İSLÂM'DA İLK HAC VE HZ. EBU BEKİR'İN HAC EMİRLİĞİ

Somuncu Baba


Mekke'nin fethedildiği yıl (H. 8)¸ Hz Peygamber (s.a.v.)'in Mekke'ye vali tayin ettiği Attab bin Esid¸ Cahiliye dönemi alışkanlıklarına göre hac yaptırdı. Hicret'in 9. yılında Tebük Seferi dönüşünde Hz Peygamber (s.a.v.)¸ yakın arkadaşı Hz Ebu Bekir'in emirliğinde 300 kişilik bir hac kafilesini hacca gönderdi.1 Hz Peygamber (s.a.v.)¸ hacca halen müşriklerin de katılıyor olması ve Kâbe'nin çıplak tavaf edilmesi gibi Cahiliye dönemine ait çirkin âdetlerin hâlâ devam ediyor olması sebebiyle kendisi o yıl hacca gitmemişti. Hz Peygamber (s.a.v.)'in az sayıda Müslümanı Hicri 9. yılda hacca göndermesi¸ bir yıl sonrası için planladığı geniş katılımlı hacca bir hazırlık ve bir nevi prova olarak da değerlendirilebilir.


Hz Ebu Bekir'in Zulhuleyfe'de olduğu sıralarda Berae (Tevbe) Sûresi nazil oldu. Surenin ilk ayetleri¸ antlaşmasını bozan müşriklere ve haccı hâlâ Cahiliye dönemi alışkanlıklarına göre yapan müşriklere ültimatom mahiyetinde olduğundan ayetlerin ilan edilmesi gerekiyordu. Arap geleneklerine göre antlaşmalarla ilgili duyuruyu¸ antlaşmayı yapan reisin kendisi ya da ailesinden biri ilan edebilirdi¸ aksi halde dikkate alınmazdı. Hz Peygamber (s.a.v.) de ailesinden olan Hz Ali'yi¸ Berae Sûresi'nin ilk yirmi ayetini tebliğ etmek üzere görevlendirdi¸ açıklamayı Mina'da yapmasını tembih etti. Hz Ali¸ Hz Peygamber (s.a.v.)'in Adba adlı devesine binerek yola çıktı¸ hac kafilesine ulaştığında Hz Ebu Bekir Hz Ali'ye¸ amir olarak mı yoksa memur olarak mı görevlendirildiğini sordu. Hz Ali de memur olduğunu söyledi.2


Müfessir M. İzzet Derveze¸ Hz Ali'nin inen ayetleri ve müşriklere duyurulacak ültimatomu ilan etmek üzere elçi olarak görevlendirilmesinin geleneksel bir mecburiyet olmadığını¸ bunu Şia'nın¸ Hz Peygamber (s.a.v.)'den sonra Hz Ali'nin hilafete layık olduğu tezini savunmak için mezhep taassubu ile uydurduğunu¸ zira yapılacak duyurunun ailevî bir konu olmadığını¸ Hz Peygamber (s.a.v.) tarafından emirliğe layık görülen Hz Ebu Bekir'in yeni duyuruyu da pekâlâ yapabileceğini söylemektedir.3


Hac kafilesi Mekke'ye ulaştı. Ebu Bekir¸ insanlara hac ibadetlerini eda ettirdi. Hz Peygamber (s.a.v.) yola çıkmadan önce onu hac menasiki konusunda bilgilendirmişti¸ O da Allah Rasûlü'nden duyup bellediği hususları aynen uyguladı. Hz Ebu Bekir'in emirliğinde yapılan hac ibadeti¸ günümüzde yapılandan farklı değildir.


Araplar o sene de Cahiliye devri âdetine göre haclarını eda ettiler. Kuran Bayramı günü Mina'da Hz Ali¸ ayağa kalktı ve insanlara Hz Peygamber (s.a.v.)'in kendisine ilan etmesini em­rettiği ayetleri okudu:


“Allah ve Rasûlü'nden kendileri ile antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. İyi bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah ise kâfirleri rezil edecektir. Hacc-ı ekber gününde Allah ve Rasûlü'nden insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasûlü müşriklerden uzaktır. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”4


– Ey insanlar! Bilmiş olunuz ki¸ Cennet'e hiçbir kâfir giremez. Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccedemez. Beyt'i çıplak olarak tavaf edemez. Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında antlaşması bulunan kimsenin antlaşması¸ süresi sonuna kadar geçerlidir. Ayette bu ültimatoma uymaları ya da Mekke'yi terk etmeleri için müşriklere dört ay süre verilmiştir.


