MÜ'MİNLERİN BÜYÜK SINAVI GÖZÜ HARAMDAN KORUYAMAMAK

Somuncu Baba

"Haramı sıradanlaştıran ve hiçbir şey olmuyormuş gibi gören insanın bu hâli onun diğer haramlara bakışına da sirâyet eder. Artık öteki haramları da önemsiz görmeye başlar ve bir müddet sonra onları da işlemeye koyulur. İş bununla sınırlı kalmaz yerine getirilmesi gereken ibadetler ve diğer görevlerde de gevşeklikler baş gösterir."


İnsanın yeryüzündeki imtihanı kısım kısımdır. Sınavın bir kısmı ibadetlerinden¸ diğer bir kısmı ise insanlarla olan ilişkilerindendir. Bir diğer kısmı da kendi nefsindendir: Dünyaya düşkün olup olmayışı¸ kalbinin Allah'la irtibatı¸ arzularına boyun eğip eğmeyişi nefsinin sınandığı hususlardandır. Lâkin nefsin imtihandan geçtiği hususlardan birisi var ki¸ belki de en tehlikelisidir. O da göz zinâsıdır.


İslâm öncesi Câhiliye Dönemi'nde bile giyinip kuşanmanın bir edebi vardı. İslâm'dan sonra ise insanların haramlara bulaşması önündeki tüm yollar kapatıldı. Öyle ki göz zinâsını engelleyecek tedbirler de alındı. Bu sebeple de mü'minler iffetlerine daha rahat sahip çıkıyorlar ve zinâya düşmelerine sebebiyet verecek ortamlar olmuyordu.


Allah¸ günümüz mü'minlerinin yardımcısı olsun. Onların şehvetle sınavı önceki dönemlere hiç benzemiyor. Çok daha ağır bir sınavdan geçmektedirler.


Çünkü her şey çığırından çıkmış durumdadır. Ahlâkî değerler önemsizleşmiş¸ başta göz zinâsı olmak üzere nefsi zinânın her çeşidine düşürebilecek ortamlar her tarafı kuşatmıştır. Ne evimizin içinde ne de dışında¸ kendimizi zinânın herhangi bir çeşidinden korumamız neredeyse mümkün değildir. Televizyonumuzu açtığımızda İslâm'ın haram olarak değerlendirdiği görüntüler hemen karşımıza çıkıyor. İnternette biraz gezineyim diyecek olsak daha kötü manzaralarla karşı karşıya kalıyoruz.



En Büyük Tehlike Haramı Sıradanlaştırmak


“Ben bunlardan kendimi koruyayım ve münzevî bir hayat yaşayayım.” diyecek olsanız¸ bu da mümkün değil. Eskiden dünyada hem nüfus azdı hem de geçimi temin edebilecek rızkı her yerde bulmak mümkün idi. Ayrıca kanaatkârlık da vardı. Ancak şimdi durum değişti. Münzevî bir hayat yaşamak isteseniz bile kendi başınıza kalacağınız bir mekân bulmak çok zordur. Kaldı ki bunu yaparak hayâtınızı devam ettirmeniz de mümkün değildir. Toplum içinde yaşamaya mecbursunuz. Sonuçta aileniz var¸ okula giden çocuklarınız var¸ ödenecek kiranız ile hastalık durumunuzda hastane ihtiyacınız var. Bu da bizleri haramlarla çevrili bir dünyada yaşamaya mecbur bırakmaktadır.


Yaşadığımız zamanın en vahim tarafı ise göz zinâsına alışmamızdır. Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ “Bir bakışın ardından ikinci bakışı atma.”1 buyurarak¸ insanın gözü istemeden bir harama kaymışsa kendisine sahip olmasını ve bakmaya devam etmemesini tavsiye etmişlerdi. Buna göre¸ istemeden gözü harama takılan bir insan ilk bakıştan sorumlu değildir. Ancak günümüzde durum o kadar vahimdir ki¸ gözünüz bir harama iliştiğinde kendinizi korumaya çalışsanız¸ bu sefer aradan on saniye geçmeden başka bir haram karşınıza çıkar. Dolayısıyla haramdan kaçınma imkânımız neredeyse yoktur. Bu yüzden evinizden işyerine gidene kadar gönül dünyanızı karartacak ve harama mukâvemet etme gücünüzü zayıflatacak nice şeyle karşılaşırsınız. Hakikaten zor bir sınavımız var.


