SOMUNCU BABA HAZRETLERİ'NİN NASİHATLERİ

Somuncu Baba

Bizler nasihat ve tavsiye pınarlarının besleyip büyüttüğü eşsiz bir medeniyetinin çocuklarıyız. Yeryüzünün bozkırlarına adalet¸ barış ve kutlu bir medeniyet armağan etmiş bu toprakların insanları¸ her biri göğün konaklarında burç mesabesinde olan âlimlerimizin¸ gönül adamlarımızın yüzyılları aşan nasihatleriyle zihinlerini aydınlatmış ve ruhlarını arındırmıştır. Bu coğrafyada bitip tükenmek bilmeyen dünyevi arzuların¸ heva ve hevesin kararttığı gönüller için manevi hastalıkların tabibi olan üstadlarımızın tavsiye ve nasihatlerinin misali¸ pütürlü taşları okşaya ok


Bizler nasihat ve tavsiye pınarlarının besleyip büyüttüğü eşsiz bir medeniyetinin çocuklarıyız. Yeryüzünün bozkırlarına adalet¸ barış ve kutlu bir medeniyet armağan etmiş bu toprakların insanları¸ her biri göğün konaklarında burç mesabesinde olan âlimlerimizin¸ gönül adamlarımızın yüzyılları aşan nasihatleriyle zihinlerini aydınlatmış ve ruhlarını arındırmıştır. Bu coğrafyada bitip tükenmek bilmeyen dünyevi arzuların¸ heva ve hevesin kararttığı gönüller için manevi hastalıkların tabibi olan üstadlarımızın tavsiye ve nasihatlerinin misali¸ pütürlü taşları okşaya okşaya cilalayan berrak suların etkisi gibi olmuştur.


Ne şanslıyız ki binlerce yıl ötelerden söylenmiş olan hikmet yüklü tavsiyelerimiz vardır ve o tılsımlı sözlere kulak kabarttığımız zaman kurak gönüllerimizi bir bahar mevsimi gibi yeşerten nasihat pınarlarımız olagelmiştir. Onlar ki karanlığa saplandığımız zaman yolumuzu aydınlatan bir kandil olan ve günaha saplanma tehlikesiyle karşılaştığımızda ise bir zırh gibi ruhumuzu örten¸ koruyandır. Zira hikmet erbabının gönlünden damlayan nasihatler¸ günlük hayatın meşgaleleri arasında sıkışan ve bunalan gönüllerimiz için çöle yağan sağanak yağmur etkisi yapmaktadır.


Gök gürültüleri göğün hıçkırıklarıdır ve yağmurlar¸ göğün gözyaşlarıdır. Yağmurun toprağı yeşertmesi¸ coşturması ve bereketlendirmesi o berrak suyun riyasız ve gösterişten uzak olarak göğün yüreğinin en derininden sudûr etmesindendir. Gönül erbabımızın nasihat ve tavsiyelerinin de ruhlarımıza bir ok misali tesir edişi o güzel insanların bunları sadece söz olarak değil hal diliyle yaşadıktan sonra gönüllerinden taşırmaları nedeniyledir. Zira söz ancak yürekten söylenirse gönüllere tesir edebilir ve yaşanmamış sözün diğer insanlara en ufak bir tesiri söz konusu değildir.


Gönül dehlizlerimizin tabipleri olan hikmet erbabının tavsiyelerini dinlemekten uzaklaşan insanlığın ne türden belalara¸ musibetlere maruz kaldığını hayret ve dahi dehşet içinde seyretmekteyiz. Gözlerimizin ilahi hakikatleri görmekten uzaklaşması¸ gönüllerimizin kat be kat paslanması ve kulaklarımızın göklerden süzülen eşsiz ilhamları işitmeyişi bu yüzden değil midir? İlahi aşkın ve Allah sevdasının harman olduğu bu topraklarda aşksızlığa ve sevdasızlığa maruz kalışımızın nedeni de bu değil midir? Yeşerip tomurcuğa durma derdinde olmayan ağacın yakılacak kuru odundan farkı yoktur ve ilahi aşka¸ sevdaya yazılmayan insanın kuru ağaçtan ne gibi farkı olabilir?



Somuncu Baba Hazretleri¸ Özge Bir Nasihat Pınarıdır


Somuncu Baba Hazretleri¸ bir gönül çağlayanı ve katmerli güllerin ana vatanının özge nasihat pınarıdır.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri:


Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma


Sen Hakk için âlemin kölesi ol kulu ol


buyurarak gönül erlerine en büyük tevazuun hikmet aşısını yaptığı gibi¸ ecdadı Somuncu Baba Hazretleri de en büyük nasihat erbabından birisidir aynı zamanda. O'nun “arkadaşlarıma ve yolumuzdan gidenlere tavsiyelerimdir” adıyla zikrettiği on bir nasihati¸ insanlığın günah ve riyanın girdabında can çekiştiği günümüzde gönüllerimizi masiyetten koruyacak¸ arındıracak ve durultacak bir kalkan olarak önümüzde durmaktadır. Günümüzün şirazesinden kaymış görünen toplumları¸ en az hava kadar su kadar bu tavsiyelere muhtaçtır.


Şeyh Hamid-i Veli/ Somuncu Baba Hazretleri on bir nasihati şöyledir;



Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korksunlar.


