İHRAMCIZÂDE İSMAİL HAKKI TOPRAK (K.S) EFENDİ SEMPOZYUMU

Somuncu Baba

“4 Ekim 2009'da Sivas'ta düzenlenen sempozyumun bir bölümünde Hulûsi Efendi
anlatılıyordu. Bu ise ancak Allah'ın bir lütfu büyüklerin himmeti olsa gerek. Allah
dostlarının muhabbeti tüm insanları¸ sevenleri birleştiriyor kaderin tecellisi ne güzel
ortaya çıkıyor¸ büyüklerin himmet ve bereketi açıkça görülebiliyordu. İhramcızâde
Hazretlerinin vefatının 40. yılında bu sempozyum düzenlenmiş¸ onun hizmetleri dile
getirilmişti. Temennimiz sempozyumun mutat olarak her yıl gerçekleştirilmesi¸
bu vesile ile insanlarımıza Allah dostlarının tanıtılması ve anlatılmasıdır.”

4 Ekim 2009 tarihinde Sivas Belediyesi tarafından “İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Sempozyumu” düzenlendi. Sivas Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen sempozyuma 21 akademisyen konuşmacı olarak katılırken çok sayıda seveni¸ muhibbanı sempozyuma iştirak etti. Sempozyumu düzenleyen Sivas Belediyesi nezdinde Belediye Başkanı Doğan Ürgüp ile Sivas Valisi Ali Kolat Bey'in konuşmaları bu organizenin çok güzel geçeceğinin habercisi idi. Sempozyum;  saygı duruşu¸ İstiklal Marşı ve Kur'an'ı Kerim tilaveti ile başladı. Sempozyumun koordinatörü düzenleme kurulu ve danışma kurulu çok güzel bir çalışmaya imza atmışlardı.


Sempozyum dört oturum halinde oldu¸  sabahleyin 09.00 da başladı¸  akşam 19.00'a kadar devam etti.  Yoğun dinleyici ilgisiyle konuşmacılar ayrı bir neşe buldu¸  hiç bir kopma olmadan sonuna kadar bu ilgi devam etti. Bir konuşmacının ifade ettiği gibi adeta oraya İhramcızâde Hazretlerinin ruhanî teşrifi gerçekleşmiş ve sempozyum çok güzel bir hava içerisinde geçmişti.


Dört oturum halinde tertiplenen sempozyumda oturum başkanlıklarını Prof. Dr. Bilal Kemikli¸ Prof. Dr. Bilal Yücel¸ Pof. Dr. Hüseyin Akkaya ve Prof. Dr. Ali Akpınar yaptı.


Sempozyum düşüncesi ortaya çıktığında Sivas'tan bir heyet Darende'ye gelerek¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı H. Hamidettin Ateş Efendi ile görüşmüşlerdi. İhramcızâde Hazretleri ilgili bir sempozyum düşündüklerini söylemişler¸ destek istemişlerdi. Vakıf Başkanımız¸  “Konu İhramcızâde Hazretleri olunca akan sular durur¸ elimizdeki bilgi¸ belgi ve dokümanları sizlerle paylaşır¸  tüm gayretlerinizi ve çalışmalarınızı destekleriz. Siz de sempozyumu Ekim ayında yaparsınız. Ekimde ekim işi gerçekleşsin ki hasatta verimli olsun” buyurdular. Gerçekten sempozyum 4 Ekim tarihinde olmuş hasadında hemen ortaya çıktığı görülmüştü. Bu bağlamda sempozyumda tüm emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkürü bir borç biliriz.


