İHRAMCIZÂDE İSMAİL HAKKI EFENDİ VE ARAP ŞEYH

Somuncu Baba

İsmail Hakkı Efendi¸ hem ailelerinin yakın ilişkisi hem de manevî kılavuzluğundan istifade etmek için Arap Şeyh'in sohbetlerine devam etmiş birisidir. İsmail Hakkı Efendi'nin hayatında Arap Şeyh çok önemli bir yere sahiptir. Her şeyden önce İsmail Hakkı Efendi¸ ilk manevî tecrübelerini Arap Şeyh'in sohbetlerinde kazanmıştır. Onun gibi giyinmeye¸ onun gibi oturup kalkmaya ve yine onun gibi hayatına yön vermeyi arzulamıştır. Arap Şeyh¸ İsmail Efendi'deki manevî olgunluğu kısa sürede fark etmiş ve onu ‘Evladım! Senin nasibin bizde değil. Sen Tokatlı Hacı Mu

İsmail Hakkı Efendi¸ maddî ve manevî gelişimi için birçok büyük isimden istifade etmiştir. Onun çocukluğunda¸ sohbetine katıldığı ve ömrü boyunca hizmet anlayışını örnek aldığı isimlerden birisi de halk arasında ‘Arap Şeyh' olarak tanınan Abdullah Haşim el-Mekkî'dir. İsmail Hakkı Efendi'nin edep¸ ahlak¸ ilim ve irfan membaından istifade ettiği Arap Şeyh¸ 1 Temmuz 1829 tarihinde Mekke'de dünyaya gelmiş ve doksan üç yaşında 13 Ekim 1922 tarihinde Sivas'ta vefat etmiştir.  Asıl ismi Abdullah olan Arap Şeyh¸ doğduğu yere nispetle ‘Mekkî'¸ Hz. Hüseyin'in (r.a.) soyundan geldiği için ‘Seyyid'¸ Hz. Peygamberin (s.a.v.) kabilesi olan Haşimoğullarına müntesip olduğu için ‘el-Hâşimî'¸ Rifâî tarikatını temsil ettiği için ise ‘er-Rifâî' nisbesi ile tanınmıştır.  Arap Şeyh'in annesi Havva Mehri Hanım¸ babası ise Es-Seyyid Eş-Şeyh Muhammed Azim el-Hâşimî el-Mekkî es-Sayyadî er-Rifâi'dir.  Arap Şeyh'in Fatma Hanım ile evliliğinden Seyyid Muhammed Ragıp Efendi dünyaya gelmiştir.  Halime isimli ikinci eşinden ise Seyyid Ahmed Sirâceddîn Efendi ve Fatma Hanım isimli iki çocuğu dünyaya gelmiştir.


Babasının gözetiminde seyr u sülûkünü tamamlayan Arap Şeyh¸ Rifâî-Sayyadî¸ Kâdirî¸ Bedevî¸ Şâzelî¸ Sâdî¸ Nakşî ve Mevlevî tariklerinden de icazet almıştır. Daha sonra Medine-i Münevvere'de Hasan er-Rifâi ve Sâlim er-Rifâî'den Rifâî-Sayyadî üzere birer hilafet daha almıştır. On yedi yaşında Hicaz bölgesinden ayrılan Arap Şeyh¸ muhtemelen Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın tavsiyesi ile Afganistan'a gitmiş ve burada yirmi yıl irşad faaliyetlerini sürdürmüştür. Afganistan'dan İstanbul'a dönen Arap Şeyh¸ padişah tarafından ‘Şeyhü'l-Ekber' şeklinde vasıflandırılarak büyük bir ilgi ile karşılanmıştır.  Kaynaklarımızda nakledilen bilgilerden Arap Şeyh'in Sivas'a teşrif etmeden önce Anadolu'nun çeşitli yerlerinde irşad faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir müddet sonra tekrar İstanbul'a dönen Arap Şeyh¸ padişah tarafından Sivas'ta alevi-sünni gruplar arasında yükselen tansiyonu düşürmesi için görevlendirilmiştir.  1876 yılında Sivas'a gelen Hazret¸ Paşabey Mahallesi'nde irşad faaliyetlerine başlamış ve 1884 yılında bu mahallede bir Rifâî Tekkesi inşa ettirmiştir.  Arap Şeyh¸ 27 Kasım 1913 tarihinde burayı vakıf haline getirmiştir. 


‘İttihâd-ı Muhammedî Cemiyeti'ne üyeliği nedeniyle Mekke'ye sürgüne gönderilen Arap Şeyh¸  burada bulunduğu süre içerisinde ekonomik yönden sıkıntılı günler geçirmiştir. Eşinin de Sivas'ta vakıf gelirlerine ek olarak el işleri yapıp satmak suretiyle dergâhın hizmette kalmasını sağladığı nakledilmektedir.  Torunlarından edinilen bilgiye göre Arap Şeyh¸ yedi yıl Mekke'de kalmış ve I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Sivas'a dönme imkânı bulmuştur. 


