KÖPRÜ TEK TARAFLI KURULMAZ

Somuncu Baba

"Ne karmaşık hal… Canımız ciğerimiz diye bağrımıza bastığımız nice aklı
başındaki vatan evladı¸ ırkçılık gibi insanı körleştiren tuzağa düştü. Bu tuzağa düşen
insanla¸ neyi nasıl konuşacaksınız?"

Otuz yıldır devam eden bir sıkıntı¸ elbette hemencecik çözüme kavuşturulamaz. Bu sürece iyi bakmak lazım… Samimice oturup şu sorulara cevap aramak lazım: Neler yaptık? Neler yapmadık? Ve neler yapamadık?


 


Çoğumuz körebe oyunu oynadık… Görmezden geldik. İyi de sorunu görmemek bir çözüm değildir. Nitekim olmadı da… Kindarlık ve öfke arttı.


 


Görüp iyi tahliller yapmak lazımdı… Maalesef burada da sorunlar oldu. Yapılan her tahlil¸ şiddeti önlemek yerine artırdı. Bölücü ve şiddete öncülük eden mihraklar¸ bütün bu tahlillerle argümanlarını zenginleştirdiler. Çözüme giden yollar daha da karmaşık hale geldi.


 


Ne karmaşık hal… Canımız ciğerimiz diye bağrımıza bastığımız nice aklı başındaki vatan evladı¸ ırkçılık gibi insanı körleştiren tuzağa düştü. Bu tuzağa düşen insanla¸ neyi nasıl konuşacaksınız? Buna rağmen konuşmak¸ düşülen yerden kalkmak icabediyordu; konuşmaya çalıştık¸ ama sesimiz yankı yapmadı.


 


Ben siyasi analizler yapacak değilim. Terör uzmanı da değilim ki¸ çözüm yolları üreteyim. Sadece Dağlıca'nın sesine kulak vermeye çalışan biri… Bu gözyaşlarının dinmesini arzu eden bir vatandaş. Neden böyle tanımlıyorum kendimi? Zira bu meselenin sadece siyasetin ve güvenliğin sorunu olmadığına dikkat çekmek için. Bu mesele insani bir meseledir ve insanı hedef almaktadır… O halde¸ neden doğrudan doğruya kitlelerin eğitimi¸ öğretimi ve sosyal dayanışmasını sağlamayı amaçlayan örgütler bu meselede duyarsızdır?


 


 Bunu sormak istiyorum. Soruyorum… Gözlemliyorum. Şunu görüyorum: Bir duyarsızlık var…


 


Gerçekten bir duyarsızlık var… Feryadımız o yüzdendir. Evet¸ günlük meşgaleler içerisinde¸ orada çocuklarımızın şehit edilmesini sıradan bir haber olarak okuyup dinlemek bu duyarsızlığın işaretidir. Dindarlık¸ terör gibi kardeşliği tehdit eden unsurlara karşı müdahil olmayı gerektirir. Orada¸ yanı başında şiddet varken sen huzur içinde ibadetini eda edemezsin.


 


Bu sebeple en azından seher vakti dua et¸ diyorum. Kalk dua et… Ve köprüler kur.


 


Terörün asıl amacı¸ kardeşliği ve güveni yıkmaktır. Köprüler kurmak bunun farkına varmaktır. Ama köprü tek taraflı kurulmaz. Tek ayak üstüne köprü inşa edilse de kalıcı olmaz. Dün olduğu gibi¸ bugün de bütün tarafların bu köprünün inşasında buluşturmanın yolları aranmalı. Sağduyu ile düşünmek¸ bu ihtiyacı tespitle başlıyor…


 


Şimdi diyeceksiniz ki¸ sizin bahsettiğiniz o köprü bu milletin tarihinde zaten var. Doğru¸ yok olan bir şeyden bahsetmiyorum. Türküyle¸ Kürdüyle¸ Çerkeziyle¸ Gürcüsüyle ve diğer unsurlarıyla bu toprakları tarih boyunca yoğuran bu milletin inşa ettiği muhkem köprüler var. Bu topraklarda nice isyanlar¸ nice istilalar oldu¸ ama o köprü hep sağlam kaldı. Lakin son otuz yıldır bir akıl tutulması yaşandı ve o köprünün bir ayağı çok derin yıkımlara maruz kaldı. Öteki ayak da zayıfladı… Şimdi¸ kalkıp onu onarma zamanıdır.


 


Bu köprü önce Diyarbakır'da kurulmalı… Bir seher vakti Ulucami'de niyaza durmalı. Kardeşliğe¸ güvene ve muhabbete sıkılan kurşundan Hakka sığınmalı. Dost meclislerinde kardeşlik türküleri söylemeli. Unutmaya zorlandığımız sevgi dili yeniden hayat bulmalı. Köprü önce yıkıldığı sanılan ayağıyla canlanmalı. Ve Dağlıca'nın ve diğer yerlerin sesine tanık olan o yiğit analar¸ önce o şehitler için feryat etmeli.


 


Velhasıl bu millet¸ o sessiz çoğunluk¸ belki duyarsızmış gibi gözüken o kitle¸ bu oyunu bozacaktır. Belki çoğunuza naif gelecek¸ saf dil diyeceksiniz bu satırların yazarına¸ ama olsun¸ ben buna inanıyorum: Kardeşlik kazanacak… Evet¸ oyun yapıcılara karşı sen duyarlı olursan¸ kardeşlik kazanacak.

Sayfayı Paylaş