ŞEYH HAMİD-İ VELİ HAZRETLERİ BİR GÖNÜL ÇAĞLAYANI

Somuncu Baba

"Gür nehirlerden beslenen göller¸ zamanı gelince¸ kendini çepeçevre kuşatan bentleri yıkıp taşmak isterler. Zira suyun nihai aşkı¸ denize ulaşmaktır. Nehir yatağındaki suların başını taştan taşa vurup gümbür gümbür akması da o yüzdendir."


Mülk¸ adaletle ayakta durur. Şehirler¸ adalet sahibi yöneticilerin çabalarıyla mamur hâle gelir. Gönüller ise manevî fetih önderlerinin seher meltemi misali ruhu tesviye eden nasihatleriyle hayat bulur.


Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ Somuncu Baba olarak gönüllerde taht kuran bir gül ve gönül sultanıdır. Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamış olan Somuncu Baba¸ Miladi 1331 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Anadolu'yu manevî olarak fethetmek için gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa-yı Kayserî'nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ulaşan bir “seyyid”dir ve Rasulullah Efendimiz'in 24. kuşaktan torunudur.


Yürek Kandilini Tutuşturmak


Işık kaynağı olmak için evvela yürek kandilini tutuşturmak gerekir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ ilk tahsilini babası Şemseddin Musa-yı Kayserî'den almıştır. Anadolu'muzun manevî mirasının öncülerinden olup bilge bir kişiliğe sahip olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ her dönem tarumar olmaya müsait bulunan gönül çeperlerini ilmek ilmek nakışlamak maksadıyla ilim alanındaki çalışmalarını Şam¸ Tebriz ve Erdebil'de sürdürmüş¸ Alaaddin-i Erdebilî'den ve Bayezid-i Bistamî'nin ruhaniyetinden manevî terbiye almıştır.


Gür nehirlerden beslenen göller¸ zamanı gelince¸ kendini çepeçevre kuşatan bentleri yıkıp taşmak isterler. Zira suyun nihai aşkı¸ denize ulaşmaktır. Nehir yatağındaki suların başını taştan taşa vurup gümbür gümbür akması da o yüzdendir. Gönüllerimizin manevî direkleri olan âlimlerimiz¸ halka akar evvela. Sonra da oradan Hakk'a taşar. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ dinî ve dünyevî ilimlerle ilgili icazet alarak¸ irşad vazifesi için Anadolu'ya dönmüş¸ Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak “Somunlar Mü'minler!” nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple¸ Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ Somuncu Baba ve Ekmekçi Koca olarak da tanınmıştır.


Güller Goncaya Durunca


Güller goncaya durur evvela ve sonra gönüllere sürur vermek için¸ cümle zarafetiyle¸ içinin güzelliğini bir panayır misali sergiler gönül sofralarına. İşte o vakit güneş Somuncu Baba için süslenip ağmıştı yeryüzüne. Zira zamanın padişahı Yıldırım Bayezid Han¸ Niğbolu zaferini kazanınca¸ Allah'a şükür nişanesi olarak¸ Bursa Ulu Cami'yi yaptırmıştı. Ulu Cami'nin açılış hutbesini Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri okudu ve hutbede Fatiha Suresi'ni yedi farklı şekilde yorumladı. Bu olağanüstü hutbeyi dinleyen cemaat¸ Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'ne büyük bir teveccüh ve tazim gösterdi. Lakin gönül sultanları¸ şöhretin afet olduğunu en ziyade bilenlerdi. Nitekim manevî kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ şöhretten korktuğu için¸ talebeleriyle birlikte Bursa'dan ayrılarak Aksaray'a geldi. Onun işi güldü¸ gönüldü ve Anadolu'nun manevî fethini gerçekleştirmekti. Aksaray'da da öyle yaptı ve Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri'ni dünyaya ve ahirete ait ilimlerde eğitip yetiştirerek irşad vazifesi için Ankara›ya görevlendirdi.


