HAZRETİ MUHAMMED (S.A.V.)'DEN GÜNÜMÜZE KUTSAL EMANETLER NA'LEYN-İ SAADET

Somuncu Baba

“Peygamberimizin ayağına değen pabuç değil¸ pabucuna dokunan tozlar baş tacıdır. Nitekim Mekke ve Medine de hizmet gören ferraşların süpürgelerinden dökülen çöp parçacıklarını Osmanlı Padişahları başlarına taç yapmışlardır.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yaşadığı bölgenin iklimine uygun olarak sandalet tarzı ayakkabılar giymiştir. Parmak arasından geçen ve bilekten kavrayan kayışları olan bu ayakkabılar “Na'leyn-i Saadet” ismiyle anılır.


Hadis kaynaklarında belirtildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) sandalet tipi ayakkabılar kullanmıştı. Hicaz Bölgesi'nin sıcak iklimine ve kumlu arazisine son derece uygun olan bu ayakkabıların tekine “nal”¸ çiftine ise “na'leyn” ismi verilir. Na'leynin taban kısmı¸ birkaç kat tabaklanmış deri ya da köselenin dikilmesiyle oluşur. Ayağı bilekten ve üstünden kuşatan kayışların yanı sıra biri başparmakla yanındaki parmak¸ diğeri de orta parmakla onun yanındaki parmak arasından geçen iki tane bandın bulunması en bariz özellikleridir. Ayağı kavrayan kayışlar şirak¸ parmak aralarından geçen bantlar ise kıbâl ismini taşır. İmal edilişlerindeki ustalık ile dikkat çeken Na'leyn-i Saadetlerin modeli hadis kay­naklarında ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Abdullah İbni Ömer (r.a.) ise kendisine yöneltilen “Görüyorum ki¸ siz daima¸ iyice tabaklanmış deriden mamul pabuçlar (sebtiyye) giyiyorsunuz.” sorusuna “Ben Rasulullah (s.a.v.)'ın tüysüz deri ve köseleden mamul pabuç giydiklerini ve onlar mübarek ayaklarında iken abdest aldıklarını bizzat gördüm. Ben de her hâlimde Efendimize uymak için bu cins pabuç giymeyi seviyorum.” cevabını vermektedir. Bu soru ve cevap tarzı ashabın zevklerini bile sünnete göre ayarladıklarını ifade ettiği kadar Rasulullah (s.a.v.)'ın o dönemde kaliteli bir tarz olan ayakkabılar kullandığını da gösteriyor. Rivayetler arasında tevazu madeni olan Allah Rasulü (s.a.v.)'nün ayakkabılarını kendisinin tamir ettiği¸ pabuçlarından bir çiftinin Enes bin Malik (r.a.) tarafından muhafaza edildiği bilgileri de bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin Şemaili isimli eserinde Rasulullah (s.a.v.)'ın pabuçları konusuna geniş yer veren Prof. Dr. Ali Yardım bu rivayetleri şöyle özetliyor:


Hazret-i Peygamber (s.a.v.)'in na'leynin yanı sıra Hicaz'da kullanılması yaygın olmayan “huff” tarzı kapalı ayakkabılar giydiği de bilinmektedir. Giydiği hufflardan birisi Habeşistan hükümdarı Necaşi¸ diğeri de ashabdan Dihyet'ül Kelbi tarafın­dan hediye edilmiştir.


Hazreti Peygambere ait ayakkabılara Na'l-i Saadet denildiği gibi Osmanlı döneminde Paşmak-ı Şerif ismiyle de anılırdı. Topkapı Sarayı'nda üç adet Na'l-i Saadet ile bir ta­ne Hazret-i Peygambere ait olduğu belirtilen yemeni tipinde kapalı model­de ayakkabı muhafaza edilmektedir. Na'l-i Saadetlerden bir tanesi Abbasi soyun­dan Derviş Muhammed isimli bir şahısta iken 1872 yılında sahibinden alınarak İstanbul'a getirilmiştir¸ İstanbul Millet Kütüphanesi Manzum Eserler Bölümü'nde 1407 nu­marayla kayıtlı bulunan ve Dervişzade Hafız Saadettin tarafından kaleme alınan 235 beyitlik Na'l-i Rasul Manzumesi bu yolculuktan bahsetmektedir. Bu manzumeden bazı beyitler şu şekildedir.


Evvelâ nâm-ı Hüdâ-yı ey Kadîm


Bî zeyâl ü bî mekân ü ey mukîm…


 


Görücek biz ânı efgân eyledik


Na'l-i Pâk'i seyredüben gözledik…


 


Böyle oldu mucizât-ı Na'l-i Pâk


Ver salevât tâ vücûd olunca hâk…


 


Muhtasarca bunda hatm oldu kelâm


Mucizât-ı Na'l-i Pâk'e vesselâm


 


Halk arasında Hazret-i Peygamber (s.a.v.)'in Na'l-i Saadet ya da Paşmak-ı Şerif is­mi verilen pabuçlarını temsil eden şekillerin bulunduğu evlerin¸ Hazret-i Peygam­ber (s.a.v.) hürmetine maddî-manevî birçok musibetlerden korunacağına inanılır.  Bu yüzden Na'leyn-i Şerifeyn'i temsil eden çizimlere ya da bunların baskı kopyalarına çok sayıda insanın ev ve iş yerlerinde sürekli rastlana gelmiştir. Bu tarz çizimlerden biri üzerinde yer alan ibareler şu şekildedir.


