İSLAM MEDENİYETİNİN İNKİŞAFI

Somuncu Baba

İslâm medeniyeti çağında Türk tarihinin ağırlık merkezi Türkistan'dan Yakın Doğu'ya ve özellikle Anadolu'ya intikal eder. Eski medeniyet dünyası ve Akdeniz havzası Türk hâkimiyet sahasına dâhil olur. Bu devirde millî ve İslâmî mefkûrelerin ortaya çıkması sayesinde çok yüksek bir medeniyet ortaya çıkmıştır. Bu medeniyetin kudreti ile yeni bir tarih devresi başlamış¸ Cihan hâkimiyeti tezahürü ortaya çıkmıştır. Türkler İslâm dini ve medeniyeti çerçevesinde kendi ideallerini bularak yükselirken dış istilalara ve buhranlara karşı tüm İslâm coğrafyasını muhafaza etmişler¸ bu doğrultuda y

İslâm medeniyeti çağında Türk tarihinin ağırlık merkezi Türkistan'dan Yakın Doğu'ya ve özellikle Anadolu'ya intikal eder. Eski medeniyet dünyası ve Akdeniz havzası Türk hâkimiyet sahasına dâhil olur. Bu devirde millî ve İslâmî mefkûrelerin ortaya çıkması sayesinde çok yüksek bir medeniyet ortaya çıkmıştır. Bu medeniyetin kudreti ile yeni bir tarih devresi başlamış¸ Cihan hâkimiyeti tezahürü ortaya çıkmıştır. Türkler İslâm dini ve medeniyeti çerçevesinde kendi ideallerini bularak yükselirken dış istilalara ve buhranlara karşı tüm İslâm coğrafyasını muhafaza etmişler¸ bu doğrultuda yaptıkları mücadele ile İslâm tarihindeki rolleri o kadar artmıştır ki tüm sahalardaki etki sahaları genişlemiştir. Öyle ki tüm coğrafyaların İslâmlaşmasında ve Türkleşmesinde Kolanizatör Türk dervişlerinin¸ evliyaların ve mürşitlerin çok büyük etkileri vardır. Tüm coğrafyalar üzerinde o kadar büyük tesirler yapmışlardır ki hem şehirlerin kurulmasında hem de medenileşmesinde çok önemli roller almışlar¸ pek çok bölgeye vakıflar¸ medreseler¸ hanlar¸ hamamlar¸ kervansaraylar¸ şifahaneler inşa etmek suretiyle medeniyetin temelini oluşturmuşlardır. Aynı zamanda insanların kalplerini fethetmek suretiyle coğrafyaların İslâmlaşmasını sağlarken tüm sahalarda İslâm medeniyetinin nüfusunu artırmışlardır. Uzantıları ve etkileri ise günümüze kadar devam etmiştir.
Yapılan fetihlerle Orta Asya¸ Kafkasya¸ Anadolu¸ Rumeli¸ Doğu Avrupa¸ Kuzey Karadeniz ve Kuzey Hindistan İslâm dini ve medeniyetinin hudutları içerisinde kalmış¸ yeni kültürel ve ekonomik hamlelerle İslâm medeniyeti ikinci yüksek devrini yaşamaya başlamıştır ki bu dönem XVII. asra kadar uzun bir ömür sürmüştür. İslâm medeniyetinin zenginliği ve parlaklığı Avrupalıların gözlerini kamaştırmış ve birkaç asır devam eden Haçlı seferlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Milyonlarca insanın canına mal olan¸ çok sayıda sanat eseri ile kültürel değerlerin yok olmasına neden olan bu saldırıları Türk-İslâm devletleri engellerken Avrupalıların memleketlerine ellerinin boş olarak dönmesini sağlamışlardır. Hem¸ bu seferler nedeniyle tüm İslâm coğrafyasının ekonomik ve insan kaybına uğramasına hem de Avrupa Hıristiyanlarının yaptığı zulümlere ve verdiği zararlara tüm tarih şahit olmuştur. Aynı zamanda Avrupalıların İslâm medeniyeti ile tanışmasına sonrasında da bu coğrafyadaki ilim¸ kültür ve medenilik kavramlarını alarak ülkelerine taşımaları Avrupa medeniyetinin temellerini oluşturmalarına sebep olmuştur. Hatta Akdeniz havzasında ticarete başlamaları ise zenginleşmelerini ve gelişmelerini ortaya çıkarmıştır. Öyle ki tüm gelişmelerini İslâm medeniyeti temellerine borçludurlar. Tüm bunlar kültürel gelişme ve eski Grek eserlerini tanımaları dahi Doğu bilginlerinin (Farabi¸ İmam Gazali¸ İbni Sina¸ Biruni¸ Harezmi vb.) eserleri ve çevirilerinin içerisinde yer alır. Böylece İslâm medeniyeti kendi coğrafyasında büyük inkişaflara yol açarken diğer taraftan da Avrupa'yı etkilemiştir.
Türk tarihinde millî¸ dinî ve insanî duygulara dayanan bir cihan hakimiyeti mefkuresinin askerî ve siyasî kudretle yayılırken manevî kudret ve kuvvetin daha net bir şekilde coğrafyaları etkilediğini söyleyebiliriz. Öyle ki Hazreti Muhammed (s.a.v)'in getirdiği ilahî ruh ve İslâm düşüncesinin kudreti tüm insanlar üzerinde o kadar etkili olmuştur ki Hatemü'l Enbiya'nın takipçileri olan mürşitler¸ şeyhler¸ âlimler ve dervişler bu manevî kudretle tüm sahaları İslâmlaştırırken siyasi otoritelerin desteğiyle de dünyayı etkileyen ve etkilemekte olan İslâm medeniyetinin ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Selçuklu ve Osmanlı Türkleri de İslâmî kudret ve manevî amillerle dünya medeniyetine öncülük yapmışlardır. Öyle ki dünya milletleri İstanbul'u 2007 Dünya Medeniyetleri başkenti olarak kabul etmişlerdir.
Osmanlı Devleti'nin oluşturduğu medeniyetin tüm hücrelerinde İslâm medeniyetinin izleri bulunmaktadır. Osmanlı'nın yükselmesini sağlayan İslâm medeniyeti bu Türk devletini dünya medeniyetlerinin içerisinde çok önemli bir yere taşır. Tabii olarak kurmuş oldukları şehirler¸ yapmış oldukları eserler¸ yetiştirmiş oldukları bilginler ve yaşayış şekilleri ile sosyal ve siyasi hüviyetleri bunları göstermeye kafidir. Osmanlı Devleti manevî kudret kaynakları¸ maddî hizmetleri¸ idaresinde yaşayan çeşitli kavim¸ din ve mezhepler arası ahengi¸ siyasî istikrarı ve sosyal dengesi ile dünya medeniyetlerini derinden etkilemiştir. Bu etkinin temeli ise İslâm medeniyetidir. Hazreti Muhammed (s.a.v)'in oluşturduğu ilahî ruh ve manevî nüfuz ile tarihi etkileyen İslâm âlimleri¸ mürşitleri ve siyasî liderlerinin işbirliği ile mükemmel ve müthiş bir dünya medeniyeti ortaya çıkmıştır. Bu medeniyetin etkilerinin tüm coğrafyalarda¸ sosyal hayatta¸ dünya nizamının bütün parçalarında görmemiz mümkündür. Bu medeniyet net olarak sağlıklı toplumlar ve kâmil insanların ortaya çıkmasında derin izlere sahiptir.

Sayfayı Paylaş