KÜLTÜR, BİLİM VE SANAT AYNASI

Somuncu Baba

Millî kültür ve bilimde sahih politikalar olmayınca¸ sanatta da ikilem yaşanacaktır. Nitekim yaşandı da. Sözgelimi Türk müziğinin Cumhuriyet dönemi yaşadığı trajik hikâyeyi hatırlayalım; o vakit ne demek istediğimiz açıkça anlaşılacaktır.

Garip bir milletiz… Garibiz; zira iş söze gelince hepimiz konuşuruz¸ ama hadi şu meseleyi birlikte halledelim deyince de kaçacak kapı ararız.


 


Değerlerimiz sözde… Bu değerleri tanımak¸ yeniden üretmek ve insanlığa sunmak için çabalayan bir avuç¸ kültür¸ bilim ve sanat insanı var. Onların çoğu¸ çok değil yakın zamana kadar yalnızlığa terkedilmişlerdi. Kendi hallerinde¸ kendi gayretleriyle tarihe¸ ana ve yarına gidip geldiler.


 


Eserler ortaya çıktı. Maalesef alakadar olması gereken kişi ve kurumlar¸ o eserleri de görmezden geldiler. O kişi ve kurumlar siyasi nutuklarında mütemadiyen "Bize ait değerler"¸ dediler; ama hangi değerlerden bahsettiklerini kimse anlamadı. Çünkü kendilerinin "bizi"¸ o yalnızlığa terkedilmiş kültür¸ bilim ve sanat adamınınkinden farklıydı.


 


Sözü örtmeye gerek yok; açıkça beyan edeyim.


 


Millî kültür¸ lafını çokça ettik; ama bir millî kültür politikamız olmadı. Oldu diyenler beri gelsin…


 


İlimde ve fende muasır medeniyet seviyesini yakalamayı amaçladık¸ bu meyanda onca nutuk attık; lakin bilim adamlarımızı teşvik edip¸ önlerini açmayı¸ onların dertleriyle hemdert olmayı bir türlü akıl edemedik. Akıl tutulması yaşadık¸ senelerce…


 


Millî kültür ve bilimde sahih politikalar olmayınca¸ sanatta da ikilem yaşanacaktır. Nitekim yaşandı da. Sözgelimi Türk müziğinin Cumhuriyet dönemi yaşadığı trajik hikâyeyi hatırlayalım; o vakit ne demek istediğimiz açıkça anlaşılacaktır.


 


Oysa aşağılık duygusuna kapılarak tarihi okumaya¸ yenilgiyi kabullenmeye gerek yoktu. Biz "ne" isek¸ "o" idik; o neliğimizin idrakinde zamanın ruhunu yakalamanın yolunu yordamını aramalıydık.


 


Şimdi o yıllar alan eski-yeni tartışmalarını¸ köhne kültür diye aşağılayıcı resmî aydın bakışını ve kendi halinde sabırla eserlerine hayat veren münevver sanat¸ kültür ve bilim insanlarını hatırlayalım.


 


Sahi Kim Kazandı?


 


Millet olarak kazanmak¸ millet olarak başarmak¸ millet olarak onur duymak varken; bunca telaş¸ bunca aydın diktasına ne hacet vardı? Bizi bunlar nereye götürdü? Bir koca hiç… Hiç¸ işte. Oysa nerede durduğumu bilirsem¸ nereye gideceğimi de bilirim.


 


Modernleşme süreci¸ maalesef nerede durduğunu bilmeyen aydınların ve bu aydınların ürettiği karmaşık duyguların etkisinde kalan siyasetçilerin sözde çabalarıyla sorun üretme süreci olarak kaldı. İğreti¸ yabancı ve mütekebbir…


 


Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri töreninde¸ Çankaya'da ödüle layık görülen sanat¸ bilim ve kültür insanlarını¸ bilhassa değerli sanatkârımız Ahmet Hatiboğlu'nu dinlerken bendeniz bunları düşündüm… Ahmet Hatiboğlu¸ kendisinden yeterince yararlanamasam da öğrencisi olma şerefine erdiğim kardeşi Prof. Dr. Mehmet Hatiboğlu'nun cümlelerini andıran¸ sade¸ ama anlamlı sözleriyle dinleyicileri adeta büyüledi. Şimdi orada bir yerlerde¸ merhum Cinüçen Tanrıkorur da vardı; o da dinledi… Evet¸ dinledi; zira Sayın Hatiboğlu¸ onun sıkça dile getirdiği konuları¸ Türk müziğinin¸ tasavvufun¸ bize ait olan sanatların "öteki" muamelesi ve "eski" yahut "köhne" damgasıyla dışlanmasının hikâyesini anlattı.


 


Ahmet Hatiboğlu'na verilen ödül¸ kültür ve sanat politikalarının mecrasına oturduğuna işaretti. Orada Cumhurbaşkanımızın şu cümlesi bu işareti ele veriyor: "Türkiye olarak sanat¸ kültür¸ bilim alanına önem vermenin¸ onu öne çıkarmanın zamanı çoktan geldi."


 


Evet¸ zamanı çoktan geldi… Bu adeta bir itiraftır. Bu milletin yıllarına hükmedenlerin¸ bu cümleyi tekrar tekrar düşünmesinde yarar var.


 


Defterime Cumhurbaşkanımızın şu cümlelerini de not etmişim:


 


"Türkiye pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Bu topraklarda bırakılan kültür miraslarını bugün nasıl hepimizin zenginliği olarak görüyorsak¸ bizim de şimdi Türk milleti olarak bırakacağımız sadece kendi insanlarımıza değil¸ bütün insanlığa hediye edeceğimiz muhakkak ki sanat¸ kültür¸ bilim başarıları söz konusu olacaktır."


 


Ne demiş eskiler? Marifet iltifata tabidir…


 


Bu garip millet artık kendi sesine kavuşuyor mu? Ne dersiniz?

Sayfayı Paylaş