TARİHÇİ, ŞAİR VE BİLGE FİRDEVSÎ

Somuncu Baba

Şehnâme¸ 10. yüzyılın sonunda kaleme alınmıştır. Tamamlandıktan hemen sonra büyük bir ilgiyle karşılanmış ve Doğu edebiyatlarında Şehnâme yazma geleneği başlamıştır. Türk edebiyatında da etkili olan eserin sadece şairler tarafından değil halk tarafından da ilgiyle okunduğu bilinmektedir. Mesela¸ Evliya Çelebi'de¸ Şehname'nin Bursa içindeki kahvelerde meddahlar tarafından ezberden okunduğunu anlatır.

Hafız¸ Ömer Hayyam¸ Sadi¸ Feridüdin Attar¸ Molla Cami gibi büyük şairler İran edebiyatını dünya edebiyatına taşıyan önemli isimlerdir. Türk edebiyatını da yakından etkileyen bu şairler zümresine ilave edebileceğimiz bir isim İran millî şairi olarak kabul edilen Firdevsî’dir. Tabii Firdevsî denilince akla hemen 60 bin beyitten oluşan ünlü eseri Şehname gelecektir. Dolayısıyla onunla ilgili söyleyeceklerimiz daha çok bu eser etrafında olacaktır. Fakat Şehname’ye geçmeden önce Firdevsî’nin hayat hikâyesine kısaca da olsa bakmak gerekecektir.


 


Hayatı


 


Firdevsî¸ İran toplumunda taşıdığı büyük önemden dolayı hayatı efsaneleştirilmiş bir isimdir. Dolayısıyla hayatına ilişkin bilgilerde gerçekle efsane iç içe geçmiş durumdadır. Hakkında yazılan eserlerden hareketle onun hayat hikâyesi şöyle özetlenebilir:


 


Firdevsî’nin adı çeşitli kaynaklarda birbirinden farklı olarak “Hasan”¸ “Ahmed” ve “Mansûr” olarak geçmektedir. Künyesi; “Ebu’l-Kâsım”¸ lakabı; “Fahruddîn” olan şairin mahlası ise  “Firdevsî”dir. Künyesinden ve lakabından çok bu mahlasıyla tanınmaktadır. Firdevsî¸ 940 yılında Tûs şehrine bağlı TaberânKasabasının BacKöyünde doğdu. Millî ve tarihî duyguların yoğun olarak yaşandığı bir sosyal ve kültürel çevre içinde büyüdü. Çağına göre iyi bir eğitim aldı. Farsça ve Arapça’yı çok iyi şekilde öğrendi. Bilhassa İran tarihi ve bu konudaki rivayetler üzerinde kendini yetiştirdi. Ünlü eseri Şehname’yi yazdı ve 1020’de doğduğu şehir Tus’ta vefat etti.


 


Edebî hayatı


 


Firdevsî¸ yazı hayatına gazel ve kasideler yazarak başladı.Daha sonra yaşadığı çevrenin de etkisinde kalarak eski İran tarihi hakkında bilgi edinmek üzere Pehlevice yazılmış eserlere ilgi duydu.Devletşâh-i Semerkandî¸ Tezkiretü’ş-şuarâ adlı eserinde Firdevsî ve şiirinden söz ederken: “Hemen herkes¸ onun İslâm sonrası dönemde İran’ın en büyük şairi olduğu konusunda görüş birliğindedir.” der. Bu tespit¸ başka değerlendirmeciler tarafından da yapılmış ve Fars edebiyatının büyük kaside ustalarından Enverî¸Hakânî ve Sadi ile aynı kategoride anılmış ve Sultan Mahmud döneminin en yetenekli şairi olarak kabul edilmiştir.


 


Eseri


 


Firdevsî demek Şehname demektir. O¸ bu esere hayatını vermiş¸ sonunda ortaya böyle büyük bir eser çıkmıştır. Eserin özelliklerine gelince; Şehname¸  eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum bir destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 60.000 beyitten oluşur.


 


Bu eserde tarih öncesi zamanlardan başlayıp Sasani İmparatorluğu sonuna kadar tüm eski İran tarihi ve kralları incelenmiştir. Bunlar arasında Keyûmers¸ Hōşeng¸ Tahmûrâs¸ Cemşid¸ Bahman¸ Dārā¸ İskender¸ Bahrām¸ Rüstem gibi kralların isimlerini sayabiliriz.


 


Bu eserin nasıl yazıldığına dair şöyle bir rivayet anlatılmaktadır: Gazneli Mahmut¸ eserini rahat ve uygun şartlarda yazabilmesi için sarayında Firdevsî’ye tarihî¸ efsanevî birçok resimlerle; av ve savaş silahlarıyla süslenmiş mükemmel bir mekân tahsis etmiştir. Firdevsî bunlardan ilham alarak özellikle ıssız yerlerde¸ kırlarda gezerek; serviler altında yani tabiat ortamında bu destanı kaleme almıştır.


