MANEVÎ BİR SIĞINAK GÜVEN DUYGUSU

+233 Dergi-33

“İnsanî olguların tam olarak anlaşılması ve kelimelerin anlamlarının tam olarak doldurulması gerekiyor. Biz bazı kavramların değerini anlamsızlaştırdığımız sürece hayatımızdaki değerlerin de içi boş bir davula döndüğünü hüzünle seyredeceğiz.”

 

Çocukluğumuzdan beri birçok olayı gözlemleyerek, acı tatlı öğrenerek zamanımızı geçiriyoruz. Bir süre sonra bu olayların hepsi birikiyor ve adına tecrübe dediğimiz bir kavram çıkıyor ortaya… Güngörmüş olarak diye niteleyeceğimiz insanlar kısacası hayata dair birçok olaya şahit olmuş kimseler. Bu insanlar, bir süre sonra da insan sarrafı denilen manevî bir iklim içinde buluyorlar kendini.

Zaman zaman insanlar hakkında bir şeyler düşünürken yanılmadığımı anlarım, iyi biri ya da kötü biri diye düşünmüşsem bu konuda haklı olduğumu bir süre sonra görüyorum. Elbette keşke hiç kötü insan olmasa herkes iyi olsa… Bu defa iyi denen kavram anlamını yitirecekti değil mi? Hayatın acı tatlı olayları arasında hepsinin bir zıddı var. Bu duygularla hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz, bazı çıkarımlarda bulunabiliyoruz. Yoksa tek bir duygu olsaydı ve bütün olaylar bunun üzerinden şekillenseydi belki de hayat çok sıkıcı bir şekilde devam edecekti. Bu konu dünyanın varoluşu ile ve insanın varoluşu ile ilgili ve çok derin bir konu. Yaşadığımız dünyada olayların hepsi bir sebep sonuç ilişkisi üzerine kurulmuş ve bizler de olayları değerlendirirken bu pencereden bakarak fikir yürütüyoruz.

İnsan ilişkilerinde daha doğru işler yapmamız gerekirken günümüzde başkasını kandırmayı, işimizi iyi yapmamayı uyanıklık(!) olarak addetmeye başladık. İyi de kime göre uyanık? Çocuklar yetiştirilirken artık öğüt verilmiyor, zaten internet teknolojisiyle birlikte birçok şeye ulaşan bir nesil var ve onlar tüm bilgiye ulaşabiliyor ne de olsa… Yetişen bir nesil sadece teknolojinin eline teslim edilebilir mi? Bu ne kadar sağlıklı… Eskiden çocukların ailede eğitim almasının çok önemli olduğunu düşünürdük, bu düşünce hala geçerli tabii ve bence insanlık nereye giderse gitsin ailedeki eğitim önem derecesini yitirmeyecektir. Ama günümüzde uygulamalarda burada bir zafiyetin olduğu kendini gösteriyor. Bugün çocuklar ve gençler öğütlere kapalı olduğu için onlara bir şeyler öğretebilmek açıkçası zor. Elbette dinleyen çocuklar ve gençler var. Ancak çocukların, gelişim çağındayken aile ocağında bazı kavramları en güzel şekilde öğrenmesi gerekmektedir.

Zaman zaman çeşitli meslek gruplarında insanlar, başkalarını kandırabiliyorlar; bu kandıran kişiler de kendilerini kârlı sanıyorlar. Oysa kandırmak dediğimiz şey şöyle oluyor, insan ancak kendini kandırır. Karşısındakine söylediği söz doğru kabul edilir çünkü geçmişi bilinmez o yüzden bir insan yalan söylediğinde yalnızca kendisini kandırmış olur ki sonrasında toparlamaya çalışınca da içinden çıkılmaz bir hal alır. Bunun yerine bazen sonuçları bizi üzecek bile olsa yalandan uzak durmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü güven limanının sağlam kalesi olarak sözümüzde durmak mühim. Bugün insanlar birbirine dertlerini açamıyorlar çünkü güvenemiyorlar. Oysa güven bizim sarsılmaz limanlarımızdan biri. İnsanlar sıkıldığında içini kemiren konuları bazen paylaşacak bir dost arar. İşte bu konuda bir zafiyetimiz olarak birbirimizi dinlemiyoruz. Neticesinde ise dertlerle boğuşan zihnimiz baş ağrılarıyla ve günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılan stres illetiyle başı dertte…

İnsanlar madden ve manen sıkıştıklarında yardım alabileceği insan sayısı çok çok azaldı. Maddî bir sıkıntıya düştüğünde arkadaşından borç alamıyor ya da borç veremiyor. Çünkü taraflar borcunu ya zamanında ödemiyor ya da hiç ödemiyor. Böylesi bir tabloda güven tesis edilemediğinden insanlar arasındaki güvensizlik hastalığı telafi edilemeyecek bir hale gelmiş durumda. Bundan sonra düzelmesi elbette elimizde, düzelir mi o da bizim azmimize kalmış bir şey…

İnsanî olguların tam olarak anlaşılması ve kelimelerin anlamlarının tam olarak doldurulması gerekiyor. Biz bazı kavramların değerini anlamsızlaştırdığımız sürece hayatımızdaki değerlerin de içi boş bir davula döndüğünü hüzünle seyredeceğiz. Dünyayı güzelleştirebilmek için kendimize çeki düzen vermekle başladığımızda sonuca oldukça şaşıracağız.

 

 

Sayfayı Paylaş