Sivas Kongresi ve Arap Şeyh


Uzun bir müddet Sivas'tan ayrı kaldıktan sonra tekrar tekkesine ve sevenlerine kavuşan Arap Şeyh¸ ilerlemiş yaşına rağmen milli mücadele içerisinde olan Anadolu insanını can-ı gönülden desteklemekten geri durmamıştır. O¸ Anadolu'daki yerel hareketlerin resmi bir hüviyet kazandığı¸ bütün dünyaya manda ve himayenin asla kabul edilemeyeceği mesajının verildiği ve Anadolu'daki milli mücadele taraftarlarının bir şemsiye altında toplandığı Sivas Kongresi'ne destek veren isimlerden birisi olmuştur. Arap Şeyh¸ bu desteğini Mustafa Kemal Paşa'yı Sivas'ta bulunduğu süre içerisinde dergâhında misafir ederek¸ düzenlenen bir suikasttan kurtulmasına vesile olarak¸ kongrenin düzenlendiği binanın eşya ihtiyacının bir kısmını dergâhından karşılayarak¸ yine kongre üyelerinin yemek ihtiyaçlarının bir kısmını temin ederek ve kongre üyelerinin birçoğu Sivas'tan ayrıldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa ile fotoğraf çektirerek göstermiştir. 


Bu fotoğraftan hareketle Arap Şeyh'in kongreye ‘Sivas Temsilcisi' olarak katıldığı yönünde bir bilgi nakledilmektedir. Hâlbuki Sivas Kongresi ile özdeşleşen bu ve benzeri fotoğraflarda delege veya Heyet-i Temsiliye üyelerinden bir kısmı bulunmakla beraber çoğunluğunu Sivas'ın saygın kimselerinin¸ diğer ziyaretçilerin ve Mustafa Kemal Paşa'nın beraberindeki çalışma arkadaşlarının oluşturduğu görülmektedir. Arap Şeyh de kongreye olan desteğini ifade etmek için iki fotoğrafta Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yer almış kanaat önderlerinden birisidir. Kendisi ‘Sivas Temsilcisi' olarak kongreye katılmış bir isim değildir. Kongre tutanaklarında ve kongre temsilcileri arasında Arap Şeyh'in ismi geçmemektedir.  Ayrıca Sivas¸ altı doğu ilinden birisi olarak¸ Sivas Kongresi'nde Heyet-i Temsiliye tarafından temsil edilmiştir ve bu nedenle Sivas Kongresi'nde Sivas Delegesi yer almamıştır. 


Sonuç


İsmail Hakkı Efendi¸ hem ailelerinin yakın ilişkisi hem de manevî kılavuzluğundan istifade etmek için Arap Şeyh'in sohbetlerine devam etmiş birisidir. İsmail Hakkı Efendi'nin hayatında Arap Şeyh çok önemli bir yere sahiptir. Her şeyden önce İsmail Hakkı Efendi¸ ilk manevî tecrübelerini Arap Şeyh'in sohbetlerinde kazanmıştır. Onun gibi giyinmeye¸ onun gibi oturup kalkmaya ve yine onun gibi hayatına yön vermeyi arzulamıştır. Arap Şeyh¸ İsmail Efendi'deki manevî olgunluğu kısa sürede fark etmiş ve onu ‘Evladım! Senin nasibin bizde değil. Sen Tokatlı Hacı Mustafa Hâkî Efendi'ye git.' diyerek Mustafa Hâkî Efendi'ye yönlendirmiştir. İsmail Hakkı Efendi¸ ömrü boyunca Arap Şeyh'i hayr ve dua ile yâd etmiş¸ onun hayat kıstaslarından gerektiği şekilde istifade etmeye çalışmıştır. Onun hayatından İsmail Hakkı Efendi'ye ilham kaynağı olan ve aynı zamanda günümüze de yön verecek nitelikteki şu önemli mesajları çıkarmak mümkündür:


Arap Şeyh¸ iyi yetişmiş bir derviş ve âlim aynı zamanda da müşfik bir babadır. O¸ dünya ve ahireti anlamlı hale getirecek bu üç önemli unsur ile hayatına yön vermiş ve bizlere de bu unsurların hayatımızdaki önemini bir daha düşünmemizi lisan-ı hali ile telkin etmiştir. Hayatının büyük kısmını memleketinden ayrı geçiren ve idealleri uğruna her şeyini terk edip bütün tehlikelere göğüs gererek hayatını idame ettiren Arap Şeyh¸ bu noktada kararlı olmanın ne denli önemli bir tavır olduğunu da bizlere göstermiştir. Arap Şeyh ve onun gibi manevî değerleri uğruna ömürlerini harcayan kahraman ruhlu insanların büyük fedakârlıkları sayesinde kazanılan bir vatan üzerinde yaşadığımızı hatırlayacak olursak onlara duyduğumuz minnettarlığın bir kat daha arttığını görürüz. Yaşının ilerlemesine rağmen Sivas Kongresi'ne destek vermesi¸ kongrenin başlangıcından sonuna kadar fizikî ihtiyaçları ile olduğu kadar kongrenin halkın birlik ve beraberlik içerisinde mücadele vermesi noktasında sağlayacağı motivasyonu temin etmesi için de elinden geleni yapması bizler için önemli bir mesajdır. Bizler¸ onun bu tavrından¸ hangi işle hangi amaçla uğraş verirsek verelim maddî şartları gözettiğimiz kadar manevî unsurları da gözetmemiz gerektiği sonucunu çıkarmalı ve ona göre hareket etmeliyiz. Çalışmamızı¸ Arap Şeyh ve onun gibi çile ile yoğrulmuş hayatlarıyla aramızda yaşamaya devam eden kahramanlarımızı layık oldukları şekilde tanıyabilme temennisi ile noktalamak istiyoruz.

Sayfayı Paylaş