SOMUNCU BABA DERGİSİ

Somuncu Baba

"Memleketi Kayseri¸ kerametine vâkıf olan Bursa gibi büyük şehirlerde değil¸ kabrinin bulunduğu Darende'de onun adıyla bir derginin çıkarılması ve yüz ay'ı aşkın bir süredir kalitesinden taviz vermeden yayınını sürdürmesi sadece tebrik edilecek bir hizmet değil¸ hayran kalınacak bir başarıdır."

Somuncu Baba¸ Yıldırım Bayezid döneminin büyük mutasavvıflarındandır. Hani anlatırlar:


Yıldırım Bâyezîd Hân¸ Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi yaptırmaya başladı. Câminin inşâsı sırasında¸ çalışan işçilerin ekmek ihtiyâcını Somuncu Baba temin etti. Câminin yapılması bittikten sonra¸ bir Cuma günü açılış merâsimi yapılacağı ilân edildi. O gün başta Pâdişâh Yıldırım Bâyezîd Hân¸ dâmâdı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan¸ Molla Fenârî hazretleri¸ ulemâdan pek çok kimse ve Bursalılar Ulu Câmiyi doldurdular. Yıldırım Bâyezîd Hân¸ câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan'a vazîfe verdiğinde¸ Emîr Sultan; “Sultânım! Zamânın büyük âlimi burada iken¸ bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya lâyık zât şu kimsedir.” diyerek¸ Somuncu Baba'yı gösterdi. “Şöhret âfettir.” hadîs-i şerîfini bildiği için¸ bundan titizlikle kaçınan Somuncu Baba¸ Pâdişâhın emri üzerine minbere doğru yürüdü. Emîr Sultan'ın yanına gelince: “Ey Emîr'im¸ niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?” dedi. O da: “Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım.” cevâbını verdi. Cemâat hayret ederek bu konuşmaları dinliyor¸ Somuncu Baba'nın hutbesini merakla bekliyordu. Minbere çıkan Somuncu Baba¸ öyle bir hutbe irâd etti ki¸ o zamâna kadar Bursalılar öyle bir hutbeyi hiç işitmemişlerdi. Bursalılar¸ bundan sonra Somuncu Baba'nın büyüklüğünü anladılar. Somuncu Baba¸ hutbede: “Bâzı âlimlerin¸ Fâtiha-i şerîfenin tefsîrinde müşkilâtı¸ anlayamadığı kısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım.” buyurarak¸ Fâtiha sûresinin¸ yirmi ana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyân eyledi. Herkes hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri: “Somuncu Baba¸ önce bizim Fâtiha sûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne¸ bu yedi çeşit tefsîr¸ âdil bir şâhittir. Fâtiha'nın ilk tefsîrini cemâatin hepsi anladı. İkinci tefsîrini bir kısmı anladı¸ üçüncü tefsîri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlar içimizde yok idi.” demekten kendini alamadı. Cumâ namazından sonra bütün cemâat¸ Somuncu Baba'nın elini öpmek¸ duâsını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayan Somuncu Baba hazretleri¸ kapıda durdu. Ulu Câminin üç kapısından çıkan herkes: “Ben Somuncu Baba'nın elini öpmekle şereflendim.” diyordu. Somuncu Baba¸ yine kerâmet göstererek¸ her üç kapıda da aynı anda bulunarak cemâat elini öpmüştü.


Böyle bir büyük insan bu olaydan sonra¸ artık Bursa'da duramayacağını düşünür ve oradan ayrılır. Aksaray'a gider o bölgede yaşar. Sonra Anadolu'ya geçer. Doğum yeri olan Kayseri'de fazla durmaz¸ Darende'ye gider ve orada vefat eder.


Kayseri'de doğmuş¸ Bursa ve Aksaray'da yaşamış¸ Darende de vefat etmiş bu büyük Veli'ye en sâdık dost bir ilçeden; Darende'den çıkmıştır. Düşünebiliyor musunuz? Memleketi Kayseri¸ kerametine vâkıf olan Bursa gibi büyük şehirlerde değil¸ kabrinin bulunduğu Darende'de onun adıyla bir derginin çıkarılması ve yüz ay'ı aşkın bir süredir kalitesinden taviz vermeden yayınını sürdürmesi sadece tebrik edilecek bir hizmet değil¸ hayran kalınacak bir başarıdır.


Bu dergi¸ böyle bir vefa örneğini temsil etmesinin ötesinde¸ kalitesi¸ tarafsızlığı¸ hassasiyetiyle de örnek alınacak bir çalışmadır. Her ay düzenli bir şekilde yayımlanan¸ tasavvufî ağırlıklı muhtevasıyla Türkiye'de örnek alınacak bir çalışmanın ürünü olan Somuncu Baba'yı¸ sanırım gelecek kuşaklar çok daha iyi bir şekilde anlayabileceklerdir. Böyle bir dergiyi¸ İstanbul'da¸ Ankara'da¸ Kayseri ya da Bursa'da yapabilirsiniz. O zaman böyle bir fevkaladelik olarak da görmeyebilirsiniz. Ama bunu bir ilçedeki Vakıf üstlenmiş ve başarıyla da götürüyorsa¸ işte o zaman oturup biraz düşünmeniz gerekecektir.


İletişim çağının gerekleri¸ bilgiyi paylaşmada çok geniş imkânları sunarken bundan faydalananlar yarına bir şeyler bırakacaklardır. Somuncu Baba dergisi¸ böyle bir şansı çok iyi değerlendiren ekibin elinden bize ulaşmaktadır. Onun bir ilçede çıkıyor olması ise¸ çok ayrı bir önem taşımaktadır. Bugün ülkemizin büyük kentlerinde¸ bırakın böyle bir dergi çıkarmayı¸ hayal etmenin bile mümkün olmadığı dikkate alınırsa¸ Darendelilerin yaptığı hizmetin önemi ve bunun için omuzladıkları fedakârlığın boyutları çok daha iyi anlaşılacaktır.


Darende¸ Osman Hulûsi Efendi gibi bir kutbu bu asırda çıkardığına göre¸ böyle bir dergiyi haydi haydi götürecektir. Sanırım¸ Somuncu Baba dergisini¸ adını taşıyan ulu kişi ile onun misyonunu bu asırda temsil eden Osman Hulûsi Efendi'nin ruhaniyeti canlı ve etkili kılmaktadır. Darende¸ böylesine çifte bir şansa sahip ve böyle bir manevî şemsiye altında yaşamanın onurunu taşımaktadır. Ben¸ Darendeliyi¸ dergiyi omuzlayan bütün hizmetkârlarını¸ yazılarıyla ona canlılık ve bereket veren yazarlarını kutluyorum. Türkiye'de bırakın ilçeleri¸ illerin böyle bir yayına bakıp kendilerindeki sorumluluğun sınırlarını gözden geçirmelerini istiyorum…

Sayfayı Paylaş