Yeniden Doğuşun Gür Sedası


Gönül erleri için ölüm vakti bir kavuşma ânıdır¸ yeniden doğuştur¸ ‘şeb-i arus'tur. Rahmetli Mehmet Akif İnan'ın “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm / Destanlar yayılır mezarımızdan” beytinde ifade ettiği gibi¸ gönül sultanlarının vefatları kendinden sonraki nesiller için yeniden doğuşun gür sedası olmuştur. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri¸ 1412 (H. 815) tarihinde Darende'de ebedî âleme göç etmiştir. Kabr-i şerifleri¸ kendi zamanında halvethane olarak kullanılan¸ misk ü anber kokulu¸ şimdiki Şeyh Hamid-i Veli Camii içerisinde olup¸ estetik yapılı¸ cevizden oyma sanduka ile de kaplıdır.


Gönüllerimizin tabipleri¸ irfan denizlerinin incisi olan mana erlerinin manevî mirasları yanında maddî mirasları da vardır ki onlar gönül sultanlarımızın ümmete bir armağanı ve yadigârıdır. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin Yusuf Hakiki ve Halil Taybi adında iki oğlu olduğu bilinmektedir. Yusuf Hakiki Aksaray'da kalarak burada vefat etmiştir. Diğer oğlu Halil Taybi ise¸ hacdan döndükten sonra babası ile birlikte Darende'ye gelerek yerleşmiş ve burada vefat etmiştir. Kabr-i şerifleri Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin yanındadır.


İrfanımızın gül bahçesinin bahçıvanları mesabesindeki ariflerimiz¸ cümle kâinatı gülşene çevirmek adına pek çok gür fidan yetiştirmişlerdir. Güzel Anadolu'muzun bereketli topraklarına dağılan bu talebeler¸ ariflerimizin gül kokusunu¸ irfanını ve nasihatlerini gittikleri yerlere aşılamış ve buraları adeta irfanımızın bereket havzalarına çevirmiştir. Nitekim Somuncu Baba Hazretleri ve en meşhur talebesi Hacı Bayram-ı Veli'nin bu anlamda Osmanlı Devleti'nde¸ yeni Anadolu ve Rumeli üzerinde çok büyük etkileri olmuştur.


Ruh ve Gönül Denizini Şekillendiren Önemli Talebeleri


Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin Osmanlı kültürünün ruh ve gönül denizini şekillendiren önemli talebeleri olmuştur. Onların hizmetlerini ve kültürümüze katkılarını anlamak için bazılarının isimlerini ve medfun oldukları yerleri zikretmekte fayda vardır:


Halil Taybi-Darende
Baba Yusuf Hakiki-Aksaray
Akşemseddin-Beypazarı–Göynük
Ömer Dede-Göynük
Hızır Dede-Bursa
Akbıyık Sultan-Bursa
İnce Bedreddin-Darende
Yazıcıoğlu-Gelibolu
Şeyh Lütfullah-Balıkesir
Şeyhî-Kütahya
Şeyh Üftade-Bursa
Aziz Mahmud Hüdayi-İstanbul
Muslihiddin Halife-İskilip
Uzun Selahaddin-Bolu


Anadolu'muzun mayası olan gönül sultanlarımızın manevî etkileri uzun solukludur ve ikramları yılları¸ asırları aşıp mevsimlerin gelip geçiciliğine inat¸ silinmez etkiler bırakmaya devam eder. Nitekim Osmanlı'nın manevî mimarlarından olan Somuncu Baba Hazretleri'nin günümüze kadar gelen uzantıları ve yansımaları o kadar mükemmeldir ki Anadolu'nun her köşesinde onun maneviyatının bir parçasını bulmak ve bunu yüreklerde hissetmek mümkündür. Bu coğrafyada yetişen âlim ve tasavvuf ehli kimseler üzerinde de emeği ve etkisi bulunan Somuncu Baba Hazretleri için¸ kültürümüzün temel yapı taşlarından birisidir diyebiliriz. Öyle ki gönül silsilesinin günümüze kadar devam etmesi ve neseb-i âlisinin hâlen onun gönüllere dokuduğu kumaşları özenle desenliyor olması¸ günümüz insanları için Yüce Rabb'imizin büyük bir manevî lütfudur.