“Muhammed (s.a.v.)'in na'li kâinatın başı üzerindedir


Bütün halk onun gölgesi altında yücelmiştir


Ben Mustafa (s.a.v.)'nın na'linin misaline hizmet ettim


İki cihanda da onun gölgesi altında yaşamak için


Sa'd ibni Mes'ud onun na'linin hizmetindeydi


Ben de onun misalindeki hizmetimle mesudum


Tur'da iken Musa (a.s)'ya na'lini çıkart diye nida edildi


O'nun (s.a.v.) na'line ise arş üzerinde bile çıkartmaya izin verilmedi”


Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ait bir pabuç¸ tekkelerin kapatılmasından evvel İstanbul'un Haseki semtindeki bir tekkede Veysel Karanî Hazretleri'ne ait külâhla birlikte muhafaza edilmektedir. Bu sebeple söz konusu tekke halen Paşmak-ı Şerif Tekkesi adıyla anılmaktadır. Rasulullah (s.a.v.)'ın bir diğer ayakkabısı ise dedeleri Mekke'de kadılık yapan Tırnakcızade ailesi tarafından Hırka-i Şerif Vakfı'na bağışlanmıştır.
H
ırka-i Saadet Dairesi'nde Na'l-i Şerif şekli hazırlamak için tahtadan oyulmuş¸ üzeri yazılarla süslü bir de baskı kalıbı bulunmaktadır. Bu kalıbın yuvarlak topuk kıs­mı bir miktar farklılık arz etse de ön kısmı¸ büyüklük ve şekil itibariyle 21/528 numa­ra ile muhafaza edilen Na'l-i Saadet'in aynıdır. Evliya Çelebi'nin¸ Yavuz Sultan Selim'in Mısır'dan getirdiği emanetler arasında zikrettiği şimşir ağacından Na'lın-ı Sa­adet¸ büyük ihtimalle bu kalıp olmalıdır. Kalıbın üzerindeki yazıların tarzı ve doğu sanatından motifler de bunu desteklemektedir.


Yine 'Nakşı Kadem' adıyla muhafaza edilen Mısır Memlûk Devri'ne ait bir alem de Na'l-i Saadet şeklindedir. Alemin üzerinde gümüş kakma ile yazılar vardır. Bun­lardan başka Topkapı Sarayı Silahlar Bölümü'nde bulunan Osmanlı dönemine ait bazı sancak alemleri de form itibariyle Na'l-i Saadet şeklindedir. Paşmak-ı Şerif modellerinin aksettiği bir diğer malzeme de alemler. Hülya/Turgay Tezcan tarafından hazırlanan Türk Sancak Alemleri isimli kitapta yer alan Osmanlı alemleri ile Paşmak-ı Şerif arasında kolaylıkla farkedilen bir benzerlik var. Kitapta¸ Topkapı Sarayı'nda Osmanlı padişahlarına ait bu tarzda beş tane Osmanlı alemi olduğu belirtiliyor ve formu hakkında 'Boğumlu bir elips şeklindedir' bilgisi veriliyor. Söz konusu alemlerin Na'l-i Şerif modelinde yapılmış olabileceğini belirten Mukaddes Emanetler Bölüm Şefi Hilmi Aydın¸ şimdiye kadar hiçbir sanat tarihçisinin bu hususa dikkat çekmediğini ifade ediyor. Aydın¸ Mısır Memlük devrine ait bir alemin Mukaddes Emanetler arasında 'Nakş-ı Kadem' olarak muhafaza edildiğini de ekliyor. Anlaşılan¸ Memlüklerden Osmanoğullarına pek çok İslâm hükümdarı¸ sancaklarını Allah Rasulü (s.a.v.)'nün Paşmak-ı Şerifiyle taçlandırmayı şeref bilmiş.

Âlemlere rahmet olarak
gönderilen Hazret-i Peygamber (s.a.v.)… Ayağına değen pabuç değil¸ pabucuna dokunan tozlar baş tacıdır. Nitekim Mekke ve Medine de hizmet göre ferraşların süpürgelerinden dökülen çöp parçacıklarını Osmanlı Padişahları başlarına taç yapmışlardır.  Bir de Hazreti Peygamberi (s.a.v.) ve O'nu sevip tanıyanları tanıyabilsek¸ anlayabilsek ne kadar güzel olurdu.

Sayfayı Paylaş