 


Şehname¸ bir destandır ama onda masalımsı bir hava da sezilir. Yine mitolojik unsurlara da sık sık rastlanır. Eser bu yönüyle Türklerin Oğuz Kağan¸ Türeyiş ve Göç Destanlarına¸ Sümerlere ait Gılgamış¸ Ruslara ait İgor¸ Britanyalılara ait Kral Arthur¸ Finlilere ait Kalevala¸ Hintlilere ait Ramayana¸ Antik Yunanlılara ait İliada ve Odysseia destanlarına benzer bir yapıdadır. Firdevsî¸ bu eserini hazırlarken şüphesiz bir tarihçi kimliği ve bilgisiyle hareket etmiştir. Esere edebî değer kazandıran yönü ise şairin tarihsel bilgileri güçlü şiir yeteneği ile işlemiş olmasıdır.


 


Bu eserin bir özelliği de resimli oluşudur.  Şehname’nin bu nüshaları İlhanlılar döneminde 1256-1353 tarihleri arasında yazılmış ve böylece farklı bir edebî eser oluşturulmuştur.Şehname’nin yazılışı otuz sene sürmüştür. Firdevsî bu eserini 1010 senesinde GazneliMahmûd Hana takdim etmiştir. Eserini 70 yaşında tamamladığı söylenmektedir.


 


Etkileri


 


Şehnâme¸ 10. yüzyılın sonunda kaleme alınmıştır. Tamamlandıktan hemen sonra büyük bir ilgiyle karşılanmış ve Doğu edebiyatlarında Şehnâme yazma geleneği başlamıştır. Türk edebiyatında da etkili olan eserin sadece şairler tarafından değil halk tarafından da ilgiyle okunduğu bilinmektedir. Mesela¸ Evliya Çelebi'de¸ Şehname'nin Bursa içindeki kahvelerde meddahlar tarafından ezberden okunduğunu anlatır.


 


Şehname¸ özellikle Divan şairlerini çok etkilemiştir. Bu etkinin en belirgin yönü Şehname’nin Türkçeye hem manzum veya mensur olarak çevrilmesidir. Fakat daha da önemlisi Şehname’de geçen mitolojik ve tarihî unsurlar¸ hemen her şair tarafından kullanılan semboller haline gelmiştir.


 


Şehname’nin bir başka önemi ise¸ tarihte yaşandığı kabul edilen İran-Turan savaşlarına ışık tutan bir eser olmasıdır. Bu arada Şehname’nin Türkçeye ne zaman çevrildiğini de söyleyelim. İlk çeviri¸ kim olduğu bilinmeyen bir yazar tarafından 1450-51 yılları arasında¸ Sultan II. Murad döneminde yapılmıştır. Aynı şekilde Hüseyin bin Hasan Şerif de Şehname’yi Türkçeye çevirmiş olup başka bir çevirisi de 17. yüzyılın ilk yarısında Derviş Hasan tarafından Sultan II. Osman için yapılmıştır. Bu durum¸ Osmanlı padişahlarının da bu esere ne kadar önem verdiklerini göstermektedir.Şehname¸ günümüz Türkçesine ise Necati Lugal tarafından aktarılmıştır.


 


Sonuç yerine


 


Firdevsî¸ İran edebiyatında tarihî şiirleştiren bir şair olarak bu toplumda millî kimlik algısının oluşmasında ve güçlenmesinde çok etkili olmuştur. Şu şiiri onun nasıl bir millî hassasiyet içinde olduğunu gösteren güzel bir örnektir.


 


Olmayacaksa İran olmasın benim için ten¸


Kalmasın bu topraklarda bir canlı ten.


Vatanımız ve çocuklarımız uğruna¸


Namusumuz¸ küçük çocuklarımız ve yakınlarımız uğruna¸


Vatanımızı düşmana teslim etmekten¸


Daha iyidir hep birlikte gitmemiz ölüme.


 


Şehname manzum bir destan olarak daha çok olayları ve kahramanları anlatır ama eserin tek özelliği bu değildir. Şair¸ konuları mitolojik ve tarihî akışlarında aktarırken uygun yerlerde anlatımlarıyla son derece uyumlu olarak öğütler¸ öğüt verici pasajlar¸ özlü sözleri de yerleştirmiştir. Bunlara da birkaç örnek verelim:


 


İyiliğe yönel ve kimseyi incitmemeye çalış.


Kurtuluşun yolu sadece bundan ibaret çünkü.


Sonunda gideceğin yer toprak olacağına göre¸


İyilik tohumundan başka bir şey ekmemelisin.


 


İyi olsun¸ kötü olsun¸ bütün insanlar fânî olduğuna göre¸


En iyisi¸ iyiliğin yadigâr kalmasıdır.


Mademki bizden geriye kalanlar iyilik ve kötülüklerimizdir¸


O halde elinden geldiğince kötülük tohumu ekmemeye bak.


 


İyiliğe karşılık niçin kötülük yapayım?


Kötülük yaparsam¸ kendime yapmış olurum.


İyilik yaparsan¸ iyilik;


Kötülük yaparsan¸ kötülük görürsün.

Sayfayı Paylaş