Sivas'taki bu sempozyum bize Darende'deki Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyumlarını hatırlattı. 1991'de düzenlenen sempozyumda Doç. Dr. Selçuk Eraydın¸  İhramcızâde Hazretlerini anlatmıştı. 2009'da Sivas'ta düzenlenen sempozyumun bir bölümünde ise Hulûsi Efendi anlatılıyordu. Bu ise ancak Allah'ın bir lütfu büyüklerin himmeti olsa gerek. Allah dostlarının muhabbeti ise tüm insanları sevenleri birleştiriyor kaderin tecellisi ne güzel ortaya çıkıyor büyüklerin himmet ve bereketi açıkça görülebiliyordu. İhramcızâde Hazretlerinin vefatının 40. yılında bu sempozyum düzenlenmiş¸ onun hizmetleri dile getirilmişti. Temennimiz sempozyumun mutat olarak her yıl gerçekleştirilmesi¸ insanlarımıza Allah dostlarını anlatmak olmalıdır.


Sempozyuma katılan akademisyenlerin tüm konuşmalarını yazımıza alabilmemiz mümkün değildir. Ancak başından sonuna kadar hepsi güzeldi. Güzel şeyler anlatıldı¸ güzellikler ve güzel insanlardan bahsedildi. Doç. Dr. Ünal Kılıç “Arap Şeyh”i Dr. Yüksel Göztepe “Mur Ali Baba”yı¸ Fatih Çınar “Mustafa Hâki Efendi”yi anlattı.


Mustafa Hâki Efendi ve İhramcızâde Hazretleri ile ilgili güzel bir hatırayı onların anısına nakletmeden geçmeyelim. “İsmail Hakkı Efendi (k.s)¸ annesinin üstadını ziyarete gideceği bir seferde ona eşlik etmiş ve Hâkî Efendi (k.s) ile karşılaşmaları bu ziyaret vesilesiyle olmuştur. Hâkî Efendi¸ ihvanları ile sohbet ederken İsmail Efendi huzura gelir. Hâkî Efendi; ‘Siz Hacı Hanım'ın oğlu musunuz?' diye sorar. İsmail Efendi¸ ‘Evet¸ Efendim' der. Hâkî Efendi¸ İsmail Efendi'ye nazar eder.' İsmail Efendi¸ bu nazarın etkisini şu sözlerle izah etmişti: ‘Gardaşlarım! O an bana bir hâl oldu. Üstadım bana bir nazar etti ki¸ ne olduğunu bilemedim. O heyecanı tarif edemem. Efendim¸ bana o soruyu sorarken ellerimin yeşil bir renk aldığını gördüm. İşte o anda manevî bir haz hissettim. Gözüm¸ elim mürşidim oldu. O ben oldu ben o oldum.”


 Yrd. Doç. Dr. Ebûbekir Yücel İhramcızâde Hazretlerinin hayatını anlatırken Hulûsi Efendi Hazretlerine geniş yer verdi. İlk tanışma anlarını anlatırken tüm dinleyiciler duygulandı. Bu hatırayı şu şekilde nakledelim:  “İhramcızâde Hazretleri Darende'ye gelir ve Hacı Mustafa Efendi'nin evine gitmek ister¸  oraya Hulûsi Efendi götürür. Henüz yedi yaşındadır. Fakat bahçe aralarından götürünce büyük Pir ‘Oğul bizi nerden götürüyorsun' dediğinde ‘Yar yolundan Efendim' der. ‘Oğul yar yolu nedir?' dediğinde ‘Sevdiğine gidilen en kestirme yoldur.' cevabını verir. Gidilecek yere varıldığında İhramcızâde Hazretleri para vermek ister fakat Hulûsi Efendi himmet ister. ‘Oğul hem parayı hem himmeti al.' buyurur. Bunun üzerine Hulûsi Efendi'ye bir doğuş gelir ve şu beyitleri kaleme alır.


Can alıcı gözelerinin aldı beni bir nazarı


Onmayıcı derdü gama saldı beni bir nazarı…


 


Hulûsi Efendi ‘ne oluysa o anda oldu' buyurur.”


