlarımız yaşatılacaktır. Gaspıralı İsmail’in dediği gibi “Dilde birlik, fikirde birlik…” [1] Yunus Emre Divan Seçmeler, Hazırlayan: Mustafa Tatçı-Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. s. 305-306.
Erol AFŞİN
YazarOrta Çağ Dönemi’ndeki el yazması eserlerin bölüm başlıklarında belirgin bir şekilde kırmızı renkle işlenen resim sanatı miniatura/küçük resim anlamında ifade bulmuştur. İslâm sanatı olarak minyatür g...
Yazar: Bekir AYDOĞAN
Tasavvuf ehli tarafından çokça kullanılan mürşid ifadesi, mürîdin gönül eğitiminde seyr ü sülûkunu tamamlamasına rehberlik eden, irşâd edici vasfa sahip öğreticisidir. Mürşid, sözlükte “doğru yolu gös...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Hayatımızı bir şekilde iyi kötü diyerek düzene koymuş yaşayıp giderken bazen hayatın monotonluğundan, tek düze bir şekilde yaşamış olmanın sıkıcı olduğunu düşünerek zamanımız geçiyordu belki. İnsanlığ...
Yazar: Erol AFŞİN
Hayatın olağan akışı içinde insanlarla beraber yaşamak durumundayız. Beraber hareket eder, yaşantımız içinde kimi insanlarla hayatı paylaşırız. Onlarla sohbet eder, dertleşir; üzüntümüzü ve sevincimiz...
Yazar: Erol AFŞİN