İnsanlar umreyi hacc-ı asğar (küçük hac)¸ yıllık hacc-ı ise haccı ekber (büyük hac) olarak nitelendirmekteydiler. Bu niteleme Tevbe Suresi 3. ayette de yer almıştır.


Arefe günü Hz Ebu Bekir¸ insanlara bir konuşma yaptı¸ haccın manâsikini anlattı¸ ardından Hz Ali Berae Sûresi'ni okudu. Kurban günü de Hz Ebu Bekir yine bir konuşma yaptı¸ kurbandan ve ifada tavafından bahsetti¸ konuşma bitince Hz Ali ayağa kalktı¸ gücünün yettiği kadar yüksek bir sesle Berae Sûresi'ni okudu ve şu dört maddeyi ilan etti:


Allah Rasûlü bana dört şeyi tebliğ etmemi emretti:



1- Mü'minlerden başkası Cennet'e giremeyecektir.


2- Kâbe çıplak olarak tavaf edilmeyecektir.


3- Kendisi ile Rasûlullah arasında ahid ve antlaşması bulunan kimsenin ahid ve antlaşması¸ öngörülen süresine kadar geçerli ola­caktır.


4- Müşrikler bu seneden sonra hac etmeyeceklerdir.


İbn Kesir¸ Vakidî'den şu rivayeti nakleder:


“Ebu Bekir'le birlikte Medine'den 300 sahabe yola çıktılar. Aralarında Abdurrahman b. Avf da vardı. Ebu Bekir¸ berabe­rinde beş deveyi kurbanlık olarak getirmişti. Rasûlullah (s.a.v.) da onunla birlikte yirmi deveyi kurbanlık olarak göndermişti. Ardından Ali'yi de yola çıkardı. Ali¸ Taif taraflarındaki Arc vadisinde ona yetiş­ti. Hacca gelen kimselerin huzurunda beraatı duyurdu.” 5


Hicri 9. yılda eda edilen ve İslâm'ın ilk haccı olarak tarihe geçen Hz Ebu Bekir'in emirliğindeki hacca damgasını vuran husus müşriklere verilen ültimatom olmuştur. Mekke'nin fethinden sonra İslâm'ın Mekke'ye tam hakimiyeti ve Allah'ın emirlerinin uygulanışı bu ültimatom sayesinde gerçekleşmiştir. Müşriklerin Mekke'ye girişi Tevbe Suresi 28. ayetle yasaklanmıştır. Bu yasak halen uygulanmaktadır.6


 


Kaynakça


1.Kettani¸ Muhammed Abdülhay¸ Hz Peygamberin Yönetimi¸ Gerçek Hayat yay. Çev. Ahmet Özel¸ İstanbul¸ 2003¸ I¸206¸213.


2.Kettani¸ Hz Peygamberin Yönetimi¸. I¸213-214; İbn Kesir¸ el-Bidaye¸ VII¸223.


3.Derveze¸ M.İzzet¸ et-Tefsiru'l-Hadis¸ Daru İhyai'l-Kutubi'l-Arabiyye¸ Kahire¸ h. 1383¸ IX¸ 347.


4.9/Tevbe¸ 1-3.


5.İbn Kesîr¸ el-Bidaye¸ VII¸229; Erkal¸ Mehmet¸ Hac Emirliği¸ Sakarya Ün. İlahiyat Fak. Dergisi¸ IV¸2001.


6.Müşriklere¸ Mekke'ye girişi ve orada bulunmayı yasaklayan ayet mealen şöyledir: “Ey iman edenler! Müşrikler ancak pisliktir. Onun için bu yıldan sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar.” (9/Tevbe¸ 28).

Sayfayı Paylaş