Az yesinler¸ az konuşsunlar¸ az uyusunlar.


Avamın arasına az karışsınlar.


Tüm masiyet ve kötülüklerden uzak dursunlar.


Daima şehvetlerden kaçınsınlar.


İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.


Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.


Övülen sıfatlarla süslensinler.


Şiir ve şarkı (günaha götürüyorsa) dinlemekten kaçınsınlar.


10- Ayrı bir görüşle¸ kendini cemaatten ayrı bırakmasınlar.


11- Aç olarak ölseler bile şüpheli hiçbir lokmayı yemesinler.


Bu yazı¸ modern dünyanın ahlak bunalımlarına¸ vicdan kaymalarına ve zihin tutulmalarına bir seher meltemi gibi şifa efsunlayacak bu tavsiyelerin gül ve gönül bahçesine bir giriş denemesidir.


Birinci Nasihat:



Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korksunlar.


Yola çıkmak lazım önce ve gidilecek bu yolun hangisi olduğuna karar vermek. Eğer hikmet yolculuğu ise kastedilen¸ o zaman işe en evvelinden başlamak lazımdır ki o da “Allah korkusu”dur. Zira Allah korkusu manevi eğitim yolculuğunun ilk adımıdır. Eğer bu yoksa yol da yok¸ yolcu da yok¸ yolculuk da yok. Yağı olmayan kandilin ışık vermesinden bahsedilemeyeceği gibi heybesinde Allah korkusu olmayan bir erin de gönül seyahatinden bahsetmek mümkün değildir.


İnsanlık¸ içinde Allah korkusu olmayan ham insanların yüreklere saldıkları sahte korkulardan neler çekmedi ki. Hâlâ da çekmeye devam ediyor. Yirmi birinci yüzyılın en büyük yangınları¸ kasırgaları ve tufanları Allah korkusunun yüreklerde gerektiği gibi yer etmemesinden değil midir? Çağımızın mutluluk ümidini kaybetmiş¸ bir hüzünden başka bir kedere savrulan¸ gözünde yaş¸ gönlünde telaş dinmeyen muzdarip insanının hiç dinmeyen hıçkırıklarının sebebi onlara bu zulümleri reva gören ham ervahın yüreklerinde Allah korkusundan eser bulunmaması değil midir? Bu sebeplerledir ki Allah korkusu¸ değerini bilenler için insana bahşedilmiş en büyük nimettir¸ servettir. Allah korkusu¸ insanlık terazisinin adalet dengesidir ve insan ruhunun giyebileceği en güzel libastır. Unutulduğu zaman toplumları felaketlerin eşiğine sürükleyen¸ uygulandığı zaman ise insanları saadetin gül bahçesine gark eden…


Hikmetin Başı Allah Korkusudur.


Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde “Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyurmuştur. Gidilecek yol hikmetten yana ise bu çileli yolculuğun ilk adımını Allah korkusu zırhını giymekle atmak lazımdır. Zira böyle uzun ve dolambaçlı bir yolculukta ilk adımı yanlış atmak¸ giydiğimiz elbisenin ilk düğmesini yanlış iliklemek gibidir. Ve ilk düğme yanlış iliklenince diğer düğmelerin doğru iliklenmesi mümkün değildir.


Çağın gören gözü ve idrak eden yüreği olan Es- Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ arkadaşlarına ve yolundan gidenlere¸ bir riya ve felaketler asrının gün dönümünde bu kutlu tavsiyeyi salık veriyor; “Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korksunlar.” diye. Gösteriş ve riyanın gönüllerimize egemen olduğu çağımızda aşikârı ve dahi gizliyi işaret etmek ve gönlü¸ layık olduğu en güzel libasa büründürmeyi tavsiye etmek en büyük bilgelik ve manevi hekimlik değil midir?


Toplumun kanaat önderleri nasihatlerini öylesine yürekten ve içten bazen nesir bazen şiir olarak ifade buyururlar ki bu sözler gönüllere birer nakış olarak işlenir. Es- Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Allah korkusunu ifade etmek üzere serdettiği aşağıdaki beyti bunun en güzel misalidir;


Havf-ı Rabbânî düşüp yaksın ol dâğ ile içini


Elif-i zîbâ iken servi boyu dâl ol


(Allah korkusu ilahi bir ateşle yüreğini yaksın¸ dimdik yürüme¸ bu korku seni tevazu ile öne doğru eğik hale getirsin ki¸ attığın adımları görebilesin¸ ilahi kuvvete baş eğen biri olasın.)


Gönüllerimizin kuruyup çöle döndüğü ve dudaklarımızın susuzluktan çatladığı bir çağın şahitleri olarak tıpkı asr-ı saadette olduğu gibi merhametin rahmet olup üzerimize yağmasına ne kadar da muhtacız. Somuncu Baba Hazretleri'nin mümbit nasihatleri¸ çöle dönmüş kuraklık asrında gönlümüzde bir bahar meltemi mesabesinde olmakla kalmıyor aynı zamanda göğün bereketlerinin karanlık gönüllerimize bir Nur u Hüda olarak doğmasını da salık veriyor.


Ne mutlu bu nasihatlere kulak kabartanlara…

Sayfayı Paylaş