TOPLUMSAL BİR LİDER OLARAK NASREDDİN HOCA

Somuncu Baba

Biz¸ Nasreddin Hoca’yı hâlâ kendi kültür coğrafyasında “komik adam” nitelemesiyle ele almaya devam ederken Doğu ve Batı’da pek çok araştırmacı¸ yazar onu bir bilge¸ bir eğitimci¸ bir psikolog¸ hatta bir lider kimliğiyle ele alarak ondan yararlanmak¸ onun çağını aşan yaklaşımlarını günümüz kültür ortamına taşımak için uğraşıyorlar. Böylece Nasreddin Hoca¸ modernizmin getirdiği sorunlar karşısında bir çözüm kaynağı olarak görülüyor. Mesela geleneksel Doğu öğretileri üzerinde çalışan İdris Şah¸ Nasreddin Hoca’yı bu anlamda ele almakta ve ondan modern çağ insanları için bir çözüm

Biz¸ Nasreddin Hoca’yı hâlâ kendi kültür coğrafyasında “komik adam” nitelemesiyle ele almaya devam ederken Doğu ve Batı’da pek çok araştırmacı¸ yazar onu bir bilge¸ bir eğitimci¸ bir psikolog¸ hatta bir lider kimliğiyle ele alarak ondan yararlanmak¸ onun çağını aşan yaklaşımlarını günümüz kültür ortamına taşımak için uğraşıyorlar. Böylece Nasreddin Hoca¸ modernizmin getirdiği sorunlar karşısında bir çözüm kaynağı olarak görülüyor. Mesela geleneksel Doğu öğretileri üzerinde çalışan İdris Şah¸ Nasreddin Hoca’yı bu anlamda ele almakta ve ondan modern çağ insanları için bir çözüm kaynağı olarak yararlanmaktadır.

Bu tür yaklaşımın son bir örneği ise Peter Hawkins’in çalışmalarıdır. Hawkinş Nasreddin Hoca’yı İdriz Şah’ın çalışmalarıyla öğrenir. Bu keşif¸ onun Hoca hakkında bir kitap yazmasına sebep olur. Hawkinş “Nasreddin Hoca’nın Liderlik Rehberi” ismiyle Türkçe’ye de çevrilen eserinde Hoca’nın fıkralarına değişik bir yaklaşımla eğilerek onlardan çağımız iş dünyası için yararlı olabilecek çok önemli sonuçlar çıkarmaktadır. Hoca’yı “bir eğitim danışmanı” olarak gören ve ondan bu anlamda yararlanabileceğimizi belirten Hawkinş onu aynı zamanda bir “lider” olarak tanımlıyor.

Nasreddin Hoca bir lider midir? Bu soruya verebileceğimiz cevap şudur: Hayatı boyunca böyle bir niyetle¸ amaçla hareket etmemiş olmasına karşın o¸ yaşadığı devrin olayları¸ yaşadıkları sıkıntılarla ne yapacağını bilemez duruma düşmüş olan halk¸ ona böyle bir nitelik yüklemiş ve fıkralarından bu anlamda yararlanmıştır. Çünkü o hem bir din aramıdır¸ hem bir vaiz¸ hem hukukçu¸ hem eğitimcidir. Bu vasıflarıyla dinî¸ hukukî anlamda bir liderdir. Eğitimci olarak da yine öyledir. Üstelik sürekli halkın içinde olan biridir ki¸ bu bir liderde olması gereken çok önemli bir özelliktir.

Şimdi de Hawkins’in Hoca’yı neden bu sıfatla görmek isteğini belirtelim. Ona göre insanlar¸ yeni düşünme biçimlerini kazanabilmek için aklı¸ zekâyı ve nükteyi önemsemek ve bunları günlük hayatlarına katmak durumundadırlar. Nasreddin Hoca¸ bu anlamda en uygun isimdir. Zira Hoca bir fıkrasıyla evimize girdiğinde eşyaların yerini değiştirir. Duvarlara yeni pencereler açar. Bizi izlediğimiz yoldan çıkarır ve bakış açımızı yenilemeye çağırır.

Bütün bular aslında bir liderin vasıflarıdır. Zira ister lider ister önder deyelim bu tanıma uygun kişilerin özelliği topluma önderlik etmek¸ onları olumlu yönden değiştirmek ve dönüştürmektir. Dolayısıyla kendisinin böyle bir iddiası olmamasına karşın Hoca’yı Hawkins’in de dediği gibi toplumsal bir önder olarak görmek gerekir. Nitekim yaşadığı dönemde de o böyle görülmüştür. Mesela Akşehir’i işgal eden Timur’a karşı halk onu sözcü olarak görevlendirmiş¸ o da halkın önüne düşerek Timur’un yanına gitmiştir. Timur’un Hoca’nın çağdaşı olup olmadığı meselesi bir yana¸ bu anlatım halkın Hoca’yı bir lider olarak kabul ettiğini gösterir.