Çölleşen Yüreklerimize Bir Bahar Yağmuru


Ariflerimiz¸ verdikleri eserlerle¸ çölleşen yüreklerimize bir bahar yağmuru gibi inmiş ve gönüllerimizi mümbit kılmışlardır. Onlar hâl ve tavırlarıyla¸ yaşantılarıyla insanlığa örnek olma yolunu seçmişlerdir. Nitekim Somuncu Baba Hazretleri¸ zâhirî ve bâtınî ilimlerdeki derin bilgisine rağmen¸ çok az eser vermiş veya çok az eseri bize ulaşmıştır. Onun fazla eser vermemiş olması¸ melâmet meşrebinin izini sürmesinden de kaynaklanmış olabilir. Nitekim onun yanında yetişmiş ve halifesi olmuş Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri de¸ müderris olmasına rağmen¸ eser yazmamış hatta Muhammediyye müellifi halifesi Yazıcıoğlu¸ eserini kendisine takdim ettiğinde¸ «Mehmet¸ bununla uğraşacağına bir gönle girip onun terbiyesiyle meşgul olsaydın¸ daha iyi olmaz mıydı?» diyerek kendi düşüncesini dile getirmiştir. Zikredilen bu hususa rağmen¸ Somuncu Baba'nın bize kadar ulaşan Şerh-i Hadis-i Erbaîn¸ Zikir Risalesi¸ Silâhu'l-Mürîdîn eserleri de mevcuttur. Bu mezkûr eserler¸ modern dünyanın yüreklerimizi tarumar ettiği bu demlerde kararan gönüllerimize birer kandil olmaya devam etmektedir.


Kutlu Kandilin Devam Eden Temsilcileri


Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in soyu¸ kızı Fatıma ile devam etmiş ve hâlen kâinatı rahmet ve bereket nurlarıyla aydınlatmaya devam etmektedir. O'nun 24. kuşaktan torunu olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin soyu ise Darende'de¸ Halil Taybi ile günümüze kadar devam edegelmiştir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin neslinden¸ büyük devlet adamları¸ âlim ve fâzıl zatlar yetişmiş ve onun açtığı yolda ilim¸ irfan ve ihsan medeniyetini günümüze kadar ulaştırmışlardır. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi de bunlardan bir tanesidir. Bu kutlu kandilin devam eden temsilcilerinden birisi olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin hizmetleri¸ bu ocakta demlenen ilim-irfan esintilerinin gönlümüzde bir şifa olarak seda bulmasında yönümüzü belirlemeye ve önümüzü aydınlatmaya devam ediyor.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ömrünü¸ Somuncu Baba'nın manevî feyiz ve bereket ırmağının günümüzde de gür bir şekilde çağıldamasına adamıştır. Onun yaptıklarına¸ yazdıklarına ve söylediklerine sinen hikmet yüklü yemişler¸ doyumsuzluğa kurulmuş olan modern çağımızın acıktırdığı gönüllerimiz için vazgeçilmez azıklar olmaya devam etmektedir.


“Arkadaşlarıma ve Yolumuzdan Gidenlere Tavsiyelerim”


Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'nin “Arkadaşlarıma ve Yolumuzdan Gidenlere Tavsiyelerim” buyurarak dile getirdiği aşağıdaki nasihatler¸ çağımızın gönlü kırık ve zihni karışık insanına ne büyük bir lütuftur:


Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korksunlar.
Az yesinler¸ az konuşsunlar¸ az uyusunlar.
Avamın arasına az karışsınlar.
Tüm masiyet ve kötülüklerden uzak dursunlar.
Daima şehvetlerden kaçınsınlar.
İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.
Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.
Övülen sıfatlarla süslensinler.
Şiir ve şarkı (günaha götürüyorsa) dinlemekten kaçınsınlar.
Ayrı bir görüşle¸ kendilerini cemaatten ayrı bırakmasınlar.
Aç olarak ölseler bile şüpheli hiçbir lokmayı yemesinler.


Hazret'in tavsiyeleri¸ yolunu kaybedenler için bir yol¸ yönünü kaybedenler için bir yön¸ gönlü kararanlar için bir kandil ve hastalanan çağımız için bir şifa olmaya devam ediyor.

Sayfayı Paylaş