OKU! ALZAYMIR OLMA

235 Dergi-34

“Okumayı sadece maddî kazançlardan ibaret saymamak lazım. Canımız sıkıldığı için bir oyalanma uğraşı olarak görmemek lazım. Sadece boş zamanların boş uğraşı gibi bir intiba uyandırmamak lazım.”

Dünyada bir virüs salgını çevremizi çepeçevre kuşatmışken bu salgın Mart ayında ülkemizde de görülmeye başlandı. Şahsî tedbirlerin çok önemli olduğu, virüs salgınının yayılmaması için şahsî çabaların revaçta olduğu bir dönemde Sağlık Bakanımız “Evde kal!” çağrısı yaptı. Bununla birlikte insanlarımızın evinde kalarak kitap okuma seferberlikleri düzenlendi. Sosyal temasın en aza indirilmesi için işyerleri kapatıldı, azaldı ve nihayetinde insanlarımız yavaş yavaş bu çağrıya kulak verdi.

Yazımı hazırladığımda Mart ayının son günlerindeyiz, yazımız bu derginin sayfalarında yayımlandığında inşallah bu virüs salgını çözülmüş ve ülkemizin bu dertten kurtulduğu muştusunu hep beraber almış oluruz. Okumak insanı daha iyi bir seviyeye taşıyan ve özellikle zaman ayırılarak, ona özen gösterilerek, ilgi gösterilerek yapılan bir uğraş. Fikir panayırlarının olduğu, dünyayı düşündüğümüz, ufkumuzun genişlemesine önemli katkı sağlayan bir hazine. Dümdüz bir okumaktan bahsetmiyorum neticede. Çünkü körü körüne okumak ya da yapılan okumanın insana bir şey katmaması okuma türü değildir. Bilmediğimiz kelimeleri de sözlükten araştırarak ne olduğunu anlamak kelime dağarcığımızın artmasına ve nihayetinde daha çok düşünmemize ve bir o kadar olaylara bakış hızımıza da etki eder. Muhteşem bir beyimiz var. Bu beynimizi kullanabilmek için de okumaya ihtiyaç var. Okumazsak beynimiz yavaşlar, olayları anlamakta zorluk çeker ve bir süre sonra unutkanlıklar baş gösterebilir. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum sürekli okuyan insanlar hala düşünmeye devam ederler ama okumazsa, sadece kahve köşelerinde kâğıt oynayıp, dedikodu peşinde koşulursa erken dönemde unutkanlıkların yaşanması söz konusu. Bununla birlikte hareketlerimiz de kısıtlanmış oluyor. Dolayısıyla beynimiz ne kadar dinçse vücut da o kadar dinç kalıyor.

Diğer taraftan genç kuşak ilk etapta “Okumak ne işimize yarayacak ki?” diye düşünebilir oysa okuduğunu anlamak da çok önemli. Hayatın türlü türlü zamanlarında çeşitli sınavlara giriliyor, bu sınavlarda okudukları soruları anlamaları, cevaplayabilmeleri için çok önemli. Bir de okumanın bize kazandırdığı bir şey de iyi insan olabilme kabiliyeti. Bugün karşı karşıya kaldığımız virüs aslında kişisel temizliğin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Virüsün çıktığı Çin’in Vuhan şehrinde çeşitli hayvanların yenilmesi sonucu insana virüsün geçmesiyle bu dert vuku buldu. Aslında tüm ülkelerin Çin’in bu akıl almaz yeme kültürünün değişmesi için baskı yapması daha yerinde olacaktır diye düşünüyorum. Türk mutfağının eşsiz güzelliği ve temizliği karşısında aslında ne kadar büyük bir nimete sahip olduğumuzu da bu vesile ile acı bir şekilde görmüş olduk. Adab-ı muaşeret kurallarına da riayet ederek toplum içinde temizliğe de aşırı bir özen gösterilmesi gerektiği apaçık bir şekilde gözümüzün önünde.

Okuma seferberliğinin devam ederek hayatımızın tüm zaman dilimine yayılması çok önemli. Okumak bir bakıma hayal etmek, fikir yürütebilmek, işlerimizde pratik çözümler oluşturarak daha doğru ve güzel olmasına vesile olacaktır. Okuyacağız ve düşüncemizi iyice besleyeceğiz ki beynimiz yavaşlamasın, hastalıklar ortaya çıkmasın ve nihayetinde Alzheimer olmayalım. Okumayı sadece maddî kazançlardan ibaret saymamak lazım. Canımız sıkıldığı için bir oyalanma uğraşı olarak görmemek lazım. Sadece boş zamanların boş uğraşı gibi bir intiba uyandırmamak lazım… Ciddi ve önemli bir konu olduğunu ona yaklaşımımızla göstermemiz lazım. Okuma zamanları oluşturarak kendimiz ve ailemiz için zaman zaman kitap okumaları yapmak bunun üzerinden fikir yürütmek ve teknolojinin hükümranlığına son vererek aile bireylerinin yüzüne bakarak sohbet etmenin hissini yakalamak gerekiyor. Teknolojiye teslim olmamız sonucunda ailevî muhabbetten uzaklaşmak bizi kalabalıklar arasında yalnızlığa itiyor ve çağın acımasız hastalığı olan stres ile baş başa kalmamıza da zemin hazırlıyor. Aslında hayatın doğal akışı içinde daha doğal olmaya özen göstersek ve robotik düşünceleri hayatımızdan çıkarsak belki daha sağlıklı düşünebileceğimiz zaman dilimleri de kendini gösterecek.

Sayfayı Paylaş