Nasreddin Hoca fıkralarının çoğunda halk ona bir soru sorar. Hoca da o soruya sorunu çözümleyici nitelikte cevaplar verir. Demek ki Hoca¸ bilgelik anlamında bir liderdir. Halkın kendisine her müşkülünde danıştığı “akılmend” biridir. Buradan liderlerin temel vasıflarından birinin “bilgelik” olması gerektiği sonucunu çıkarmaktayız. Bundan da yöneticilerin her türlü bilgiyle donanması gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Bir liderin ve önderin belirgin özeliliklerinden biri de düşünerek hareket etmesidir. Hoca’da bu nitelik çok belirgindir. Zira her fıkrası ilk planda bizi güldürse bile ardından derin bir düşünmeye sevk eder. Bu yüzden Hoca¸ her mesele karşısında düşünerek hareket eder¸ önünü¸ ardını görmeden ne söz söyler ne de harekete geçer. Mesela¸ ağaca çıkarken pabuçlarını yanına alması onun düşünerek hareket etme özelliğinin bir örneği olarak görülmelidir. Yine bu özelliğe bağlı olarak Hoca’da son derece sakin bir kişilik sözkonusudur. Bu da bir liderde bulunması gereken vazgeçilmez özelliklerden biridir. Zira yönetim¸ olaylar karşısında sakin davranmayı¸ akl-ı selimle hareket etmeyi gerektirir. Sakinlik ona aynı zamanda tatlı dillilik¸ güler yüzlülük vasıflarını da kazandırır ki¸ bunlar da bir liderde bulunması gereken özeliliklerdendir. Bu özelilikler hep birlikte olayları değişik açılardan görebilen¸ hiçbir olumsuzluktan yılmayan bir lider portresini karşımıza çıkarır.

Hoca bir lider olarak insanları da çok iyi tanır. Çünkü insanı tanımadan onu eğitmek¸ ona önderlik etmek¸ onu değiştirmek mümkün değildir. Bir toplum içinde yaşayan kişiler çok farklı karakterlere sahiptir. Onların bu yönlerini dikkate almadan onları yönetmek¸ birlik içinde yaşatmak söz konusu olamaz. Mesela “Ye kürküm ye!” fıkrasındaki mesaj bir anlamda bu durumu izah içindir. Yani insanlar¸ öze değil söze¸ içe değil dışa önem verirler. Onları yönetirken bu durum dikkate alınmalıdır.

İnsanların en ciddî sorunlarından biri yine bu anlamda tembelliktir. Hoca¸ bir lider kimliğiyle bunun farkındadır. Tembelliği huy edinenlere “Un¸ şeker¸ yağ varsa neden helva yapmıyorsun?” diye sorar. Bu fıkra¸ tembelliğe yöneltilmiş bir eleştiri olduğu kadar¸ insanlara girişimcilik ruhu da kazandırmak isteyen bir liderin tavrını yansıtır.

Bir liderde adalet duygusu son derece gelişmiş olmalıdır. Hoca¸ bazı fıkralarında kadı¸ yani hukuk adamı sıfatıyla liderlerin bu özelliğine vurgu yapar. Kendini düşünen liderlerin toplumlarını yönetemeyeceklerini pek çok fıkrasında eleştirel bir dille ele alır. Mesela “Kara kaplı kitaba bakmak”la ilgili fıkrası olumsuz liderliğe bir eleştiridir. Yine “yemeğin buğusu “ için para isteyen aşçıya para kesesindeki akçelerin sesini dinlettikten sonra “Al akçenin sesini de git.” demesi ardından durumu anlamayan aşçıya¸ “Yemeğin buğusunun parası ancak akçenin sesi olabilir.” şeklinde bir hüküm vermesi bir liderdeki adaletli olma özelliğinin tipik bir göstergesidir.

Mesela iktidarda yönetici olarak görev almış siyasi bir liderin toplumu için yapması gereken şeyler¸ bugünkü terimlerle söyleyecek olursak sadece yol¸ su¸ elektrik… gibi maddî şeyler değildir. Lider toplumunun mânevî ihtiyaçlarını da düşünmeli ve toplumu bu anlamda bozulmaya uğratan olumsuzluklara mücadele etmelidir. Hoca¸ bir lider vasfıyla böyle hareket eder. Kötü huylu kişilerin topluma ne denli zararlı olacaklarının bilgi ve bilinciyle onlara karşı çıkar ve düzelmeleri için çaba harcar. Yani bir lider¸ iyi olanı yaygınlaştırmak¸ kötü olanı ortadan kaldırmak konusunda da tavır sahibi olmalıdır.

Örnekler çoğaltılabilirse de durum değişmez. Nasreddin Hoca¸ bir liderdir. Üstelik onun liderliği geniş boyutludur. Hemen her konuda yapar bu önderlik görevini… Dinî meseleler ona sorulur¸ sağlık konusunda ondan çözümler istenir. Hukukî meseleler¸ ekonomik meseleler¸ yani insanı ilgilendiren her konuda Hoca kendisine müracaat edilen kişidir. Ama o sadece sorulanlarla da yetinmez. Toplulukta gördüğü olumsuzlukları bir vesile bularak mutlaka eleştirir.

Nasreddin Hoca’nın bütün bunları yaparken hedeflediği gaye toplumu olumlu anlamda değişime uğratmaktır. Bu da ancak¸ insanları düşündürerek¸ alışkanlıklarından oluşturdukları dünyanın dışına çıkararak sağlanabilir. Nitekim evinin güneş almadığını¸ fakat tarlasının güneş aldığını söyleyen birine “O zaman evini tarlaya taşı.” demesi böyle bir değişimi gerçekleştirmek içindir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki¸ Nasreddin Hoca’nın her fıkrasında toplumsal bir önderde bulunması gereken özelliklerin tamamını görmek mümkündür. Bu özellikler düşünerek hareket etmekten¸ sözü espri katarak anlatmaya; iş bölümün öneminden¸ çözüm üretici olmaya; değişimlerin farkında olmaktan yararlık ilkesini gözetmeye… kadar uzamaktadır. Önemli olan Nasreddin Hoca’yı bu gözle de okumak ve ondan yararlanabilmektir.

Sayfayı Paylaş