Etrafı haramlarla kuşatılmış olan mü'minlerin ayaklarını kaydıracak en büyük tehlike göz zinâsına alışmalarıdır. İnsan gözlere hitap eden zinâyla devamlı karşılaşınca¸ ilk başlarda vermiş olduğu tepki zamanla zayıflamaya ve en sonunda bunu kanıksamaya başlar. İşte bu felâkettir. Çünkü haramların yolu açılmış olmaktadır. Meselâ televizyon seyrederken haram olan görüntüler ekrana çıktığında hemen tepki vererek bakmamaya veya kanalı değiştirmeye gayret eder. Ancak farklı kanallara geçtiğinde de çoğunlukla manzara aynıdır. Bu durumda insan artık harama alışmaya ve hafife almaya başlar. Öyle olur ki¸ bir müddet sonra sanki helal bir şeye bakıyormuş gibi haramı seyretmeye durur. Seyrettiği şeye göz atmanın haram olduğu aklına bile gelmez. Aynı durumu gazete sayfalarını okurken veya dışarıda gezinirken yaşar. Yolda yürürken bakılması haram olan bir şey gözüne iliştiği zaman ilk başlarda gözünü çevirir. Ancak her taraf aynı haramlarla çevrili olduğu için bir müddet sonra harama bakmaya alışır. Hatta haramı artık basit bir şey gibi görmeye başlar. Bu nedenle de bir müddet sonra haram onun için sıradanlaşır.


Haramı sıradanlaştıran ve hiçbir şey olmuyormuş gibi gören insanın bu hâli onun diğer haramlara bakışına da sirâyet eder. Artık öteki haramları da önemsiz görmeye başlar ve bir müddet sonra onları da işlemeye koyulur. İş bununla sınırlı kalmaz yerine getirilmesi gereken ibadetler ve diğer görevlerde de gevşeklikler baş gösterir. Böylece bir taraftan haramlar¸ diğer taraftan emirlerin terk edilmesi suretiyle insan değişim geçirmeye başlar. Allah muhâfaza¸ silkelenip kendine gelmezse¸ bir müddet sonra İslâm dışı bir hayatın içine yuvarlanıverir. Bu nedenle harama bakmak öyle sıradan¸ küçük bir şey değildir. Diğer haramlara da tetikleme yapar. İnsanın bütün bir hayatını olumsuz etkiler.


Allahu Teâlâ yüce kitabında¸ “Ey Rasûlüm¸ mü'min erkeklere söyle¸ gözlerini (haramdan) sakınsınlar.”2 buyurmaktadır. Bu âyetle harama bakmak kesin bir dille yasaklanmaktadır. Bir başka âyette ise¸ “Zinâya yaklaşmayın! O; hayasızlık¸ çirkin¸ aşağı bir iş¸ kötü bir yoldur.”3 buyurmaktadır. Bu âyette çok büyük bir hikmet vardır. Rabb'imiz burada “Zinâ yapmayın.” demiyor. Tam tersine “Zinâya yaklaşmayın.” buyuruyor. Çünkü bir insan¸ zinâya sürükleyecek işlere bulaşırsa¸ sonunda zinâyı da işler. Bu nedenle önemli olan zinâya götürecek işlere yaklaşmamaktır. Rabb'imiz en baştan yolu kapatmamızı ve bizi zinâya sürükleyebilecek her şeyden kaçınmamızı istemektedir. Göz zinâsı bu işin başlangıç noktasıdır.



Tehlikenin Büyüğü Çocuklarımızın Başındadır


Gerçekten de zor bir dönemden geçiyoruz. İslâm'ın değerleri öyle örseleniyor ki¸ bu durum bizleri de ister istemez etkisi altına alıyor. Zinâkâr¸ hırsız¸ yalancı gibi kelimeler İslâmî hassasiyetlerin gönüllerde yer tuttuğu dönemlerde çok ağır ifadelerdi. İnsanlar bu tür kelimelerle anılmaktan çok korkarlardı. Ancak günümüzde bu kelimeler sıradanlaştı. Hatta bu haramları işleyenler itibar görür oldu. Meselâ dinimize göre zinâ fiilini işlediği belli olan insanlar artık sanatçı olarak anılıyor. Nikâhı olmadan aynı evi paylaşanlar yadırganmıyor ve bu insanlar bütün yaşantılarıyla¸ sergiledikleri görüntülerle gözlerimizdeki nurun kaybolmasına neden olmaktadırlar.


