TESETTÜR ALLAH’IN EMRİDİR

Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki tesettür, terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder.
Namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ne kadar farz ise, tesettür de o kadar farzdır ve Allah’ın emridir. Yani birilerinin bir zamanlar iddia ettiği gibi teferruat değildir. Oruç ibadeti nasıl tüm semavi şeriatlarda varsa1, tesettür de tüm semavi şeriatlarda vardır. Hz. Âdem ile Havva cennette yasak ağaçtan yediklerinde avret yerleri açılmış ve ağaç yapraklarıyla avret yerlerini örtmüşlerdi.2 Hz. Âdem’in ilk peygamber olması örtünmenin bütün ilâhî dinlerde olduğunu gösterir.
Dolayısıyla inanan insan için örtünmek bir zorunluluktur. Bu anlamda insan kendisine göre örtünmenin sınırlarını belirleyemez. Belirleme yetkisi Allahu Teâlâ’dadır ve dinin temel kaynağında bu durum açıkça belirtilmiştir. O zaman inanan insanın yapacağı Kitab’a uymaktır yoksa kitabı kendisine uydurmak değildir.
Kur’an-ı Kerim’de kadının örtünmesi ve dışarıdaki kıyafetiyle ilgili iki ayrı düzenleme vardır. Kadınların örtünmesi ile ilgili âyet şudur: “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”3 Bu âyet örtünmenin nasıl olması gerektiğini ve kişinin mahremlerini belirlemektedir.
Âyette geçen “Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.” ifadesine iki farklı yorum getirilmiştir. “Kur’an’da başörtüsünün yakayı/göğsü kapatacak biçimde bağlanması emrinin anlamına yönelik iki açıklama vardır. Bunlardan birine göre o dönemde Arap kadınları başlarını örtüyorlar, fakat başörtüsünün uçlarını sırtlarına doğru attıkları ve gömleklerinin yakaları da açık olduğundan boyun ve gerdanları görünebiliyordu. Başörtüsünün göğsü de kapatacak şekilde bağlanmasının önerilmesi, giyilen gömleğin yakasının göğsü tam örtmemesinin sakıncasını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Diğer bir açıklamaya göre bunun sebebi, kadınların saçlarının yanında küpelerinin ve boyunlarının örtülmesinin de amaçlanmış olmasıdır. Sonuç bakımından bu iki açıklama arasında önemli bir fark yoktur. Âyette geçen “hıfz-ı fürûc” ifadesi, bazılarınca iffeti korumak veya zinadan kaçınmak şeklinde yorumlansa da yaygın kanaate göre Kur’an’da geçtiği diğer yerlerden farklı olarak burada “mahrem yerlerinin örtülmesi” anlamındadır. Aslında bunlardan ilki tesettürün uzak, ikincisi yakın amacı kapsamında değerlendirilebilir.”4
Kadınların dışarıdaki giysilerinin nasıl olması gerektiğini ise şu âyet belirlemektedir: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”5 Âyete göre, ergenlik yaşına ulaşmış her kadın bu emirlerin muhatabıdır ve bu şekilde davranmak Mü’min kadınlara farzdır. Bu âyetlerdeki emirler bağlayıcıdır ki şu âyette çok yaşlı kadınlara dışarı çıkarlarken biraz esnek davranılmıştır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”6
Şöyle bir soru akla gelebilir: “Tesettür tamamen bayanlara mı âittir?” Elbette öyle değildir. Yukarda tamamını verdiğimiz âyetten “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler…”7 Bir önceki âyette Rabb’imiz Mü’min erkeklere şöyle emretmektedir: “(Rasûlüm!) Mü’min erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.”8 Yani hitap her iki cinse ve aynı ifadelerle kullanılmıştır: “Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzları korusunlar.” Kadınlar kadar erkekler de haramdan sakınmak ve iffetli olmak zorundadırlar.
Namazın farzlarından birisi de setr-i avrettir yani namaz kılacak kişinin namazının kabul olma şartlarından birisi namazda örtünme ile ilgili kurala uymaktır. Bu kadınlarda el ve yüz hariç bütün vücudun örtülmesi; erkeklerde ise göbekle diz kapağı arasıdır. Hz. Âişe’den nakledilen rivayette Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Allahu Teâlâ ergenlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.”9