 


 Çünkü İhramcızâde Hazretlerinin bu nazarı her şeyi tamamlamıştır.  Tıpkı mürşidi Mustafa Hâki Efendinin kendisine yaptığı nazarı bizlere hatırlatır. İhramcızâde Hazretlerinin en büyük halifesi¸ yolun devamı olan Hulûsi Efendi mürşidi tarafından çok güzel ve mükemmel bir şekilde yetiştirilmiştir. Hulûsi Efendi de yolun gereklerini tüm hassasiyetiyle yerine getirmiştir.


 Prof. Dr. Ali Akpınar¸ “Kul Olarak İhramcızâde”  Prof. Dr. Ramazan Altıntaş¸ “İhramcızâde'de Ameli Ahlak”¸ A. Turan Alkan “Tanıdığım İhramcızâde”yi anlatırken o yaşadığı zamanı¸ öyle güzel bir üslupla anlatmıştı ki tüm dinleyiciler duygulandı. İhramcızâde Hazretlerinin mütevazılığı insana ve ihvana verdiği kıymet gözler önüne serildiği bu sahnede aslında söz bitiyordu. Adem Güçer “Tanıyanların Dilinden İhramcızâde”yi anlatırken¸ tüm izleyicileri sanki geçmiş zamana taşımış güzel hatıralarla İhramcızâde Hazretlerinin gönüllerdeki yerini bir kez daha dile getirmişti. Çünkü İhramcızâde (k.s) hayatını dolu dolu yaşamıştı.


 


Sempozyumun öğleden sonraki 3. oturumda da aynı heyecan devam ediyordu.  Oturum başkanı Prof. Dr. Hüseyin Akkaya'nın girizgâhından sonra¸ Prof. Dr. Ali Yılmaz¸  “Hulûsi-i Darendevi'de İhramcızâde” adlı tebliğini sundu.  Bu tebliğinden bir bölümünü okuyucularımızla paylaşmak istiyorum:


 “Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Dîvân'ında İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi hakkında hayli çok şiir bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmında bu zât-ı muhteremin ismi veya özellikle Karîbullâh lakabı açıkça yazılmış¸  bir kısmında ise işaret edilmiştir. Ben tebliğime bunların hemen hemen hepsini yazdım. Burada bunların hepsini sunmak elbette mümkün değil¸ ancak bu tebliğlerin basılacağını tahmin ediyorum¸ işte o basılı metinde bir arada bulunması bakımından faydalı gördüm ve yazdım.  Osman Hulûsi Efendi¸ İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi'yi Farsça yazdığı tarikat silsilesinde söyle zikretmektedir:


 


Be-ân hurşîd-i âlem-tâb Karîbullâh-ı İhrâmî


Celîlü'l-menkabet hem âlî-hemmat-râ cihân meşhûr”


 


Prof. Dr. Mehmet Akkuş ise¸ “Hulûsi Efendi'nin Mektubatında İhramcızâde” adlı tebliğini sunarken üç mektuptan örnekler vererek günümüz Türkçesine çevrisini yapmış ve oldukça etkileyici bir sunum olmuştur.  Prof. Dr. Abdullah Kahraman¸  “İhramcızâde'nin Şiirlerinde Peygamber Sevgisi” adlı tebliğinin özetini sunmuştur. Araştırmacı-Yazar Musa Tektaş'ın sunumu oldukça güzel olmuş¸ sunuma başlarken oturum başkanından da izin alarak Hulûsi Efendi (k.s)'nin İhramcızâde (k.s) ile ilgili yazdığı bir kasidesini ilahi tarzında okumasından katılımcılar ve izleyicilerin bir bölümü etkilenmiş ve gözyaşlarını tutamamıştı. Okunan kasidenin ilk iki beyti şu şekildedir:


 


Cân mürgünün ezkârı dîdâr-ı Karîbu'llâh
Her demdeki efkârı dîdâr-ı Karîbu'llâh


 


Almış ezelî varın kılmış ana ikrârın
Görmüş gül-i ruhsârın dîdâr-ı Karîbu'llâh…


 