Tehlikenin büyüğü çocuklarımızın başındadır. Değerlerin kaybolduğu bir dönemde¸ kız olsun erkek olsun gençlerin konuşmaları ahlak sınırları içinde kalmadığında ve birbirlerini kötü olarak etkilediklerinde¸ onlara sahip çıkabilme imkânımız azalmaktadır. Bu sebeple de gözü yaşlı¸ yüreği yaralı nice anne baba ile karşılaşmaktayız. O kadar istemelerine ve göz kulak olmaya çalışmalarına rağmen çocukları ellerinden uçup gitmektedir. Aynı tehlike hepimizin kapısı önünde pusuya yatmış beklemektedir. Ergenlik yaşının aşağı düşmesi ve gençlerin gündemlerinin hep aynı olması günümüz gençlerinin başındaki büyük dertlerden birisidir. Zamanımız gençlerine Rabb'imiz yardım etsin. Onları gözlerinden yakalayan fuhşiyat her tarafı kuşatmış durumdadır. Allah Rasûlü nefsi galeyâna gelen bekâr erkeklere oruç tutmalarını tavsiye ediyordu.4 Çünkü İslâmî hayat topluma egemendi. Oruç yanında toplumun da kontrolüyle birlikte gençler yanlışa düşmüyorlardı. Ancak günümüzde bu imkân neredeyse kalmamıştır.


Başta göz zinâsı olmak üzere hayatımızı kuşatmış ve bizi neredeyse esir almaya çalışan haramlar karşısında elbette çaresiz değiliz. Ancak sınavımızın ağır olduğunu bilmeliyiz. Bu yüzden de insanın kendi başına bu sınavı vermesi neredeyse imkânsızdır. “Ben bütün bu haramlarla tek başıma mücadele ederim¸ kimsenin manevî desteğine ihtiyacım yok.” diyenler çabuk yıkılırlar. Haramlar onları tahakkümleri altına alırlar. Bu sebeple bir araya geldiğimizde bizlere sadece Allah'ı hatırlatacak olan güzel arkadaşlarla birlikte olmamızın dışında bir yolumuz yoktur. Allah için bir araya geleceğimiz dostlarımız olursa¸ onlarla birlikte iman akümüzü her zaman şarj edebiliriz. Haramlara karşı dayanma gücümüzü artırabiliriz. Yeter ki kendi başımıza kalmayalım¸ güzel insanlar topluluğundan kopmayalım.


Ayrıca şunu da unutmayalım: Çektiğimiz zorluklara orantılı olarak kulluğumuz da değer kazanmakta; âhiret sermâyemiz artmaktadır. Şöyle ki: Bir insan Mekke'de yaşasa¸ Harem'e gidip namaz kılmak ve Kur'an okumak dışında yapacağı bir şey olmaz. Herkes orada ibadet için bulunduğundan harama düşme ihtimali neredeyse yoktur. Bu sebeple Mekke veya Medine'de kulluk kolaydır. Ancak her türlü haramların kol gezdiği ve insanın nefsini zapt etmesinin çok zor olduğu coğrafyalarda durum böyle değildir. İnsan bir taraftan savaş meydanındaymışçasına haramlarla mücâdele edecek¸ diğer taraftan da Allahu Teâlâ'nın ondan istemiş olduğu görevlerini yerine getirecek. Bu sebeple haramların rahat işlendiği toplumlarda dindar olarak kalmaya çalışanların ibadetleri Allah katında daha mükâfatlıdır. Çünkü göğüs germek zorunda oldukları meşakkatler çok fazladır. Karşılaşılan meşakkatler ise amele değer katmaktadır. Rabb'im bizleri¸ zorlukları aşıp sevap heybelerini bolca dolduran kullarından eylesin.


 


Dipnot



1. Ebû Dâvûd¸ 2149.


2. 24/Nûr¸ 31.


3. 17/İsr⸠32.


4. Buhârî¸ 1905.

Sayfayı Paylaş