Örtünmede de Kuralı         Rabb’imiz Belirler
Müslüman bir hanımın yabancılara hangi uzuvlarını gösterebileceğini bizzat Allah Rasûlü tarif etmektedir: Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Esma, binti Ebî Bekir (bir gün) üzerinde ince (bir elbise) ile Rasûlullah’ın yanına gelmişti. (Hz. Peygamber (s.a.v.)) ondan yüzünü çevirdi “Ey Esma! (şurası) muhakkak ki, kadın ergenlik çağına erişince on(un vücudun)dan şundan ve şundan başkasının görünmesi uygun olmaz.” dedi ve (kendi) yüzü ile elini işaret etti.10
Örtünmede Bazı Ayrıntılar
Örtünme kuralı böyle olmakla birlikte Allah Rasûlü toplumda bazı yanlış anlamaları da önlemek için ayrıca bazı ölçüler de getirmiştir. Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cehennemliklerden görmediğim iki sınıf vardır. (Biri) Yanlarında sığırkuyrukları gibi kamçılar bulunup, onlarla insanları döven bir kavim! (Diğeri) Giyinmiş çıplak sallanarak yürümeyi öğreten kırıtkan, başları Horasan develerinin eğilmiş hörgüçleri gibi birtakım kadınlar! Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Hâlbuki onun kokusu şu kadar ve şu kadar uzaktan duyulacaktır.”11
Kadınların saçlarını gösterecek şekilde ince başörtüsü takınmaları uygun değildir. Alkame b. Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder: “Abdurrahman’ın kızı Hafsa’nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe’nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.”12
Tesettürle ilgili İslâm genel kurallar belirlemiş fakat bunun mahiyetini kültüre bırakmıştır. İslâm âlimlerinin genel kanaatine göre dinin örtünme ile ilgili emrettiği bir kıyafet şekli yoktur. Söz konusu kıyafet zamana ve mekâna bağlı olarak örf ve âdete göre değişiklikler gösterir ve çok defa farklı isimlerle anılır. Asılolan mahrem yerlerini örtecek ve vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde geniş olmasıdır. Bu anlamda kıyafetin şekli ve rengi de önemli değildir.
Örtünmede Hikmetler
Şüphesiz Rabb’imizin emrettiğinde birçok hikmetler vardır. Hakikatte Müslüman olarak hikmeti ne olursa olsun o emri alır ve sorgulamaksızın kabul eder ve hayatımıza uygularız. Çünkü Rabb’imiz iyi olanı emreder kötü olanı yasaklar.13 Bununla birlikte örtünmenin birçok hikmetleri olabilir. Bunlardan birkaçı şöyledir:
Örtünme Fıtrîdir
Örtünme, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. “Böylece (şeytan) onları (Âdem ile Havva’yı) hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar…”14 Bu âyete göre Hz. Âdem ile Havva ilk insan olmaları nedeniyle örtünmenin fıtrî olduğu kadar insanî bir eylem olduğu da anlaşılmaktadır.Örtünmede insanın cinsiyetinin değil; kişiliğinin ön plana çıkarılmadır. Dolayısıyla kişiliğinizi öncelemek yerine; bilgi ve beceriyi öncelemek daha önemlidir.
Takvalı Olmak
Örtünmede belki de en önemli hikmet edep yerlerini koruyarak kişinin kötülüğe düşmesine engel olmaktır. “Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi… İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi). Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.”15 Elbise nasıl vücudun ayıp yerlerini, kusurlarını örter ve insanları soğuktan ve sıcaktan korursa; takva da kalbin kusurlarını örter. Elbise nasıl insanı güzel gösterirse ona bir estetik verirse, takva da insanı güzel gösterir ve ona bir ahlak güzelliği verir.

Dipnot
Yard. Doç. Dr. Mustafa KARABACAK

1.    2/Bakara, 183.
2.    7/A’raf, 22.
3.    24/Nûr, 31.
4.    Apaydın, H. Yunus, “Tesettür”, DİA, XL, 538-543.
5.    33/Ahzâb, 59.
6.    24/Nûr, 60.
7.    24/Nûr, 31.
8.    24/Nûr, 30.
9.    Ebû Dâvud, Salât, 84/641; İbn Mâce, Tahâret, 132/655.
10.    Ebû Dâvûd, Libâs, 31/4104.
11.    Müslim, Libâs, 125/2128.
12.    İmam Mâlik, Muvatta, Libas, 4/3383; ayrıca İbn Mâce, Tahâret, 132/654.
13.    7/A’raf, 157.
14.    7/A’raf, 22.
15.    7/A’raf, 26-27.

Sayfayı Paylaş