Araştırmacı-Yazar Musa Tektaş¸ Hulûsi Efendinin gençliğinde rahatsızlanması üzerine İhramıczâde'nin “Evladımız Hulûsi'yi Sivas'a götürür gerekirse gömleğimizi satarak tedavisini yaptırırız”  buyurduğu menkıbeyi anlatırken aralarındaki sevgi ve muhabbeti dile getirdi. Bu hatıra ise tüm dinleyicileri duygulandırdı sevgi ve muhabbetin mükemmelliği karşısında imrenerek dinlendi. Tektaş şöyle devam etti. “Bir defasında da Kangal Müftüsü bir gün İsmail Hakkı Toprak (k.s)'yi ziyaret ettiğinde ‘Efendim Darende'de Hulûsi Efendi (k.s) ile görüştük. Ne mesele sorduk ise hepsini deliller getirerek cevapladılar¸ hem de kitapları öyle açtılar ki bir iki yaprak farkı ile sayfaları açarak önümüze serdiler. Bu nasıl iştir hayrette kaldım.'  der. İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s) cevaben; ‘O da bizim talebemiz¸ onu biz yetiştirdik¸ buyurmuşlardır.'


Hulûsi Efendi¸ Dîvân'ında bulunan birçok şiirinde İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi'yi zikretmektedir. Bir sohbet esnasında İsmail Hakkı Efendi; ‘Hulûsi Efendi oğlumuz¸ şiirlerini Allah ve Resulüne yazmışlardır. Ancak yol bizden geçtiği için edeben bizim ismimizi de zikretmişlerdir' buyurarak tevazu göstermişlerdir.”


  Prof. Dr. Necmettin Tozlu¸ “Bir Terbiyeci Olarak İsmail Hakkı Toprak”¸ Doç. Dr. H. İbrahim Şimşek¸  “Tasavvufi Kişiliği ve Manevî Şahsiyeti”¸ Doç. Dr. Şevket Topal¸ “İsmail Hakkı Toprak İrşadında Kötülük Yollarının Kapatılması Bağlamında Azimet Ruhsat İlişkisi”¸ Doç. Dr. M. Doğan Karacoşkun “Günümüz İnsanın Problemlerine İhramcızâde'nin Çözüm Önerileri”¸ Araştırmacı-Yazar Müjgan Üçer “İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak'ın Sivas Ulu Camiini İhyası” adlı tebliğleri oldukça güzel hazırlanarak sunulmuştu.


 Oturum başkanlarının oturumları çok güzel idare etmeleri¸ konuya paralel hatıralar ve şiirler okumaları gerçekten etkileyici oldu. Konuşmacılardan birisinin “İhramcızâde Hazretlerinin en büyük halifesi Hulûsi Efendi'dir. Yol oradan devam etmektedir.  Emanetlerde özel bir yerde muhafaza edilmektedir.” ifadesi bizleri memnun etti. Sempozyumun bitimi ile birlikte Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı ve Doç. Dr. Alim Yıldız tarafından bir değerlendirme yapıldı.


 Doç Dr. Alim Yıldız koordinatör olarak programı düzenlemesindeki başarıyı değerlendirmeye de yansıttı. Değerlendirmesinde¸  İhramcızâde Hazretlerinin Sivas İmam Hatip lisesini yaptırdığını¸ oradan yetişen pek çok konuşmacının sempozyumda onu anlatmalarının tesadüfî olmadığını dile getirdi.

Çok başarılı bir sempozyumu izlerken zamanımızı çok güzel değerlendirmiş olduk. Bu büyük şahsiyetlerin ise sık sık anılmasının gerekliliği gözlendi. Bizler de sempozyumu düzenleyenler¸ tebliğciler ve katılımcılara teşekkür ediyor;  Sivas şehrini İhramcızâde Hazretlerinin şahsında muhabbetle selamlıyoruz. Başarılı hizmetlerin devamı için Cenab-ı Allah'tan niyazda bulunuyoruz…

Sayfayı Paylaş